Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
1. Gelir İdaresi Başkanlığı Tarafından Şirketin Geçmiş Yıl Zararlarının Ortaklar Tarafından Karşılanması Durumunda Vergilendirme Hakkında Özelge Yayımlanmıştır
Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından şirketin geçmiş yıl zararlarının ortaklar tarafından karşılanması durumunda vergilendirme hakkında özelge (“Özelge”) 07 Temmuz 2026 tarihinde GİB’in resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.
Özelge kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 376 ncı maddesi uyarınca sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi hâlinde, ortaklar tarafından bilanço zararları sebebiyle karşılıksız kalan kısmı kapatacak miktarda şirkete aktarılan tutarların kurum kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı ve kurumlar vergisine tabi tutulmayacağı düzenlenmiştir.
- Şirket genel kurulunca TTK m. 376 kapsamında usulüne uygun bir sermayenin tamamlanması kararı alınmamış olması hâlinde ise ortaklar tarafından karşılanan söz konusu tutarların kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Bilanço zararlarının kapatılması amacıyla ortaklarca yapılan ödemelerin öz kaynaklar altında “sermaye tamamlama fonu” hesabında takip edilmesi ve bu fonun yalnızca zararların mahsup edilmesi suretiyle kullanılması gerektiği ifade edilmiştir.
- Şirketin bilanço zararlarının sermayeyi tamamlamaya yönelik olarak ortaklar tarafından karşılanması işleminin bir finansman temini veya teslim/hizmet niteliği taşımaması sebebiyle katma değer vergisinin konusuna girmeyeceği açıklığa kavuşturulmuştur.
Özelge’nin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
2. Adalet Bakanlığı Tarafından Konkordato Gider Avansı Tarifesi Tebliği Yayımlanmıştır
Adalet Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından Konkordato Gider Avansı Tarifesi Tebliği (“Tebliğ”) 26 Ağustos 2026 tarihli ve 33352 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:
- Talep edenin, tarifede gösterilen gider avansını konkordato talebinde bulunurken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu düzenlenmiştir.
- Konkordato gider avansı; her türlü tebligat ve posta ücretleri, bilirkişi ve konkordato komiseri ücretleri, ilan ücreti, iflas gideri ile dosyanın bölge adliye mahkemesi ve Yargıtaya gidiş dönüş ücretleri gibi giderleri kapsadığı belirtilmiştir.
- Talep edenin, konkordato talebinde bulunurken aşağıdaki giderlerin toplamını avans olarak ödemesi gerektiği düzenlenmiştir.
- Bildirilen alacaklı sayısının üç katı tutarında tebligat gideri,
- Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak yedi adet ilan için asgari 2.600,00 Türk Lirası,
- Resmî İlan Fiyat Tarifesinde belirlenen Basın İlan Kurumu resmî ilan portalında yapılacak yedi adet ilan bedelinin asgari tutarı,
- İlgili kurum ve kuruluşlara yapılacak bildirimler için elli adet iadeli taahhütlü posta ücreti,
- Bir bilirkişi için Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin üç katı,
- Konkordato komiseri olarak görevlendirilecek kişi için, mahkemece belirlenecek ücret sonradan tamamlanmak üzere, asgari 3.380,00 Türk Lirası üzerinden geçici mühlet süresini kapsayacak şekilde hesaplanan beş aylık ücret tutarı,
- Diğer iş ve işlemler için 1.690,00 Türk Lirası ve
- İflasa tabi olanlar yönünden 68.900,00 Türk Lirası iflas gideri.
- İflasa tabi olmayan borçlular yönünden yukarıda sayılan gider avansı miktarından indirim yapılmasına mahkemece karar verilebileceği belirtilmiştir.
- Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra talep edene iade edileceği ve talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmak suretiyle yapılacağı düzenlenmiştir. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderileceği belirtilmiştir.
- Tarifeye göre yatırılmış gider avansının yeterli olmadığı yargılama sırasında anlaşılır ise eksik kalan kısım için mahkemece bu eksikliğin tamamlanması amacıyla davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.
Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
3. Danıştay’dan Rekabet Kurumunun Yerinde İncelemelerinde Kişisel Cihazlardaki Verilerin İncelenmesine İlişkin Önemli Karar
Danıştay 13. Dairesi (“Daire”) yerinde incelemenin engellendiği veya zorlaştırıldığı gerekçesiyle teşebbüse idari para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu (“Kurul”) kararının iptali istemiyle açılan davada, 13 Ocak 2026 tarihli ve E. 2023/2772, K. 2026/36 sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararın gerekçesini değiştirerek onanmasına karar vermiştir.
Kararda özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 15. maddesinde düzenlenen yerinde inceleme yetkisinin, Kurulun Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek amacıyla başvurduğu bir delil elde etme yöntemi olduğu ve soruşturmanın niteliği gereği yerinde incelemelerin haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz biçimde gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca ise yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması hâlinde, soruşturma sürecinin işleyişinde aksaklık yaratabilecek soyut tehlikenin gerçekleştiği kabul edilerek usuli nitelikte idari para cezası uygulanacağı ifade edilmiştir.
- Bununla birlikte, yerinde inceleme yetkisinin Kurula her türlü bilgi ve belgeyi inceleme konusunda sınırsız bir yetki vermediği; Kanun’un 15. maddesinde bu yetkinin, Kurulun görevlerinin yerine getirilmesi amacıyla ve teşebbüslere veya teşebbüs birliklerine ait veri ve belgelerle sınırlı olacak şekilde düzenlendiği vurgulanmıştır.
- Yerinde İncelemelerde Dijital Verilerin İncelenmesine İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”)uyarınca, çalışanların kişisel taşınabilir iletişim cihazlarının (cep telefonu, tablet vb.) ancak teşebbüse ait dijital veri içerip içermediğinin tespiti amacıyla yapılacak hızlı gözden geçirme sonucunda incelemeye tabi tutulabileceği; tümüyle şahsi kullanıma özgü olduğu tespit edilen cihazların inceleme konusu yapılamayacağı belirtilmiştir. Kişisel bir cihazda teşebbüse ait veri bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde ise incelemenin yalnızca teşebbüse ait veri içeren kısımlar bakımından gerçekleştirilebileceği değerlendirilmiştir.
- Kişisel cihazlarda yapılan incelemelerin özel hayatın gizliliği alanına da temas edebilmesi nedeniyle, bu tür incelemelerde daha hassas davranılması gerektiği; idarenin, hızlı gözden geçirme sonucunda incelediği verilerin neden teşebbüse ait veri niteliğinde olduğunu somut şekilde ortaya koymasının önem taşıdığı ifade edilmiştir.
- Uyuşmazlık konusu olayda, yerinde incelemenin başlamasının ardından teşebbüs yetkilisinin kişisel mobil cihazında bulunan WhatsApp grubu yazışmalarının silindiği tespit edilmişse de, başka bir teşebbüs yetkilisinin kullandığı mobil cihazda söz konusu gruba ait yazışmalara ulaşılmıştır. Ancak ilgili WhatsApp gruplarının teşebbüse ait veri içerdiğinin yerinde inceleme tutanağı, teknik görüş veya Kurul kararıyla somut biçimde ortaya konulamadığı ve dosya kapsamındaki yazışmaların teşebbüse ait verilerden ziyade kişisel nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
- Bu kapsamda, silinen yazışmaların teşebbüs yetkilisinin kişisel cihazında bulunduğu ve ilgili WhatsApp grubunun teşebbüse ait dijital veri içerdiğinin somut verilerle ortaya konulamadığı dikkate alınarak, yerinde incelemenin engellendiği veya zorlaştırıldığı gerekçesiyle idari para cezası uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle Daire, dava konusu işlemin iptaline ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararını, farklı bir gerekçeyle onamıştır.
Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
4. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi Hakkında İlke Kararı’na İlişkin Görüş Talepleri Hakkında Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından, Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi Hakkında İlke Kararı’na ilişkin görüş taleplerine yönelik hazırlanan Kamuoyu Duyurusu (“Duyuru”), 27 Ağustos 2026 tarihinde Kurum’un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.
Duyuru kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) 6’ncı maddesinde özel nitelikli kişisel verilerin sınırlı sayıda düzenlendiği, biyometrik verilerin de bu kapsamda yer aldığı ve Kanun’da sayılan özel nitelikli kişisel veri kategorilerinin kıyas yoluyla genişletilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
- Ulusal mevzuatta biyometrik veriye ilişkin kapsamlı bir tanım bulunmamakla birlikte, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 3’üncü maddesinde biyometrik verinin; elektronik sistemler aracılığıyla kimlik tespiti ve kimlik doğrulaması amacıyla alınan parmak izi, damar izi ve el ayasından elde edilen kişiye özgü veriler olarak tanımlandığına dikkat çekilmiştir.
- Kuruma iletilen görüş taleplerinde, avuç içi taraması veya parmak izi alınması gibi yöntemlerle elde edilen verilerin biyometrik veri olarak değerlendirilmemesi gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmesine rağmen, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün 51 numaralı gerekçesinde (Recital 51) belirli bir teknik yöntem kullanılarak gerçek kişiyi benzersiz şekilde tanımlamaya veya doğrulamaya elverişli hâle getirilen verilerin biyometrik veri niteliği taşıdığına ilişkin değerlendirmeye atıf yapılmıştır. Bu çerçevede, söz konusu verilerin matematiksel bir koda çevrilerek veri tabanında saklanmasının, verilerin biyometrik veri niteliğini ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir.
- İşverenlerin çalışma sürelerini takip etme ve belgelendirme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, bu yükümlülüğün biyometrik tanımlama sistemleri kullanılarak yerine getirilmesini öngören açık bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu nedenle, çalışanların mesai takibinin biyometrik veri işlenmesi yoluyla gerçekleştirilmesinin hukuka aykırılık teşkil edebileceği belirtilmiştir.
- 2026/921 sayılı İlke Kararı ile yalnızca mesai takibi amacıyla gerçekleştirilen biyometrik veri işleme faaliyetlerinin Kanun’un 6’ncı maddesinde öngörülen işleme şartlarından herhangi birine dayanmadığı; ayrıca geçerli bir açık rıza bulunsa dahi söz konusu işleme faaliyetinin Kanun’un 4’üncü maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesini sağlamayacağı değerlendirilmiştir.
- Bazı tesis ve faaliyet alanlarının, taşıdıkları güvenlik riski ve olası ihlallerin doğurabileceği sonuçlar nedeniyle genel değerlendirmeden ayrılabileceği ifade edilmiştir. Bu alanlarda biyometrik tanımlama sistemlerinin, yalnızca mesai takibine hizmet eden bir araç olmaktan çıkarak kimlik doğrulama, yetkilendirme ve kritik alanlara erişimin kontrolü gibi çok katmanlı güvenlik süreçlerinin bir parçası hâline gelebildiği açıklanmıştır. Bu tür alanlarda biyometrik veri işlenmesinin amacının, personelin çalışma saatlerinin izlenmesinden ziyade somut olayın özelliklerine göre güvenliğin ve kritik altyapıların güvenliğinin sağlanması olabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte, bu kapsamda gerçekleştirilecek biyometrik veri işleme faaliyetlerinin de yalnızca gerekli kritik alanlar ve kişilerle sınırlı tutulması, alternatif yöntemlerin yetersiz kalması ve işleme faaliyetinin somut güvenlik ihtiyacıyla ölçülü olması gerektiği vurgulanmıştır.
- Kanun’un 28’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni veya ekonomik güvenliğin korunmasına yönelik gerçekleştirilen veri işleme faaliyetlerinin belirli şartlar altında Kanun kapsamı dışında kalabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu istisnanın biyometrik veri kullanımını sınırsız hâle getirmediği; her somut olay bakımından güvenlik riskinin ağırlığı, alternatif yöntemlerin yetersizliği ve işleme faaliyetinin amacı dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“Kurul”) anılan İlke Kararı’na uyum bakımından belirleyici kabul ettiği hususun, biyometrik veri işlemenin “mesai takibi” amacını aşarak kamu güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir amaçla kullanılıp kullanılmadığı olduğu belirtilmiştir.
- Çalışan devam takibi (mesai takibi) amacıyla gerçekleştirilen biyometrik veri işleme faaliyetleri bakımından veri sorumlularının, 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi Hakkında İlke Kararı doğrultusunda hareket etmeleri gerektiği ifade edilmiştir.
- Mesai takibi dışında kalan biyometrik veri işleme faaliyetlerinin anılan İlke Kararı kapsamında değerlendirilmediği; bu faaliyetlerin hukuka uygunluğunun veri işleme amacı, işin niteliği ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak veri sorumluları tarafından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda Kuruma intikal edecek ihbar veya şikâyetlerin ise Kurul tarafından her somut olay özelinde ayrıca değerlendirileceği ifade edilmiştir.
Duyuru’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
5. Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketince Esnaf ve Sanatkârlara Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 11648 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlanmıştır
Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketince Esnaf ve Sanatkârlara Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 11648 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (“Karar”), 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketince Esnaf ve Sanatkârlara Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Kararın 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “31/12/2026” ibaresi “31/12/2027” şeklinde değiştirilmiştir.
- Esnaf ve sanatkârların, kredi kullanımı sırasında en çok 15 gün öncesine kadar bir tarihte alınmış yazı ile belgelendirilecek şekilde, vergi dairelerine 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcunun ve sosyal güvenlik prim borcunun bulunmaması veya borcun yeniden yapılandırılmış/taksitlendirilmiş olması ve yapılandırmanın/taksitlendirmenin bozulmamış olması şartının aranacağı düzenlenmiştir.
- Bu şartın sağlanamaması durumunda söz konusu borcun Hazine faiz desteği ile sağlanan kredinin azami %25’ine denk gelen tutarının öncelikli olarak kişi adına Banka tarafından ilgili tahsil dairelerine hesaben yatırılabileceği ve bu kapsamda Banka tarafından tahsil edilecek tutarın kredi büyüklüğü bakılmaksızın her halükarda 1 yıl içerisinde toplam 300.000 TL’yi aşamayacağı düzenlenmiştir. Hazine faiz destekli kredi ile karşılanacak borcun faizine ilişkin Hazinece sağlanacak indirim oranının %25 olduğu belirtilmiştir. Söz konusu borç ödemesini müteakip kredinin esnaf ve sanatkâra kullandırılacağı ve borç ödemesine ilişkin kullandırım ve Hazine faiz desteği tutarlarının kullandırılan krediden bağımsız olarak Banka tarafından ayrıca kayıt altına alınacağı, hesaplanacağı ve takip edileceği belirtilmiştir.
- Kullandırılacak kredilerde Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketince Esnaf ve Sanatkârlara Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Kararın 6. maddenin birinci fıkrasında belirtilen %50 faiz indirim oranının %40, ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamına giren esnaf ve sanatkârlar için uygulanan %100 faiz indirim oranının %80, üçüncü fıkrasında belirtilen %60 faiz indirim oranının %48 olarak uygulanacağı belirtilmiştir.
Karar, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
6. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tarafından Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Yayımlanmıştır
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği (“Yönetmelik”) 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Yönetmelik’in amacının; sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması (İRD) süreçleri ile Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) uygulanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olduğu belirtilmiştir.
- ETS’nin, EK-1 listesinde yer alan faaliyetleri yürüten Kategori B (yıllık 50.000 - 500.000 ton CO2 eşd.) ve Kategori C (yıllık 500.000 ton CO2 eşd. üzeri) tesisleri kapsayacağı; Ar-Ge tesisleri, münhasıran biyokütle kullanan tesisler, askeri unsurlar ile okul, üniversite ve hastanelerin sistem kapsamı dışında tutulduğu düzenlenmiştir.
- ETS kapsamındaki işletmelerin sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetlerini yürütebilmeleri için İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan (“Başkanlık”) 5 yıl süreyle geçerli sera gazı emisyon izni almalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
- Tahsisatların piyasaya sunulmasında emisyon yoğunluğu temelli üst sınır yaklaşımının uygulanacağı; ücretsiz tahsisatların alt tesislere göre kıyas yöntemiyle dağıtılacağı, kalan kısmın ise Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) tarafından işletilen piyasalarda ihale ve sürekli ticaret yöntemleriyle işlem göreceği düzenlenmiştir.
- İşletmelerin her yıl 30 Nisan tarihine kadar bir önceki yılın emisyonlarını raporlamakla ve doğrulanmış emisyon miktarına denk gelen tahsisatları yükümlülük yılının Kasım ayı son iş gününe kadar teslim etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
- Sera gazı emisyon raporlarının doğrulanmasının zorunlu kılındığı; doğrulama işlemlerinin Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen ve Merkezi Elektronik Doğrulayıcı Kuruluş Atama Sistemi (MEDAS) üzerinden atanan bağımsız kuruluşlarca yürütüleceği ifade edilmiştir.
- Doğrulanmış sera gazı emisyon raporunu süresi içinde sunmayan veya geçerli bir emisyon izni olmaksızın faaliyet gösteren işletmelere, tesis kategorisi ve emisyon büyüklüğüne göre kademeli olarak idari para cezası uygulanacağı; ETS kapsamındaki işletmeler için bu cezaların iki kat olarak tatbik edileceği hüküm altına alınmıştır.
- Sistemin bir pilot uygulama dönemi ile başlayacağı ve 17 Mayıs 2014 tarihli mülga Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik’in yürürlükten kaldırıldığı düzenlenmiştir.
Yönetmelik, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
7. KVKK Tarafından Veri İhlali Bildirimine İlişkin İki Adet Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurulu ("Kurul") tarafından havacılık ve seyahat teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren iki veri sorumlusuna ait veri ihlali bildirimleri, 26.08.2026 tarihinde Kişisel Verileri Koruma Kurumu'nun ("Kurum") resmi internet sayfasında ilan edilmiştir.
Söz konusu ihlaller, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun ("Kanun") "Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler" başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası doğrultusunda, bildirim yükümlülüğü kapsamında veri sorumluları tarafından Kurul'a bildirilmiştir.
26.08.2026 tarih ve 2026/1792 sayılı Kurul Kararı ile Kurum'un internet sitesinde yayınlanan havacılık sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin veri ihlali bildiriminde özetle;
- Siber saldırganların veri sorumlusunun çalışanlarına ait geçerli kimlik doğrulama bilgilerini kullanarak şirket ağına erişim sağladığı, platformdan kişisel verileri dışarı aktardığı ve ardından sistemlere fidye yazılımı (ransomware) yüklediği,
- İhlalin 12.06.2025 - 14.06.2025 tarihleri arasında gerçekleştiği ve 13.06.2025 tarihinde tespit edildiği,
- İhlalden etkilenen ilgili kişi grubunun reşit olmayan yolcular dahil olmak üzere müşteriler ve potansiyel müşteriler olduğu,
- İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin kimlik (isim, doğum yeri/tarihi, uyruk, cinsiyet, pasaport/kimlik kartı bilgileri), iletişim (adres, e-posta, telefon), lokasyon/ikametgâh, müşteri işlem (rezervasyon, PNR, uçuş gecikme/iptal şikâyetleri, özel seyahat talepleri) ve pazarlama (sadakat programı üyelik ve puan kullanım bilgileri) verileri olduğu,
- Etkilenen kişi sayısının 2.774 olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
26.08.2026 tarih ve 2026/1797 sayılı Kurul Kararı ile Kurum'un internet sitesinde yayınlanan seyahat teknolojileri ve rezervasyon hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin veri ihlali bildiriminde özetle;
- İhlalin, şirketin işletmekte olduğu seyahat görüntüleme uygulamasındaki API yapılandırma hatası sebebiyle kimlik doğrulama aşamasında soyadı girilmeksizin yalnızca rezervasyon referansı kullanılarak kayıtlara erişilebilmesinden kaynaklandığı ve yetkisiz üçüncü bir kişinin sınırlı kapsamda bilgiye eriştiği,
- İhlalin 06.08.2026 - 07.08.2026 tarihleri arasında gerçekleştiği ve 20.08.2026 tarihinde tespit edildiği,
- İhlalden etkilenen ilgili kişi grubunun müşteriler ve potansiyel müşteriler olduğu,
- İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin müşteri işlem (yolcu adı, PNR ve rezervasyon referans bilgileri, uçuş, otel, araç ve demiryolu güzergâh bilgileri) ile çoğunluğu acentelere ait olan iletişim verileri olduğu,
- İhlalden Türkiye’deki seyahat acenteleri kayıtları üzerinden hesaplanan 73.958 kişinin potansiyel olarak etkilendiği, mükerrer kayıtlar ve ikamet durumu dikkate alındığında Türkiye'de ikamet eden etkilenen kişi sayısının daha düşük olmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
8. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Tarafından İlaç Fiyatlandırma ve Pazar Analiz Sistemi Kılavuzu Yayımlanmıştır
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) tarafından İlaç Fiyatlandırma ve Pazar Analiz Sistemi (“İFPAS”) Kılavuzu (“Kılavuz”) 27 Ağustos 2026 tarihinde Kurum’un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.
Kılavuz kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasına dair başvuruların İFPAS üzerinden gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
- İFPAS’ın test amacıyla kullanıma açılmış olduğu ve başvuru süreçlerinin test edilmesi ile hesaplamaların kontrol edilmesinin önem arz ettiği ifade edilmiştir.
- Test sürecinde tahakkuk hizmetinin kullanıma kapalı olacağı ve başvuruların Kurum’a iletilmeyeceği belirtilmiştir.
- Test süreci sonrasında İFPAS kullanıma açıldığında test sürecinde yapılan başvuruların silineceği düzenlenmiştir.
- Sistemde başvuru sırasında sunulan verilere göre yapılan hesaplama detaylarının sistem üzerinden ruhsat/izin sahibi firmaların erişimine açık olacağı belirtilmiştir. Başvuru sırasında başvuruda sunulan verilere göre yapılan hesaplama detaylarına başvuru sahibi tarafından ulaşılabileceği ifade edilmiştir.
- Hesaplamalarda herhangi bir farklılık bulunduğunun düşünülmesi halinde başvuruda sunulan verilerin kontrol edilmesi gerektiği ve verilerin doğruluğu teyit edilmesine rağmen bir farklılık tespit edilmesi halinde yenifiyat@titck.gov.tr adresine ivedilikle mail atılarak sorunun bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Sorun bildirimi sırasında detaylı ekran görüntülerinin paylaşılması gerektiği belirtilmiştir.
- Tüm ruhsat sahibi firmaların yukarıda belirtilen hususlara azami özen göstererek İFPAS üzerinden başvuru testlerini gerçekleştirmeleri gerektiği vurgulanmıştır.
Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
9. Sermaye Piyasası Kurulu Tarafından Payların İlk Halka Arzına İlişkin Başvuruların Sonuçlandırılmasında Öncelik Verilecek Kriterlere İlişkin İlke Kararı Yayımlanmıştır
Sermaye Piyasası Kurulu ("Kurul") Karar Organı tarafından alınan i-SPK 128.30 (27/08/2026 tarihli ve 51/1568 s.k.) sayılı İlke Kararı ("İlke Kararı") 27 Ağustos 2026 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu Bülteni'nde yayımlanmıştır.
İlke Kararı kapsamında özetle aşağıdaki hususlara karar verilmiştir:
- Halka açık olmayan ortaklıklar tarafından Kurul’a yapılan ilk halka arz başvurularının, belirlenen kriterlerden en az birinin sağlanması ve ortaklık tarafından talep edilmesi hâlinde, Kurul’un internet sitesinde ilan edilen başvuru sıralamasına tabi olmaksızın öncelikli olarak sonuçlandırılabileceği düzenlenmiştir. Belirlenen kriterler aşağıdaki şekildedir;
1. Ortaklığın son 5 yıl içinde değişiklik olmaması kaydıyla şirket merkezinin ve hasılatının %50’sinden fazlasını elde ettiği üretim tesisi veya hizmet ofislerinin bulunduğu şehirde halka açılarak borsada işlem görecek ilk ortaklık olması hâlinde öncelik tanınabileceği belirtilmiştir.
2. Ortaklığın yönetim hâkimiyetine T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. veya kamu kurumlarının doğrudan ya da dolaylı olarak sahip olması durumunda başvurunun öncelikle değerlendirilebileceği hükme bağlanmıştır.
3. Halka arz edilecek payların piyasa değerinin 15.000.000.000 TL’den fazla olması ve yurt dışı yatırımcı grubuna asgari %50 oranında tahsisat öngörülmesi şartıyla; sürecin genel kabul görmüş uluslararası mevzuata uygun şekilde yürütülmesi amacıyla yabancı dilde hazırlanmış taslak belge setinin Kurul’a ibraz edilmesi hâlinde öncelik kriterinin sağlanmış sayılacağı düzenlenmiştir.
İlke Kararı'nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
10. Türkiye Barolar Birliği Tarafından Avukatlar İçin Yapay Zeka Kullanımı Tavsiye Rehberi Yayımlanmıştır
Türkiye Barolar Birliği (“TBB”) tarafından Avukatlar İçin Yapay Zeka Kullanımı Tavsiye Rehberi (“Rehber”) 28 Ağustos 2026 tarihinde TBB’nin resmî internet sayfasında yayımlanmıştır.
Rehber’de özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Rehber’de, yapay zekâ kullanımında nihai hukuki değerlendirmenin ve mesleki sorumluluğun avukata ait olduğu; yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerin avukat tarafından denetlenmeden müvekkile, mahkemeye, idareye veya üçüncü kişilere sunulmaması gerektiği belirtilmiştir.
- Yapay zekâ sistemlerinin gerçekte bulunmayan içtihat, mevzuat veya kaynakları üretebilmesi nedeniyle, “halüsinasyon” riskine karşı yapay zekâ çıktılarının güvenilir kaynaklar üzerinden doğrulanmasının önemine dikkat çekilmiştir.
- Kamuya açık veya sözleşmesel güvenceleri yetersiz yapay zekâ sistemlerine; anonimleştirilmemiş müvekkil bilgilerinin, özel nitelikli kişisel verilerin, dava ve icra dosyası içeriklerinin, delillerin, ticari sırların ve stratejik müzakere bilgilerinin aktarılmaması gerektiği ifade edilmiştir.
- Kişisel verilerin kullanıldığı yapay zekâ sistemlerinin; verilerin nerede işlendiği ve saklandığı, model eğitiminde kullanılıp kullanılmadığı, üçüncü kişilere veya yurt dışına aktarılıp aktarılmadığı ile teknik ve sözleşmesel güvencelerin yeterliliği yönlerinden değerlendirilmesi öngörülmektedir.
- Rehber’de yapay zekâ kullanımı, taşıdığı risk düzeyine göre serbest yardımcı kullanım, sınırlı ve kontrollü kullanım, özel güvenceye ve gerekli hâllerde onama bağlı kullanım ve yasak kullanım olmak üzere dört grupta sınıflandırılmaktadır.
- Genel mevzuat araştırması, anonim konu planlaması ve kamuya açık metinlerin özetlenmesi düşük riskli kullanım örnekleri arasında yer almaktadır.
- Dilekçe veya sözleşme taslakları, belge özetleri ve içtihat ön elemesi ise insan denetimi ve veri güvenliği gerektiren kullanımlar arasında değerlendirilmektedir.
- Hassas kişisel veriler, dava ve icra dosyası içerikleri, sağlık ve adli sicil bilgileri, ticari sırlar ve stratejik müzakere belgelerinin söz konusu olduğu durumlarda ise kapalı sistem, KVKK uyum kontrolü, erişim sınırlandırması ve yurt dışına veri aktarımı analizi gibi ilave güvenceler aranmaktadır.
- Avukatlık bürolarının kendi ölçek ve ihtiyaçlarına uygun yazılı bir yapay zekâ kullanım politikası oluşturmaları tavsiye edilmektedir. Bu kapsamda kullanılabilecek yapay zekâ araçlarının, sistemlere aktarılmayacak veri türlerinin, yetkilendirme düzeylerinin, insan denetimi ve doğrulama süreçlerinin ve olası veri ihlallerinde izlenecek yöntemlerin önceden belirlenmesi önerilmektedir.
- Rehber’de ayrıca avukatların yapay zekâ araçlarını kullanmadan önce yararlanabilecekleri hızlı karar kontrol listesi, büro içi politika örneği ve müvekkil sözleşmelerine yönelik örnek hükümler ile yapay zekâ hizmet sağlayıcılarının değerlendirilmesine yönelik kontrol soruları da yer almaktadır.
Rehber’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
11. Rekabet Kurulu Tarafından Bitki Koruma veya Bitki Besleme Ürünleri Pazarında Faaliyet Gösteren Teşebbüsler Hakkında Soruşturma Başlatılmıştır
Rekabet Kurulu (“Kurul”) tarafından bitki koruma veya bitki besleme ürünleri pazarında faaliyet gösteren bazı teşebbüsler hakkında soruşturma başlatıldığına ilişkin duyuru (“Duyuru”) 28 Ağustos 2026 tarihinde Rekabet Kurumunun (“Kurum”) resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.
Duyuru kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Bitki koruma veya bitki besleme ürünleri pazarında faaliyet gösteren bazı teşebbüsler hakkında rekabete hassas bilgi değişimi suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla Kurul’un 06.08.2026 tarihli ve 26-28/802-M sayılı kararı uyarınca soruşturma başlatılmıştır.
- Bitki koruma ürünleri bitkileri zararlılara, hastalıklara ve zararlı organizmalara karşı korumak için tasarlanırken bitki besleme ürünleri temel besin maddelerini sağlayarak ve fizyolojik süreçleri geliştirerek bitki sağlığını, verimliliğini ve üretkenliğini artırmayı amaçlamaktadır.
- Soruşturma kapsamında, ilgili pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler arasında ürün bazında fiyatlar ve satış miktarları, ulaşılması hedeflenen satış hedefleri, uygulanan vade süreleri ve iskonto oranları gibi çeşitli rekabete hassas bilgilerin paylaşılmasının rekabet üzerindeki muhtemel etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır.
- Bu kapsamda Kurul tarafından, söz konusu bilgi paylaşımlarının rakipler arasındaki stratejik belirsizliği azaltıp azaltmadığı ve dolayısıyla bitki koruma veya bitki besleme ürünleri pazarlarında rakipler arasında rekabeti kısıtlayıcı bir koordinasyona yol açabilecek nitelik taşıyıp taşımadığı, Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde değerlendirilecektir.
Duyuru’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
12. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Tarafından Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“Kurum”) tarafından Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 29 Ağustos 2026 tarihli ve 33355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği’nin 26. maddesinde belirtilen tutarın 5 katını aşan harcamalara ilişkin, komisyon değerlendirmesi sonucunda düzenlenen raporlar da dâhil olmak üzere, belirli dönemlerde Teknik İşletici tarafından Kurum’a bilgi verilmesi düzenlenmiştir.
- Kurum fonunun yatırıma yönlendirilmesine ilişkin esaslar yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda yatırım araçlarında çeşitlendirme yapılması; öncelikli olarak likidite, anapara kaybı riskinin düşük olması ve yüksek getiri kriterlerinin esas alınması öngörülmüştür. Kamu Haznedarlığı Yönetmeliği ve ilgili mevzuat hükümleri saklı tutulmuştur.
- Kurum fonunun belirli koşullarda bir yıldan uzun vadeli portföylere yönlendirilebilmesine ve bu durumda yatırım araçlarına ilişkin öncelik sıralamasının değiştirilebilmesine imkân tanınmıştır.
- Kurum fonunun, Teknik İşletici veya Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş kamu sermayeli bankaların iştiraki portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilebilmesi öngörülmüştür. Portföy yöneticisi ve Teknik İşleticiye objektif bilgi ve belgelere dayanma, Yönetim Kurulunca belirlenen yatırım kısıtlamaları ile ilke ve stratejilere uyma yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca yatırım dağılımı ve getiri performansına ilişkin aylık raporlama yapılması düzenlenmiştir.
- Portföy yöneticisi veya Teknik İşleticinin, Kurum portföyü üzerinden kendisine veya üçüncü kişilere çıkar sağlayacak işlemler gerçekleştiremeyeceği ve Kurum fonu adına vereceği emirlerde gerekli özen ve basireti göstermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
- Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen borçlanma senetleri ve kira sertifikalarına yapılan yatırımların, Kurum fonunun üçte birinden az olamayacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen finansal varlıklar hariç olmak üzere, tek bir ihraççının sermaye piyasası araçlarına yapılabilecek yatırımın Kurum fonunun %10’unu aşamayacağı öngörülmüştür.
- Yönetim Kurulunca belirlenen yatırım esas ve usullerine uyumun, Teknik İşletici bünyesindeki iç kontrol birimi tarafından aylık olarak kontrol edilmesi ve kayıt altına alınması; aykırılıkların ve alınan önlemlerin ise Yönetim Kuruluna derhâl yazılı olarak bildirilmesi düzenlenmiştir.
- Satın alınacak malın bedeli veya hizmetin yıllık bedelinin, KDV hariç 1.200.000 TL’nin altında olması gerektiği düzenlenmiş; bu tutarın her yıl yeniden değerleme oranında artırılması ve deprem nedeniyle olağanüstü hâl ilan edilen süre boyunca 5 kat olarak uygulanması öngörülmüştür.
- Tekliflerin, gerekli belgelerle birlikte yetkili kişilerce imzalanarak Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından sağlanan platform üzerinden elektronik ortamda veya kapalı zarfla sunulmasına ilişkin usul yeniden düzenlenmiştir.
Yönetmelik, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
13. Sağlık Bakanlığı Tarafından Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır
Sağlık Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 29 Ağustos 2026 tarihli ve 33355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki hususlarda düzenleme gerçekleştirilmiştir:
- Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde; özel hastanelerin denetimi, fiziki şartları, tıbbi donanım ve laboratuvar hizmetleri, uzmanlık eğitim programları, tabip görevlendirmeleri, muayenehaneden gelen hastaların başka hastanelerde tedavi edilmesi ve mevcut özel hastanelerin fiziki şartlara ilişkin yükümlülükleri bakımından çeşitli değişiklikler yapılmıştır.
- Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (“TÜSKA”) akreditasyon belgesi alan özel hastanelerden, TÜSKA tarafından belirlenen usul ve esaslar uyarınca platin veya altın kategorisine göre belgelendirilenler 3 yıl, gümüş kategorisine göre belgelendirilenler 2 yıl, bronz kategorisine göre belgelendirilenler ise 1 yıl boyunca olağan denetimlerden muaf tutulacaktır.
- Özel hastanelerde bir adet seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulunması zorunlu hale getirilmiştir. Röntgen cihazının yerinde hizmet alımı yoluyla özel hastanede bulundurulması halinde de bu zorunluluk yerine getirilmiş sayılacaktır.
- Özel hastanelerde, hasta kabul ve tedavi edilen uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarının bulunması zorunludur. Belirli bir alanda sağlık hizmeti sunan özel hastaneler bu zorunluluğu yerinde hizmet alımı yoluyla da yerine getirebilecektir. Özel hastanenin açmak istediği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarı için uzman tabip kadrosunun bulunmaması halinde, hastanenin talep etmesi üzerine ilgili uzmanlık dalında Bakanlıkça kadro verilebilecektir.
- Sözleşme imzalanan hastanede muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda, tabibin istediği başka bir hastanede bu işlemin yapılabilmesi için ilgili il sağlık müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebilecektir. İznin istenmesi, izin talebinin değerlendirme kriterleri ve değerlendirme süreci ile iznin acil hallerde, mesai saatleri dışında ve tatil günlerinde uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenecektir.
- Geçici Madde 15 ile 30/1/2025 tarihinden önce ruhsatlandırılmış özel hastanelerin, mevzuatta yer alan fiziki şartlardan muaf olması düzenlenmiştir. Ancak bu muafiyet, 30/1/2025 tarihi itibarıyla özel hastanelerce yapılan değişiklikler ile Geçici Madde 2 kapsamında yer alan özel hastaneler bakımından uygulanmayacaktır.
Yönetmelik’in fiziki şartlar muafiyetine ilişkin 7 nci maddesi 30 Ocak 2025 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri ise Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
14.Sağlık Bakanlığı Tarafından Beşerî Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ Yayımlanmıştır
Sağlık Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) 29 Ağustos 2026 tarihli ve 33355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:
- Tebliğ’in amacının; 11 Mart 2026 tarihli ve 11031 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar’ın uygulama esaslarının belirlenmesi olduğu ifade edilmiştir.
- Gerçek kaynak fiyatın belirlenmesinde Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan kaynak ülkeler olarak belirlenmiş; ayrıca ürünlerin seri serbest bırakıldığı ve ithal edildiği ülkelerin de belirli şartlar altında kaynak ülke olarak dikkate alınması öngörülmüştür. Gerçek kaynak fiyatın kural olarak KDV ve iskonto hariç fabrika çıkış fiyatı üzerinden ve Avro cinsinden belirlenmesi düzenlenmiştir.
- Fiyat korumalı ürün kriteri değiştirilerek, bir etkin maddenin herhangi bir farmasötik formunun dünyada ilk defa 1 Ocak 2000 tarihinden önce pazara çıkmış olması esas alınmıştır. Fiyat korumalı ürünlerde kaynak fiyatın kural olarak mihenk kaynak fiyatın %80’i, fiyat korumalı olmayan ürünlerde ise ürünün niteliğine göre %60 veya %100’ü üzerinden belirlenmesi öngörülmüştür.
- İlk ruhsat alan eşdeğer ürünler bakımından yeni bir kademeli fiyatlandırma sistemi getirilmiştir. Buna göre belirli şartlar altında ilk yıl %80, ikinci yıl %75 ve üçüncü yıl %70 oranları uygulanacaktır. İmal eşdeğer ürünlerin İTS verilerine göre belirli pazar payı eşiklerine ulaşması halinde ikinci yıl oranı %80’e, üçüncü yıl oranı ise %75’e yükseltilebilecektir. Bu düzenleme, 13 Mart 2026 tarihinden sonra piyasaya çıkan ilk eşdeğer ürünler bakımından uygulanacaktır.
- Barem altı ürünler, kan ürünleri, özel tıbbi amaçlı gıdalar, enteral beslenme ürünleri, radyofarmasötikler, alerjen ürünler, yetim ürünler, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler, biyobenzerler, hastane ürünleri, serumlar, geri ödemesiz ve reçetesiz ürünler ile belirli aşılar ve halk sağlığı açısından kritik ürünler özel şarta tabi ürünler kapsamına alınmış ve bu ürünler için özel fiyatlandırma usulleri öngörülmüştür.
- Fiyat listesinde yer alan ürünler için her yıl gerçek kaynak fiyat araştırması yapılacaktır. Gerçek kaynak fiyatında değişiklik bulunan ürünler bakımından ilgili dönemde Kuruma başvuru yapılması zorunlu tutulmuş; gerekli olduğu halde başvuru yapılmaması halinde belirli durumlarda fiyat düşüşlerinin re’sen uygulanması ve ürünün kaynak teşkil etme durumunun sona ermesi öngörülmüştür.
- Fiyat Değerlendirme Komisyonunun yapısı ve yetkileri yeniden düzenlenmiş; Komisyona ürün fiyatlarının artırılması, Tebliğ kapsamında fiyatı belirlenemeyen ürünlerin fiyatlandırılması ve alternatif geri ödeme modellerine konu ilaçlar bakımından farklı fiyatlandırma modelleri belirlenmesi konusunda yetkiler verilmiştir.
- Fiyat başvurularının elektronik olarak yapılması ve başvuru sahiplerinin sundukları bilgi ve belgelerin doğruluğundan sorumlu olması düzenlenmiştir. Başvuru sahiplerinin belgeleri, Kurum tarafından talep edilmesi halinde ibraz edilmek üzere 10 yıl süreyle fiziki olarak saklamaları gerekmektedir. Genel fiyat başvurularının ise kural olarak en geç 45 gün içinde sonuçlandırılması öngörülmüştür.
- Fiyat listesi kural olarak her hafta Cuma günü ilan edilecek ve takip eden ilk Salı günü geçerli olacaktır. İsteğe bağlı fiyat düşüşleri ise kural olarak ilan tarihinden 60 gün sonra yürürlüğe girecek; belirli şartlarda bu süre beklenmeyecektir.
- Ürünlerin piyasada bulunup bulunmadığının tespitinde İlaç Takip Sistemi (İTS) kayıtları esas alınacaktır. Ayrıca ülkemizde üç yıl boyunca piyasada bulunmayan ürünlerin belirli usuller çerçevesinde fiyat listesinden çıkarılması öngörülmüştür.
- Tebliğ ile 2026 yılı gerçek kaynak fiyat değişiklik dönemine ilişkin özel geçiş hükümleri getirilmiş; 2026 yılı değişiklik döneminde, imal geri ödemesiz ürünler ve geri ödemesiz geleneksel bitkisel tıbbi ürünler dışında kalan ürünler bakımından başvuru yapılması zorunlu tutulmuştur. Ayrıca fiyat koruma sisteminin 1 Ocak 2000 tarihli yeni kriterine geçiş bakımından özel hükümler düzenlenmiştir.
- Hâlihazırda Tebliğ’in 4 üncü maddesinin yirmi üçüncü fıkrasına uygun olmayan şekilde geri ödemesiz fiyatlandırılmış ürünlerin en geç üç ay içerisinde geri ödemeli olarak fiyatlandırılmak üzere başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Aksi halde söz konusu ürünler Tebliğ hükümleri uyarınca re’sen fiyatlandırılabilecektir.
Tebliğ, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English