Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

 

  1. GİB Tarafından Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet Üzerinden Satışında Esnaf Muaflığı Rehberi Yayımlanmıştır

 

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından, evlerde üretilen ürünlerin internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satışına ilişkin esnaf muaflığı uygulaması hakkında hazırlanan “Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet Üzerinden Satışında Esnaf Muaflığı Rehberi” (“Rehber”) GİB’in resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Kamuoyu Duyurusu’na göre;

  • Evlerinde imal ettikleri ürünleri işyeri açmaksızın ve sanayi tipi ya da seri üretim yapabilen makine ve ekipman kullanmaksızın internet üzerinden satan kişiler için esnaf muaflığı uygulaması yürürlüğe girmiştir.
  • Bu kapsamda, evlerde el emeği ile üretilen ve internet gibi elektronik ortamlar üzerinden satışı yapılan ürünlerin ticaretinde vergi muafiyeti tanınmaktadır.
  • Esnaf muaflığı kapsamında değerlendirilebilecek ürünlerden bazıları şunlardır:
    • Havlu, örtü, çarşaf, çorap
    • Halı, kilim, dokuma mamulleri
    • Kırpıntı deriden üretilen mamuller
    • Örgü, dantel, nakış işleri
    • Hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça
    • Yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri
    • Tarhana, erişte, mantı gibi ev yapımı gıda ürünleri
  • Muafiyetten yararlanmak isteyen kişilerin, banka veya ödeme kuruluşları aracılığıyla tahsil edilen bedeller üzerinden %4 oranında tevkifat yapılması suretiyle gelir vergisini ödemesi gerekmektedir.
  • Belge düzeni açısından, internet üzerinden yapılan satışlara ilişkin bedel tahsilatlarında, vergi mevzuatı uyarınca ayrıca fatura veya fiş düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.

Bu çerçevede;

  • Evde üretim yapan kişilerin yıllık satış hasılatının belirlenen sınırı (2025 yılı için 3.100.000 TL) aşmaması,
  • Seri üretim veya sanayi tipi makineler kullanmaması,
  • Ürünlerin bizzat kendileri tarafından ev ortamında üretilmesi,
    gibi şartları taşıması gerekmektedir.

GİB’in konuya ilişkin duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Rehber’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tarafından Hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 87) Yayımlamıştır

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (“Bakanlıklar”) tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 87) (“Tebliğ”) 09 Ağustos 2025 tarihli ve 32981 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 

Tebliğ’de özetle şu hususlara yer verilmiştir:

  • 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca, binalar için vergi değeri; Bakanlıklar tarafından müştereken tespit ve ilan edilen bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri ile arsa veya arsa payı değerlerinin tespiti esas alınarak hesaplanacaktır.
  • 2026 yılı için geçerli olan bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, Bakanlıklarca ortaklaşa belirlenmiş ve Tebliğ’in ekindeki cetvelde yayımlanmıştır.
  • Tebliğ hükümleri, 2026 yılında uygulanacak emlak vergisi hesaplamalarında esas alınacaktır.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. 

Tebliğ’in ekine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmıştır

 

6 Ağustos 2025 tarihli ve 10182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (“Karar”) ile “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yapılan düzenlemeyle birlikte, KOBİ tanımında yer alan mali sınırlar güncellenmiş, ciro üst limitleri artırılmıştır.

Yönetmelik’e göre:

  • KOBİ tanımı yıllık çalışan sayısı 250 kişiden az olan ve yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri bir milyar Türk lirasını aşmayan işletmeler şeklinde güncellenmiştir.
  • Orta büyüklükteki işletmeler, yıllık çalışan sayısı 250 kişiden az olan ve yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri bir milyar Türk lirasını aşmayan işletmeler olarak yeniden tanımlanmıştır.

Yönetmelik, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Tarafından Doğrudan Satışlar Hakkında Yönetmelik Yayımlanmıştır

 

Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından Doğrudan Satışlar Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”), 08 Ağustos 2025 tarihli ve 32980 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

 Yönetmelik ile doğrudan satış sistemi kapsamında faaliyet gösteren şirket ve kişilere yönelik çeşitli yükümlülükler ve sınırlamalar getirilmiş, tüketicinin korunması ve piyasa düzeninin sağlanması amaçlanmıştır.

Yönetmelik’te özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Doğrudan satış sistemi, tüketiciyle yüz yüze veya uzaktan doğrudan temas kurularak mal veya hizmet satışı yapılan bir yöntem olarak tanımlanmıştır.
  • Doğrudan satış sisteminde kazanç planı kapsamında prim, komisyon, teşvik gibi menfaat elde eden kişiler “doğrudan satıcı” olarak tanımlanmıştır.
  • Doğrudan satış faaliyeti yürütecek şirketlerin anonim veya limited şirket olması, en az 10 milyon TL ödenmiş sermayeye sahip bulunması ve Türkiye’de yerleşik bir bankada 3 milyon TL tutarında bloke hesap açması zorunlu hale getirilmiştir.
  • Doğrudan satış faaliyetinde bulunmak isteyen şirketlerin Ticaret Bakanlığından yetki belgesi alması zorunlu hale getirilmiştir.
  • Yetki belgesi başvurusu için ticaret sicil gazetesi, ortak ve yönetici bilgileri, bloke hesap dekontu, vergi levhası, kazanç planı ve diğer teknik belgeler sunulmalıdır.
  • Yönetmelik, ürün veya hizmet satışı dışında yalnızca kişilerin sisteme dahil edilmesine dayalı yapılara açıkça izin vermemekte; baskı, aldatıcı vaatler ve gerçeğe aykırı kazanç beklentilerinin sunulmasını yasaklamaktadır.
  • Doğrudan satış şirketleri, yıllık net satış gelirlerinin en fazla %50’sini doğrudan satıcılara sağlanan menfaatlere ayırabilecek; sisteme yeni katılanlardan elde edilen gelirler toplam menfaatin %30’unu geçemeyecektir.
  • 18 yaşından küçükler, fiil ehliyeti bulunmayanlar, şirket ortak veya yöneticileri ile bunların birinci derece yakınları doğrudan satıcı olarak sisteme dahil edilemeyecek kişiler olarak belirlenmiştir.
  • Sisteme giriş için üyelik ücreti, aidat veya yenileme adı altında ücret alınamayacak; zorunlu giriş paketi sunuluyorsa satılabilir nitelikte olmalı ve fiyatı makul düzeyde tutulmalıdır.
  • Doğrudan satıcılar diledikleri zaman sistemden ayrılabilecek, kullanılmamış ürünleri iade ederek 30 gün içinde bedel iadesi talep edebilecektir.
  • Tüketiciler, hiçbir gerekçe göstermeksizin 30 gün içinde cayma hakkını kullanabilecek; cayma bildiriminin ulaşmasını takiben tüm bedeller 30 gün içinde iade edilmek zorundadır.
  • Cayma hakkı bildirimi yazılı olarak ya da kalıcı veri saklayıcısı yoluyla yapılabilecek; eksik bilgilendirme hâlinde cayma süresi 1 yıla kadar uzayabilecektir.
  • Tüketiciye ek masraf yansıtılamayacak ve iade işlemleri ödeme yöntemiyle uyumlu olarak gerçekleştirilecektir.
  • Şirketlerin cayma hakkı, bilgilendirme, iletişim kanalları ve satıcı bilgilerini içeren bir sistem kurması zorunludur; tüketiciyle iletişim için sunulan telefon hattının yüksek ücretli olmaması gerekmektedir.
  • Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce faaliyette bulunan şirketler, 30 Ocak 2026 tarihine kadar yapılarını Yönetmelik’e uygun hale getirerek yetki belgesi başvurusunda bulunmak kaydıyla faaliyetlerine devam edebilecektir.

Yönetmelik’in 5’inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Yönetmelik’in diğer hükümleri ise Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Ticaret Bakanlığı Tarafından Aldatıcı ve Yanıltıcı Reklamlarla Mücadeleye İlişkin Basın Açıklaması Yapılmıştır

 

Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu (“Kurul”) tarafından 2025 yılının ilk yedi ayında aldatıcı, yanıltıcı reklam ve haksız ticari uygulamalara ilişkin yapılan denetim ve incelemeler sonucunda uygulanan yaptırımlara ilişkin basın açıklaması yapılmıştır.

Basın açıklamasında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • 2025 yılının Ocak-Temmuz döneminde toplam 970 dosya görüşülmüştür.
  • Görüşülen dosyalardan 875’inin aldatıcı reklam veya haksız ticari uygulama kapsamında mevzuata aykırı olduğu tespit edilmiştir.
  • Mevzuata aykırı bulunan bu dosyalar için toplam 156.856.697 TL idari para cezası ve yayın durdurma kararları uygulanmıştır.
  • 73 dosyada erişim engeli tedbiri kararı verilmiştir.
  • Temmuz ayında gerçekleştirilen 359 sayılı toplantıda 134 dosya değerlendirilmiş ve 122 dosya mevzuata aykırı bulunmuştur.
  • Denetimler kapsamında özellikle sağlık ürünleri, gıda takviyeleri, emlak ilanları, turizm tanıtımları, iletişim ve finans hizmetleri ile sosyal medya etkileyicilerinin dijital içerikleri sıkı takibe alınmıştır.
  • Söz konusu dosyalar için toplam 15.733.665 TL idari para cezası ve yayın durdurma kararları uygulanmıştır.
  • Üç dosya hakkında tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla erişim engeli tedbiri alınmıştır.

Basın açıklamasının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Kurum Katkısına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ (2010/1)’de Değişiklik Yapılmıştır

 

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“Kurum”) tarafından Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Kurum Katkısına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ (2010/1)’de Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (“Tebliğ”) 07 Ağustos 2025 tarihli ve 32979 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yayımlanan Tebliğ uyarınca Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı’nda yer alan teminat ve prim tutarları aşağıdaki şekilde güncellenmiştir:

  • Her bir olay için ödenecek azami teminat tutarları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:
  • 1. Grup: 1.000.000 TL
  • 2. Grup: 2.000.000 TL
  • 3. Grup: 3.000.000 TL
  • 4. Grup: 4.000.000 TL
  • Sözleşme kapsamında ödenecek toplam teminat tutarının azami sınırı 9.000.000 TL olarak belirlenmiştir.
  • Prim tutarları (4. Basamak) aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:
  • 1. Grup: 750 TL
  • 2. Grup: 1.500 TL
  • 3. Grup: 2.500 TL
  • 4. Grup: 3.000 TL

Tebliğ hükümleri, Kurum Başkanı tarafından yürütülecektir.

Tebliğ, 1 Kasım 2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Kimyasalların İthalat Denetimi Tebliği’nde Değişiklik Yapılmıştır

 

Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Kimyasalların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2025/6)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2025/35) (“Tebliğ”) 07 Ağustos 2025 tarihli ve 32979 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ ile 31/12/2024 tarihli ve 32769 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Kimyasalların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2025/6)’nde gerçekleştirilen başlıca değişiklikler aşağıdaki şekildedir:

  • Tebliğin 12. maddesi değiştirilerek, Ek-3/A ve Ek-3/B listelerinde yer alan madde, karışım ve eşyaların ithalatı esasen yasaklanmış ancak belirli hallerde buna istisna getirilmiştir:
  • Ek-3/A listesindeki maddeler, yalnızca laboratuvarlarda referans standart olarak kullanılmak amacıyla ithal edilebilecektir.
  • Ek-3/B listesindeki kimyasallar, yalnızca aşağıdaki amaçlarla ithal edilebilecektir:
    • Kalıcı Organik Kirleticiler Hakkında Yönetmelik Ek-2’de belirtilen muafiyetler kapsamında,
    • Bilimsel araştırma ve geliştirme amacıyla,
    • Laboratuvarlarda referans standart olarak kullanılmak üzere.

Bu hallerde ithalatçıların, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Muafiyet Beyanı Kabul Yazısı için başvuru yapması zorunlu hale getirilmiştir.

  • Tebliğin 13. maddesi güncellenerek, ithalat aşamasında gümrük idareleri tarafından aranacak belgeler yeniden düzenlenmiştir. Buna göre:
  • 5. madde kapsamındaki eşyalarda OTİM Kontrol Belgesi,
  • Ek-2 listesindeki eşyaların ithalatında Hidroflorokarbon Kontrol Belgesi,
  • Ek-3/A ve Ek-3/B kapsamındaki ithalatta ise Muafiyet Beyanı Kabul Yazısı aranacaktır.
  • Tebliğin Ek-6’sında yer alan başvuru formundaki “Muafiyet Konusu (Mevzuat referans verilmeli):” ibaresinde düzenleme yapılmıştır.

Tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Nükleer Düzenleme Kurumu Tarafından Doğru Akım Sistemlerine İlişkin Yönetmelikte Düzenleme Yapılmıştır

 

Nükleer Düzenleme Kurumu (“Kurum”) tarafından Nükleer Santrallerde Tesis İçi Doğru Akım Güç Kaynakları Yönetmeliği (“Yönetmelik”) 09 Ağustos 2025 tarihli ve 32981 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik ile doğru akım (“DC”) sistemlerine ilişkin izleme, koruma, yerleşim, test ve denetim usul ve esasları güncellenmiştir. 

Yönetmelik ile düzenlenen hususlar özetle aşağıdaki şekildedir:

  • Kuruluş, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre kurulmuş olan ve nükleer santral kurmak, işletmek veya işletmeden çıkarmak amacıyla Kurum’a niyet bildiriminde bulunan, onay almak ya da yetkilendirilmek üzere başvuran veya yetkilendirilmiş olan; bu süreçte de düzenleyici kontrol altında bulunan tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.
  • Kuruluş; nükleer santralın güvenli tasarımı, inşası, işletilmesi, bakımı ve kapatılması ile ilgili faaliyetlerin mevzuata uygun olarak yürütülmesinden sorumludur. Özellikle doğru akım güvenlik sistemleri gibi hayati enerji altyapılarının güvenlik gereklerini karşılamak, teknik dokümantasyonu hazırlamak ve Kurum’a sunmak da Kuruluş’un yükümlülükleri arasındadır.
  • Ana ve yardımcı kontrol odalarında, DC sistemlerinin arşivleme, geriye dönük izleme, alarm ve kontrol fonksiyonları TS EN IEC 61225 standardına uygun şekilde tesis edilmelidir.
  • Batarya odalarında kullanılan ölçüm cihazları patlamaya dayanıklı seçilmelidir.
  • İzlenecek parametreler ana kontrol odası, yardımcı kontrol odası ve lokal paneller bazında ayrı ayrı belirlenerek alarm ve gösterge sistemleri ayrıştırılacaktır.
  • DC barası alçak gerilim röleleri, batarya tam deşarjından önce alarm verecek şekilde ayarlanmalıdır.
  • Batarya odalarında hidrojen yoğunluğu ve oda sıcaklığı sürekli izlenmelidir.
  • DC barası kısa devrelerinde batarya sigortaları ve doğrultucu çıkışı kesicileri koordineli açma yapacak şekilde koordine edilecektir.
  • Azami ve asgari kısa devre akımları hesaplanmalı, koruma cihazlarının hassasiyetleri bu değerlere göre belirlenmelidir.
  • DC sistemlerinin tüm bileşenleri, en yüksek kısa devre akımlarına karşı dayanıklı olmalıdır.
  • Harmonik analizleri IEEE Std. 519-2014 ve TS EN IEC 62040-3 standartlarına uygun yapılmalıdır.
  • Batarya odalarında hidrojen konsantrasyonu %1’in altında tutulmalıdır ve sürekli izlenmelidir.
  • Havalandırma sistemleri, ilgili bataryayla aynı acil durum güç sistemi kanalından beslenmeli ve elektriksel bağımsızlık sağlanmalıdır.
  • Havalandırma kapasitesi TS EN IEC 62485-2 standardına göre hesaplanmalıdır.
  • Batarya odasındaki elektriksel ve mekanik ekipman patlamaya karşı uygun sertifikalara sahip olmalıdır.
  • Bataryalar asit sızıntısına karşı zeminden yüksekte ve destekli yerleştirilir; zemin asit dirençli kaplama ile korunmalıdır.
  • Yürüyüş yolları kaymaz, yalıtkan ve antistatik olarak düzenlenmelidir.
  • Batarya ve doğrultucular için kapsamlı kalifikasyon programları hazırlanmalıdır.
  • Testler IEC ve IEEE standartları (TS 1352, EN 60896, IEEE Std. 450, IEEE Std. 1188 vb.) esas alınarak yapılmalıdır.
  • Yazılım içeren dijital doğrultucular IEC 60880 ve IEC 62138 standartlarına göre sertifikalandırılmalıdır.
  • Yönetmelik kapsamındaki tüm faaliyetler Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından denetlenecektir.
  • Mevzuata aykırılık durumlarında ilgili mevzuat çerçevesinde idari yaptırımlar uygulanacaktır.

Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. AYM, Tıbbi Müdahale Sonucu Oluşan Zararın Tam Giderilememesi Nedeniyle Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine Karar Vermiştir

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından, hatalı tıbbi müdahale sonucu oluşan zararın tam anlamıyla karşılanmaması nedeniyle etkili başvuru hakkı ile maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2020/20382 başvuru numaralı ve 09/01/2025 tarihli “Ferihan Beyoğlu Başvurusu” isimli karar (“Karar”) 05/08/2025 tarihli ve 32979 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Başvurucu, geçirdiği bir ameliyat sonrası idarenin hizmet kusurundan ötürü belden aşağısının felç kaldığını belirterek açtığı tam yargı davasında, hesap bilirkişi raporlarına rağmen tazminat taleplerinin tamamının karşılanmadığını ve faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
  • İlk derece mahkemesi, artırılan tazminat tutarına ilişkin faiz başlangıç tarihini, başvuru değil, miktar artırım dilekçesinin tebliğ tarihi olarak belirlemiştir. Danıştay da bu kararı onamıştır.
  • AYM, tıbbi müdahale sonrası ortaya çıkan zararın etkili biçimde giderilememesinin, bireyin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı ile doğrudan bağlantılı olduğunu ve başvurucunun bu çerçevede etkili bir yargısal başvuru hakkından faydalanamadığını tespit etmiştir.
  • AYM, söz konusu tazminat sürecinde yargı mercilerince yapılan değerlendirmelerin başvurucunun zararının tüm yönleriyle telafi edilmesine olanak tanımadığını değerlendirmiştir.
  • Bu nedenlerle AYM tarafından, Anayasa’nın 17. ve 40. maddeleri uyarınca başvurucunun etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
  • AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine ve başvurucuya 55.000 TL manevi tazminat ödenmesine OYBİRLİĞİ ile karar vermiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. AYM Tarafından TTK m.26’da Yer Alan Ticaret Sicili Personeline Yönelik Disiplin Hükmü İptal Edilmiştir

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından 60102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 26. maddesinde yer alan “...disiplin işleri...” ibaresinin iptaline ilişkin 2024/208 esas ve 2025/122 karar sayılı karar (“Karar”) 08/08/2025 tarihli ve 32980 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Ticaret sicil müdürü hakkında verilen disiplin cezasının iptaline ilişkin açılan davada tarafından 60102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 26. maddesinde yer alan “...disiplin işleri...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal talebinde bulunulmuştur.
  • İptale konu hüküm aşağıdaki şekildedir;

“MADDE 26- (1) Ticaret sicili müdürlüğünün kurulması, sicil defterlerinin tutulması, tescil zorunluluğunun yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar, sicil müdürlerinin kararlarına karşı itiraz yolları, sicil müdür ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak nitelikler, disiplin işleri ile bu konuyla ilgili diğer esas ve usuller Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.”

  • Başvuruda bulunan Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, disiplin cezalarının türleri, ceza gerektiren eylemler, yetkili makamlar ve usullere dair herhangi bir kanuni düzenleme bulunmaksızın bu işlemlerin yalnızca yönetmelikle belirlenmesinin, belirlilik ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
  • AYM, disiplin cezalarının kamu görevlilerinin temel haklarını sınırlayabileceğini ve bu nedenle Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca yalnızca kanunla düzenlenebileceğini vurgulamıştır.
  • İtiraz konusu ibarenin, ticaret sicili personeline uygulanacak disiplin yaptırımlarını belirli bir yasal çerçevede öngörmediği, bu konudaki tüm düzenlemeleri yönetmelik düzeyine bıraktığı ifade edilmiştir.
  • Bu yaklaşımın, bireylerin hangi eylemler nedeniyle ne tür yaptırımlara maruz kalacağını öngörebilmesini imkânsız hale getirdiği ve hukuk güvenliği ile bağdaşmadığı belirtilmiştir.
  • AYM, kuralın Anayasa’nın 2. (hukuk devleti), 7. (yasama yetkisinin devredilmezliği) maddelerine aykırı olduğu sonucuna varmış; iptal kararının doğuracağı boşluğun giderilmesi amacıyla yürürlüğe giriş tarihini, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonrası olarak belirlemiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. AYM Tarafından Muvazaalı İlişki Nedeniyle Toplu İş Sözleşmesi Hükümlerinden Yararlanamayan İşçinin Sendika Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verilmiştir

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”)’nın muvazaalı işçi statüsü nedeniyle toplu iş sözleşmesinden yararlanamayan işçinin sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2025/44255 başvuru numaralı ve 15/05/2025 tarihli “Murat Toker Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 08/08/2025 tarihli ve 32980 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Başvurucu, asıl işverenin işçisi olmasına rağmen muvazaalı olarak alt işveren işçisi gösterildiğini, bu durumun mahkeme kararıyla kesinleşmesine rağmen toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmadığını ileri sürmüştür.
  • Toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı 6356 sayılı Kanunun 39. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir;

“(1) Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. (2) Toplu İş Sözleşmesinde sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır.(3) Toplu İş Sözleşmesinin imza ile yürürlük tarihleri arasında iş sözleşmesi sona eren üyelerde iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar Toplu İş Sözleşmesinden yararlanır. (4) Toplu İş Sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların Toplu İş Sözleşmelerinden faydalanabilmeleri, Toplu İş Sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir. İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur.”

  • Mahkemeler, sendika üyeliğinin asıl işverene bildirilmediği gerekçesiyle başvurucunun toplu iş sözleşmesinden faydalanamayacağına karar vermiş ve bu karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır.
  • AYM, Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının, sadece devlet müdahalesinden korunmayı değil, aynı zamanda pozitif yükümlülükler çerçevesinde işverenlerin müdahalesine karşı etkin koruma sağlanmasını gerektirdiğini tespit etmiştir.
  • Devletin, üçüncü kişilerin ve özellikle işverenin çalışanların sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma haklarını kullanmayı engelleyici davranışlarından kaçınmasına yönelik olarak ve sırf bu haklarından yararlandıkları gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulmalarını, ayrımcılığa maruz kalmalarını önleyici tedbirler alma ödevi bulunmaktadır.
  • Devletin pozitif yükümlülük bağlamında mahkemelerin hukuk kurallarını yorumlama yetkisi, bunların Anayasa hükümleri ışığında yorumlanması yükümlülüğünü de beraberinde getirmektedir.
  • 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde muvazaa hâlinde alt işveren işçisi olarak gösterilen işçilerin işe başladıkları tarihten itibaren asıl işverenin işçileri sayılacağı düzenlenmiştir. Başvurucunun muvazaalı bir biçimde alt işverenin işçisi olarak gösterilmesi ve bu durumda başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılacağı kuralı karşısında muvazaalı işlemin tarafı olan işverene neden sendika üyeliği bildirilmesi koşulu arandığı mahkeme kararlarında açıklanmamıştır.
  • Muvazaaya kusurlu işlemi nedeniyle neden olan işverene, sendika üyeliğinin bildirilmesi gerektiği şeklindeki değerlendirmelerin öngörülebilir ve makul olmadığı tespit edilmiştir.
  • Mahkemelerin, muvazaalı ilişkinin tarafı olmayan başvurucuya sendika üyeliği bildirim şartını aramasını Anayasa’ya aykırı bulan AYM, kararların ilgili ve yeterli gerekçe içermediğini ve başvurucunun sendika hakkının korunmadığını belirlemiştir.
  • Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 51. maddesi uyarınca sendika hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.
  • İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın Tavşanlı İş Mahkemesine gönderilmesine, başvurucuya 30.664,10 TL yargılama giderinin ödenmesine ve yeniden yargılama yapılmasına OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. AYM Tarafından Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Verilen Adli Para Cezasının İfade Özgürlüğünü İhlal Ettiğine Karar Verilmiştir

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından sosyal medya paylaşımında kullanılan ifadenin hakaret kabul edilerek adli para cezasına hükmedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin 2022/62422 başvuru numaralı ve 15/05/2025 tarihli “Necati Coşkun Başvurusu” isimli karar (“Karar”) 08/08/2025 tarihli ve 32980 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Başvurucu, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakaret suçundan ceza almasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
  • İlk derece mahkemesi, paylaşımın başvurucuya ait Facebook platformunda bulunan hesaptan yapıldığına dair bilirkişi raporu ve deliller doğrultusunda başvurucu hakkında adli para cezasına hükmetmiştir.
  • Yürütülen yargılamada ifadenin güncel ve genel kamu yararına ilişkin tartışmaya katkısı olup olmadığı, hedef alınan kişinin kamusal kimliği ve eleştirilere katlanma sınırları yeterince değerlendirmemiştir. Başvurucunun kamuya mal olmuş bir kişi olmadığı, sade vatandaş olduğu ve uzun yıllar bürokrat ve siyasetçi olan müştekiye ilişkin olarak sosyal medya hesabından paylaşımda bulunduğu göz önüne alınmalıdır.
  • Somut olayın koşullarında başvurucunun yaptığı sosyal medya paylaşımı sebebiyle hakaret suçundan cezalandırılmasının zorunlu bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediği, gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla orantılı olup olmadığı, bunu haklı göstermek için ortaya konan gerekçenin ilgili ve yeterli bir gerekçe olarak görünüp görünmediği davanın bütününe bakılarak değerlendirilmelidir.
  • Mahkemenin kararında, ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı kılacak ilgili ve yeterli gerekçe bulunmadığı tespit edilmiştir.  
  • Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğü ile kişisel onur ve şeref hakkı arasında adil bir denge kurulmadığını, ilk derece mahkemesinin bu dengeyi gözetmediğini tespit etmiştir.
  • Başvurucunun sosyal medya paylaşımının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, cezalandırılmasının demokratik toplum düzeni için zorunlu bir ihtiyaca dayandığına dair ikna edici bir kanıt bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
  • Bu nedenle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmiştir.
  • Başvurucuya 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine, yargılama giderlerinin karşılanmasına ve ihlal kararının gereği için dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine OYÇOKLUĞU ile hükmedilmiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
info@zumbul.av.tr

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.