Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından Etken Yapay Zekâ (Agentic AI) Hakkında Doküman Yayımlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından Etken Yapay Zekâ (Agentic AI) başlıklı doküman Kurum’un resmî internet sitesinde yayımlanmıştır.
Söz konusu dokümanda; yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler çerçevesinde etken yapay zekâ sistemlerinin (Agentic AI) temel özellikleri, bu sistemlerde kullanılan yapay zekâ aracıları (AI agents) ve bu yapıların farklı kullanım senaryoları ele alınmaktadır. Ayrıca, artan otonomi düzeyi ve veri işleme kapasitesi dikkate alınarak, etken yapay zekâ sistemlerinin yaşam döngüsü boyunca kişisel verilerin korunması bakımından ortaya çıkabilecek riskler ve değerlendirilmesi gereken hususlar genel hatlarıyla açıklanmaktadır.
Doküman etken yapay zekâ sistemlerinin nasıl çalıştığına, potansiyel kullanım alanlarına ve bu sistemlerin kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından doğurabileceği sonuçlara ilişkin genel bir çerçeve sunmayı ve farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.
Konuya ilişkin dokümanın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu Tarafından Veri İhlali Bildirimine İlişkin İki Adet Kamuoyu Duyurusu Yayınlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurulu ("Kurul") tarafından gıda ve dijital şikayet yönetimi sektörlerinde faaliyet gösteren iki veri sorumlusuna ait veri ihlali bildirimleri, 12.03.2026 tarihinde Kişisel Verileri Koruma Kurumunun ("Kurum") resmi internet sayfasında ilan edilmiştir.
Söz konusu ihlaller, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun ("Kanun") "Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler" başlıklı 12. maddesinin (5) numaralı fıkrası doğrultusunda, bildirim yükümlülüğü kapsamında veri sorumluları tarafından Kurul'a bildirilmiştir.
12.03.2026 tarih ve 2026/523 sayılı Kurul Kararı ile Kurum'un internet sitesinde yayınlanan gıda sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin veri ihlali bildiriminde özetle;
- İhlalin 15.02.2026 tarihinde başladığı ve 08.03.2026 tarihinde tespit edildiği,
- İhlalin; veri sorumlusunun tedarikçi firması tarafından geliştirilen, yönetilen ve host edilen Müşteri Hizmetleri ve Çağrı Merkezi yönetimi platformundaki bilgilerin yetkisiz kişilerce ele geçirilmesi sonucu gerçekleştiği,
- İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin ad-soyad, telefon numarası, e-posta adresi, T.C. kimlik numarası, uygulama parolaları ve sipariş/teslimat bilgileri olduğu,
- İhlalden etkilenen ilgili kişi grubunun kullanıcılar olduğu,
- Sistemde bulunan kişi sayısının 1.490.789 olduğu, kaç kişinin etkilendiğinin henüz tespit edilemediği
belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
12.03.2026 tarih ve 2026/518 sayılı Kurul Kararı ile Kurum'un internet sitesinde yayınlanan dijital şikayet yönetimi sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin veri ihlali bildiriminde özetle;
- İhlalin 24.04.2025-26.04.2025 tarihleri arasında gerçekleştiği ve 02.03.2026 tarihinde tespit edildiği,
- Veri sorumlusu tarafından müşteriye sağlanan geçerli erişim yetkilerinin/API anahtarlarının üçüncü taraf kişilerce ele geçirilmesi ve kişisel verilere yetkisiz biçimde erişilmesi sonucunda ihlalin meydana geldiği,
- İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin ad, soyad, T.C. kimlik numarası, telefon numarası ve e-posta adresi bilgileri olduğu,
- İhlalden etkilenen kişi sayısının 212.523 olduğu
belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Hazine ve Maliye Bakanlığı Tarafından Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Yayımlanmıştır
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu'nun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ("Yönetmelik"), 12 Mart 2026 tarihli ve 33194 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler gerçekleştirilmiştir:
- Yönetmelik ile Mali Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulu'nun görev ve yetkileri ile toplanma ve çalışma usul ve esasları düzenlenmiştir.
- Koordinasyon Kurulunun; Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı başkanlığında, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkan Yardımcısı, Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdürü, Vergi Denetim Kurulu Başkanı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü, Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Güvenlik İşleri Genel Müdürü, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkan Yardımcısı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısından oluşacağı düzenlenmiştir.
- Koordinasyon Kurulu'nun suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesine ilişkin mevzuat taslaklarını değerlendirmek, kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliğini artırmak, uygulama stratejileri belirlemek ve yönlendirici kararlar almakla görevli ve yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
- Koordinasyon Kurulu'nun Nisan ve Eylül aylarında olmak üzere yılda iki kez olağan olarak toplanacağı, kararların toplantıya katılan üyelerin çoğunluğu ile alınacağı ve üyelerin çekimser oy kullanamayacağı düzenlenmiştir.
- Koordinasyon Kurulu'nun sekreterya hizmetlerinin Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yürütüleceği hüküm altına alınmıştır.
- Yönetmelik, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Beşerî Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Cumhurbaşkanı Kararı ile Yeniden Düzenlenmiştir
11031 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar (“Karar”) 12 Mart 2026 tarihli ve 33194 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır.
Karar kapsamında öngörülen temel düzenlemeler özetle aşağıdaki şekildedir:
- Karar ile beşerî tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasına ilişkin usul ve esaslar kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile birlikte 6/2/2017 tarihli ve 2017/9901 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
- Beşerî tıbbi ürünlerin azami fiyatlarının belirlenmesinde esas alınacak kaynak ülkeler, Sağlık Bakanlığı tarafından en az 5, en fazla 10 ülke olarak belirlenecek ve tebliğ ile duyurulacaktır.
- Gerçek kaynak fiyat para birimi olarak Avro kullanılacaktır. 1 Avro değeri, bir önceki yılın Resmî Gazete’de ilan edilen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası günlük Avro döviz satış kuru gerçekleşmelerinin yıllık ortalamasının %65’i esas alınarak belirlenecektir.
- Beşerî tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasına ilişkin fiyat müracaatları Fiyat Beyan Formu ile Sağlık Bakanlığı'na yapılacak ve ilk fiyat alma müracaatları 90 gün içerisinde sonuçlandırılacaktır.
- Gerçek kaynak fiyat değişikliklerine ilişkin bildirimlerin firmalar tarafından yılda bir kez yapılması zorunlu olacaktır.
- Beşerî tıbbi ürünlerin perakende satış fiyatı belirlenirken uygulanacak depocu ve eczacı kâr oranları, firma satış fiyatına göre kademeli şekilde uygulanacaktır.
- Halk sağlığı açısından öneme sahip olup piyasada bulunması zorunlu ürünler ile piyasada bulunmasının kamu maliyesi açısından tasarruf sağlayacağı değerlendirilen ürünlerin fiyatları, Fiyat Değerlendirme Komisyonu kararı ile artırılabilecektir.
- Fiyat listesinde yapılacak isteğe bağlı fiyat düşüşleri ilan tarihinden 60 gün sonra yürürlüğe girecektir. Ancak ilgili firma tarafından eczane ve depo stok zararlarının karşılanacağının taahhüt edilmesi hâlinde bu süre beklenmeyecektir.
- Fiyat listesine yeni ürün eklenmesi, Komisyon tarafından fiyat artışı verilmesi, Sağlık Bakanlığı tarafından fiyat düzeltmesi yapılması veya fiyat değişimiyle ilgili olmayan diğer değişiklikler için 60 günlük süre beklenmeksizin fiyat listesi her cuma günü güncellenecektir.
- İlaç fiyatlarının tespitinde kullanılan Avro değerinde yapılacak değişiklikler, artış yönünde olması hâlinde Komisyon kararının ilanından itibaren 5 gün sonra, düşüş yönünde olması hâlinde ise 45 gün sonra yürürlüğe girecektir.
- Karar’ın geçici hükümleri uyarınca beşerî tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasında kullanılacak 1 Avro değeri belirli tarihlere kadar uygulanacak şekilde ayrıca belirlenmiş; aynı tarihten itibaren geçerli olmak üzere fiyat korumalı ürünler ve diğer ürünler için farklı barem değerleri öngörülmüştür.
Karar Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Tarafından Maden Sahaları İhale Yönetmeliği Yayımlanmıştır
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan Maden Sahaları İhale Yönetmeliği ("Yönetmelik") 12 Mart 2026 tarihli ve 33194 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Yönetmelik kapsamında öngörülen temel düzenlemeler özetle aşağıdaki şekildedir:
- Yönetmelik ile maden sahalarının veya alanlarının ihale edilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenmiş; 21/9/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan önceki Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
- Yönetmelik, I. Grup (a) bendi madenler hariç olmak üzere ruhsat verilecek maden sahaları veya alanlarının ihale edilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
- İhale taleplerinin işletme ruhsat taban bedelinin yatırılması suretiyle sistem üzerinden yapılacağı, usulüne uygun olmayan taleplerin reddedileceği ve yatırılan işletme ruhsat taban bedelinin iade edilmeyeceği düzenlenmiştir.
- İhalelerin bütün isteklilerin teklif verebildiği açık ihale usulü ile gerçekleştirileceği; geçerli kapalı tekliflerin aritmetik ortalamasının %50’sinin üzerinde kalan teklifler arasında açık artırma usulü ile ihaleye devam edileceği hükme bağlanmıştır.
- İhale teminatının taban ihale bedelinden ve kapalı teklifin %20’sinden az olamayacağı; aksi hâlde teklifin geçersiz sayılacağı düzenlenmiştir.
- İhale ilanının Resmî Gazete’de yayımlanacağı; ihaleye açılan her bir saha için açıklayıcı ihale bilgilerinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü internet sayfasında ihale tarihinden en az on beş gün önce ilan edileceği belirtilmiştir.
- İhale bedelinin yatırıldığı tarihten itibaren ihaleyi kazanan kişiye arama veya işletme ruhsatı düzenlenebilmesi için Maden Yönetmeliği’ndeki yükümlülüklerini yerine getirmesi amacıyla iki ay süre verileceği; bu süre içerisinde yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde ruhsat hakkının kaybedileceği ve yatırılan bedellerin iade edilmeyeceği düzenlenmiştir.
- İhale sonucunda hak kazandığı hâlde ihale bedelini yatırmayan gerçek ve tüzel kişilerin bir yıl süreyle Genel Müdürlük tarafından yapılan ihalelere katılamayacağı; hile, tehdit, nüfuz kullanma veya sahte belge kullanma suretiyle ihaleye fesat karıştıranların ise iki yıl süreyle ihalelere katılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Yönetmelik, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yayımı tarihi olan 12 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Anayasa Mahkemesi İş Sözleşmesiyle Daha Sıkı İlişkili Hukuk İncelenmeden Verilen Süre Aşımı Kararlarının Mahkemeye Erişim Hakkını İhlal Ettiğine Hükmetmiştir
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından verilen 2024/70460 başvuru numaralı ve 24.12.2025 tarihli karar (“Karar”) 16 Mart 2026 tarihli ve 33198 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar'da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Başvuru, yurt dışında işçi olarak çalışmakta iken iş sözleşmeleri feshedilen başvurucular tarafından açılan işçilik alacakları davalarının, hak düşürücü süre veya zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi üzerine mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
- Yerel mahkeme tarafından uyuşmazlıklarda uygulanması gereken hukukun işçilerin fiilen çalıştıkları ülke hukuku olduğu sonucuna ulaşılmış; bu hukukta öngörülen dava açma sürelerinin geçtiği gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.
- Başvurucular, uyuşmazlık bakımından Türk hukukunun daha sıkı ilişkili hukuk olduğunu, çalıştıkları ülke hukukunu bilmelerinin fiilen mümkün olmadığını ve içtihat değişikliği nedeniyle olumsuz olarak etkilendiklerini ileri sürmüştür.
- Anayasa Mahkemesi, başvuruyu adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde incelemiştir.
- Karar’da, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerine uygulanacak hukukun belirlenmesinde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 27. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
- Anayasa Mahkemesi, 5718 sayılı Kanun’un 27. maddesine ilişkin iptal kararı ile ortaya koyduğu ilkeleri hatırlatarak iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun işçi lehine daha yüksek koruma sağlayabileceğini vurgulamıştır.
- Bu kapsamda, daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işin ifa edildiği işyeri, işçinin tabi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri ile sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı ülke gibi unsurların dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
- Somut olaylarda derece mahkemelerinin iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunup bulunmadığını değerlendirmediği ve bu yönde yeterli bir inceleme yapmadığı tespit edilmiştir.
- Anayasa Mahkemesi, daha sıkı ilişkili hukuk araştırmasının yapılmaması nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu ve başvuruculara katlanılması güç bir külfet yüklediği sonucuna ulaşmıştır.
- Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
- Karar'da ayrıca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş; yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tazminat talepleri reddedilmiştir.
- Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından İş Ortaklığı/ Konsorsiyum/Adi Ortaklık Gibi Yapılar Nezdinde İşlenen Kişisel Verilerin VERBİS’e Bildirimi Hakkında Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurumu ("Kurum") tarafından İş Ortaklığı/Konsorsiyum/Adi Ortaklık Gibi Yapılar Nezdinde Gerçekleştirilen Faaliyetlerde İşlenen Kişisel Verilerin Veri Sorumluları Siciline ("VERBİS") Bildirimine İlişkin Kamuoyu Duyurusu (“Kamuoyu Duyurusu”) 16 Mart 2026 tarihinde Kurum'un resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.
Kamuoyu Duyurusu’nda özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 16’ncı maddesi uyarınca VERBİS’e kayıt ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmeleri için son tarih 31.12.2021 olarak belirlenmiştir. Bu tarihten sonra yükümlü hâle gelen veri sorumlularının ise yükümlülük altına girmelerini müteakip otuz gün içerisinde VERBİS’e kayıt ve bildirimlerini tamamlamaları gerekmektedir.
- Kurum’a iletilen görüş taleplerinde iş ortaklığı, konsorsiyum ve adi ortaklıkların VERBİS’e kayıt yükümlülüğü konusunda tereddütler yaşandığı anlaşılmıştır. Yapılan incelemelerde bazı yapıların kendi adlarına VERBİS’e kayıt başvurusunda bulundukları tespit edilmiştir. Bu nedenle Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 09.06.2021 tarihli ve 2021/569 sayılı kararı ile belirlenen hususların hatırlatılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir.
- İş ortaklığı, konsorsiyum ve adi ortaklık gibi yapıların ortaklığı oluşturan taraflardan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle söz konusu yapıların kendi adlarına VERBİS’e kayıt oluşturmamaları gerektiği ifade edilmiştir.
- Bu kapsamda öncelikle ortaklığı oluşturan tarafların VERBİS’e kayıt yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Akabinde kayıt yükümlülüğü bulunan ortakların VERBİS bildirimi yaparken kendi faaliyetlerinin yanı sıra iş ortaklığı, konsorsiyum veya adi ortaklık faaliyetleri kapsamında işlenen kişisel verilere ilişkin bilgileri de VERBİS’e bildirmeleri gerektiği ifade edilmiştir.
Söz konusu Kamuoyu Duyurusu’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Türk Gıda Kodeksi Gıdaların Ait Olduğu Partiyi Tanımlayan İşaretler veya Numaralar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2026/11) Yayımlanmıştır
Tarım ve Orman Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Gıdaların Ait Olduğu Partiyi Tanımlayan İşaretler veya Numaralar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2026/11) ("Tebliğ") 11 Mart 2026 tarihli ve 33193 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Tebliğ kapsamında öngörülen temel düzenlemeler özetle aşağıdaki şekildedir:
- Gıdaların ait olduğu partinin tanımlanmasını sağlayan işaretlemeye ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenmiş; 4/1/2012 tarihli ve 28163 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıdaların Ait Olduğu Partiyi Tanımlayan İşaretler veya Numaralar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2012/7) yürürlükten kaldırılmıştır.
- Gıdaların piyasaya arz edilebilmesi için ait oldukları partiyi tanımlayan bir işaret, harf, sembol veya numara taşıması zorunlu hale getirilmiştir.
- Parti/lot işareti veya numarasının önünde, diğer işaretlemelerden açıkça ayırt edilemediği hallerde ‘P’ veya ‘L’ harfinin yer verilmesi gerekecektir.
- Hazır ambalajlı gıdalarda parti işaretinin doğrudan ambalaj üzerinde ya da ambalaja yapıştırılmış etiket üzerinde bulunması zorunludur.
- Parti işareti veya numarasının her durumda kolayca görülebilecek, açıkça okunabilecek ve silinmeyecek şekilde olması gerekmektedir.
- Üretim tarihi veya son tüketim tarihinin en az gün ve ay olarak kodlanmaksızın belirtilmesi koşuluyla parti numarası olarak kullanılabilmesi mümkündür. Bu durumda etiket veya ambalaj üzerinde “Parti/lot numarası, üretim tarihi/son tüketim tarihi/tavsiye edilen tüketim tarihidir.” ibaresine yer verilmesi gerekmektedir.
- Gıda işletmecileri, kullandıkları parti numarası veya işaretinin Tebliğ'deki parti tanımına uygunluğunun kaydını tutmak ve talep edilmesi halinde Bakanlığa sunmakla yükümlüdür.
Tebliğ hükümlerine aykırı hareket edilmesi halinde 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca idari yaptırım uygulanacaktır.
Tebliğ kapsamında faaliyet gösteren gıda işletmecileri için 31/12/2026 tarihine kadar geçiş süresi öngörülmüş olup bu tarihten itibaren Tebliğ hükümlerine aykırı gıdaların piyasada bulundurulması yasaklanmıştır.
Tebliğ’in, gıdaların ait olduğu partiyi tanımlayan işaretler veya sembollere ilişkin 13 Aralık 2011 tarihli ve 2011/91/AB sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Direktifi dikkate alınarak Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlandığı belirtilmiştir.
Tebliğ Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu Tebliğ'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Yargıtay Kamulaştırmasız El Atma Bedelinin Geç Ödenmesi Nedeniyle Açılan Davanın Kabulüne İlişkin Kararı Kanun Yararına Bozmuştur
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2025/17014 E., 2026/1019 K. numaralı ve 22.01.2026 tarihli kararı (“Karar”) 11 Mart 2026 tarihli ve 33193 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;
- Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan bir taşınmaza ilişkin hükmedilen bedelin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır.
- Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin hissedarı olduğu taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atıldığını, bu nedenle açılan davada taşınmaz bedelinin ödenmesine karar verildiğini ancak söz konusu bedelin geç ödenmesi sebebiyle paranın satın alma gücünde azalma meydana geldiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda kamulaştırmasız el atma nedeniyle belirlenen bedelin geç ödenmesi sebebiyle oluşan munzam zararın ödeme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalı idareden tahsili talep edilmiştir.
- Davalı idare vekili ise savunmasında; kamulaştırmasız el atma bedelinin geç ödenmesine ilişkin iddiaların yerinde olmadığını, ayrıca meydana geldiği ileri sürülen munzam zararın somut olarak ortaya konulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
- İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; kamulaştırmasız el atma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen munzam zararın davalı idareden tahsiline hükmedilmiştir.
- Adalet Bakanlığı, mahkemenin kararına karşı; temerrüt faizini aşan somut bir zararın ispat edilemediği hâlde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363’üncü maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur.
- Kanun yararına temyiz incelemesinde Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, para borçlarının geç ödenmesi hâlinde kural olarak temerrüt faizi ile zararın karşılandığının kabul edildiğini; temerrüt faizini aşan bir zararın (munzam zarar) talep edilebilmesi için alacaklının bu zararı somut delillerle ortaya koyması gerektiğini belirtmiştir.
- Karar’da yalnızca enflasyon, döviz kurlarındaki artış, yüksek faiz oranları veya paranın satın alma gücündeki azalma gibi genel ekonomik olgulara dayanılarak munzam zarar talep edilmesinin yeterli olmayacağı; bu tür iddiaların davacının somut durumuna özgü vakıalarla desteklenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Genel ekonomik koşullara ilişkin soyut değerlendirmelerin tek başına munzam zararın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, bu nedenle temerrüt faizini aşan bir zararın talep edilebilmesi için davacı tarafından somut ve ispatlanabilir zarar olgusunun ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır.
- Tüm bu değerlendirmeler doğrultusunda, ilk derece mahkemesi tarafından munzam zararın varlığının somut delillerle ortaya konulmadığı hâlde davanın kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmış; bu nedenle kararın, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına hükmedilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- TİTCK Tarafından Klinik Araştırmalara İlişkin “Sıkça Sorulan Sorular” Dokümanı Güncellenmiştir
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“TİTCK”) Klinik Araştırmalar Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan KAD-DD-17 numaralı “Sıkça Sorulan Sorular” dokümanı ("Doküman") 10.03.2026 tarihinde güncellenerek TİTCK resmi internet sitesinde kamuoyuna duyurulmuştur.
Doküman, ilk olarak 01.12.2019 tarihinde yayınlanmış olup klinik araştırma süreçlerine ilişkin usul ve esaslara açıklık getiren rehber niteliğinde bir kaynak olarak hazırlanmıştır.
Revizyon kapsamında, klinik araştırmaların yürütülmesine ilişkin uygulamada ortaya çıkan bazı sorulara yönelik açıklamaların güncel mevzuat ve uygulama dikkate alınarak güncellendiği ve yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır.
İlgili kamuoyu duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English