Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
1)Avrupa Birliği Yasadışı Para Dolaşımını Önlemek Amacıyla Kripto Varlıklar Hakkında Yeni Kurallar Kararlaştırmıştır
Avrupa Parlamentosu, Ekonomik ve Parasal İşler Komitesi (“ECON”) ve Sivil Özgürlükler Komitesi (“LIBE”) tarafından kara para aklama ve terörün finansmanına karşı AB kurallarını güçlendiren yasa tasarısını kabul ettiğine dair 31 Mart 2022 tarihinde bir basın açıklaması yayınlamıştır
Mevzuat, AB kara para aklama karşıtı paketi kapsamında kripto varlıkların geleneksel para transferleriyle aynı şekilde izlenebilmesini sağlamayı ve şüpheli işlemlerin bloke edilmesini amaçlamaktadır.
• Kripto varlık transferlerinin izlenebilirliği
Tüm kripto varlık transferlerinin, varlığın kaynağı ve yararlanıcısı hakkında, yetkili makamlara sunmaya uygun olacak şekilde bilgileri içermesi ve teknolojik çözümler ile varlık transferlerinin ayrı ayrı tanımlanabilmesi gerekmektedir.
Bitcoin ticaret platformları gibi bir sağlayıcı olmadan veya kendi adlarına hareket eden sağlayıcılar arasında gerçekleştirilen kişiden kişiye transferler için kurallar geçerli olmayacaktır.
• Asgari eşik kaldırılmıştır.
Hızları ve sanal yapıları nedeniyle, kripto varlık işlemleri işlem eşiklerine dayalı olarak mevcut kurallar kolayca atlatılabilmektedir. Bu nedenle düşük değerli transferler için asgari eşik ve muafiyetlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
• Yüksek riskli kuruluşların halka açık kaydı
Avrupa Bankacılık Otoritesi'nin ("EBA") kara para aklama, terörün finansmanı ve diğer suç faaliyetleri açısından yüksek riske sahip olabilecek kripto varlıklarla ilgili iş ve hizmetlerin halka açık bir kaydını oluşturmasını amaçlamaktadır.
Kripto varlıkları yararlanıcıların kullanımına sunmadan önce, sağlayıcıların varlığın kaynağının kısıtlayıcı önlemlere tabi olmadığını ve kara para aklama veya terör finansmanı riskinin bulunmadığını doğrulaması gerekmektedir.
Basın duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
2)Elektrikli Araçlar İçin Şarj Aletleri Hakkında Yönetmelik
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK/Kurum”) tarafından hazırlanan, Şarj Hizmeti Yönetmeliği (“Yönetmelik”), 2 Nisan 2022 tarihli ve 31797 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik kapsamında şarj ağı işletmeciliği Kurum’dan alınan şarj ağı işletmeci lisansı kapsamında yürütülecektir. İşbu lisans hiçbir surette devredilemeyecektir. Lisans almak için; Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslar uyarınca sunulması gereken bilgi ve belgelerle EPDK Başvuru Sistemi üzerinden başvuruda bulunulmalıdır. Lisans en fazla 49 yıla kadar verilebilecektir.
Her ne ad altında veya yöntemle olursa olsun ticari faaliyet göstermeyen özel şarj istasyonlarının ve kullanıcıların kendi ihtiyacı için kurduğu şarj ünitelerinin bir şarj ağına bağlanmaları zorunlu değildir.
Yönetmelik uyarınca şarj ağı, şarj ağı işletmecisinin işlettiği ve şarj ağı işletmecisi tarafından düzenlenen sertifikalar kapsamında işletilen halka açık ve ticari faaliyet yürütülen özel şarj istasyonlarından oluşmaktadır.
Şarj ağı işletmeci lisansı sahibi;
- Ülke genelinde şarj hizmeti sunma,
- Şarj istasyonu kurma ve işletme,
- Düzenlediği sertifikalar kapsamında şarj istasyonu kurdurma ve işlettirme,
- Kullanıcılar ile sadakat sözleşmesi yapabilme
hak ve yetkilerine sahiptir.
Kurum veri tabanında her bir şarj ağında yer alan şarj istasyonlarına ilişkin bilgiler ayrı ayrı tutulacak ve saklanacaktır. Şarj ağı işletmecisi, Kurum’un erişimine sunulan ve Kurum’a gönderilen tüm bilgilerin gizliliğinden, bütünlüğünden, erişilebilirliğinden, doğruluğundan ve güvenliğinden sorumludur.
Şarj hizmeti kapsamında toplanan verilerin hizmetin verildiği tarihten itibaren en az beş yıl süreyle şarj ağı işletmecisi tarafından güvenli bir şekilde saklanması zorunludur.
Tüm bunlara ek olarak, bir şarj istasyonunun şarj hizmeti sunmaya başlayabilmesi için İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca iş yeri açma ve çalışma ruhsatına sahip olması zorunludur. Halka açık şarj istasyonlarında lisans sahibinden kaynaklanmayan haklı sebepler ve mücbir sebepler hariç şarj hizmetinin sürekli ve kesintisiz olarak sunulması zorunludur.
Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan, Özel Hastaneler Yönetmeliğinde (“Yönetmelik”) Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği), Sağlık Bakanlığı tarafından, 2 Nisan 2022 tarihli ve 31797 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelikte gerçekleştirilen değişiklikler kapsamında:
- Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin başlığında yer alan “ek kadro tahsisi” ifadesi “kadro devirleri” şeklinde değiştirilmiştir.
- Aynı maddenin 4. fıkrası kadro devir sayısı ile ilgilidir. Bu madde uyarınca yapılan uzman hekim kadro devri sayısı ve karşılıklı değişim yapılan kadro sayısının il içi ve il dışı toplamı, devreden kuruluşun toplam uzman hekim kadro sayısının %20’sinin üzerinde olamayacaktır. Hastanenin ve tıp merkezinin faaliyete devam etmesi için zorunlu asgari uzman hekim kadroları ile özellikli ünite ve birimlerin asgari uzman hekim kadrolarının devrine izin verilmeyecektir. Özel hastanelerin ve tıp merkezlerinin bu fıkra kapsamında ruhsatlarına işlenen kadrolar tekrar bu fıkra kapsamında işleme alınmayacaktır.
- Özel Hastane Binasının bulunduğu alan ile ilgili olarak “hastane yapılabileceğine dair ilgili belediye tarafından verilmiş belge” ibaresi, “uygulamalı imar planında özel sağlık alanında ya da sağlık tesisi yapılabilir olmak koşuluyla eğitim tesisleri alanında olduğunu gösterir belge” olacak şekilde hastaneye uygun olma şartları sayılmıştır.
- Özel hastanede kardiyoloji veya kardiyovasküler cerrahi uzmanlık dalları için çalışma şekline bakılmaksızın yalnızca bir uzman hekim bulunduğunda ilgili yoğun bakım ünitesi kurulması zorunlu olmayacaktır.
- Özel hastanelerde kullanılan ilaç ve tıbbî malzeme bedelleri, piyasa rayiç bedellerinin üzerinde olamayacaktır.
- Taşınma amacıyla başvuran özel hastaneler, taleplerinin uygun bulunduğu tarihten itibaren en geç iki yıl içerisinde ön izin belgesi ve ön izin belgesinin alındığı tarihten itibaren ise beş yıl içerisinde ruhsat belgesi alarak birleşme veya taşınma işlemlerini sonuçlandırmak zorundadır.
- Ruh sağlığı ve hastalıkları dal hastanelerinin ve ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlık dalında yataklı klinik açarak hizmet vermek isteyen genel hastanelerin bu Yönetmelik ile öngörülen asgarî standartlara ilave olarak bahsedilen şart ve nitelikleri taşımaları gerektiği belirtilmiştir.
Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
4)Okunabilirlik Testleri Sunumu Başvuruları 30 Nisan 2022’ye Kadar Uzatılmıştır
Okunabilirlik Testlerinin sunumu ile ilgili ruhsat başvurusunda bulunulacak ve/veya ruhsatlandırma süreci devam eden beşeri tıbbi ürünler için başvuru tarihi 30.04.2022 tarihine kadar uzatılmış olduğu Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“TİTCK” veya “Kurum”) İlaç Ruhsatlandırma Daire Başkanlığı tarafından, Kurumun resmi internet sitesinde 31 Mart 2022 tarihinde yayımlanmıştır.
Başvuru kabulü, ruhsatlandırma ve satış izni onay işlemleri, Okunabilirlik Testlerinin belirtilen tarihe kadar Kuruma sunulacağını belirtir taahhüdün sunulması koşuluyla gerçekleştirilecektir.
Duyuru metninin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
5)İlaç Takip Sistemine İlişkin Süre Güncellenmiştir
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum/TİTCK”) tarafından daha önce yapılan duyurular kapsamında, İlaç Takip Sistemi (“İTS”) projesinde kullanılan mevcut SOAP servislerinin RESTAPI yapısına dönüşümü planlandığı belirtilmiş ve kullanılacak yeni servis yapısını açıklayan dokümanlar https://www.its.gov.tr/its/entegrasyon adresinde yayımlanmıştır.
Sistem paydaşlarının yeni servislere uyum sağlayacak şekilde hazırlıklarını tamamlamaları için son tarih 08.04.2022 tarihi yerine 01.07.2022 olarak güncellenmiştir.
Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
6)5360 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü Maddesinde Yer Alan Tevkifat Oranları Süresi 3 Ay Uzatılmıştır
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü Maddesinde Yer Alan Tevkifat oranlarına ilişkin 22.07.2006 tarihli ve 2006/10731 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki kararda değişiklik yapılması hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulmasına 193 sayılı Kanunun mezkur maddesi gereğince 31 Mat 2022 tarihli ve 5360 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile karar verilmiştir. Cumhurbaşkanı Kararı (“Karar”) 1 Nisan 2022 tarihli ve 31796 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
- Yeni açılan veya vadesi yenilenen hesaplara uygulanmak üzere mevduat faizleri ile katılım hesapları karşılığı ödenen kar paylarında uygulanan indirimli tevkifat oranlarının yürürlük süresi,
- Bazı yatırım fonlarından elde edilen gelir ve kazançlarda uygulanan indirimli tevkifat oranının yürürlük süresi,
- Bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bu bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlarda uygulanan indirimli tevkifat oranlarının yürürlük süresi
30/6/2022 tarihine kadar geçerli olmak üzere 3 ay uzatılmıştır.
Kararın tamamına buradan,
Açıklayıcı bilgi notuna buradan ulaşabilirsiniz.
7)Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Kat Mülkiyeti Kanununda Önemli Değişiklikler
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 7392 sayılı Kanun (“Değişiklik Kanunu”) 24 Mart 2022’de kabul edilmiş, 31796 sayılı ve 1 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Değişiklik Kanunu kapsamında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“TKHK”) ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda (“KMK”) önemli değişiklikler yapılmıştır.
Söz konusu değişikliklerden başlıcaları aşağıdaki şekildedir:
- Taksitle satış
Taksitli satışta temerrüdü düzenleyen TKHK’nın 19. maddesi kapsamında tüketici taksitli satışlarda kalan borcun onda birini ödemediği durumda temerrüde düşmekteydi. Yeni düzenleme ile kalan borcun onda biri ifadesi borcun tamamının onda biri olarak değiştirilmiştir. Bu kapsamda tüketici borcunun tamamının onda birini iki defa üst üste ödemediği durumda temerrüde düşme hali kalan borcun değil borcun tamamının onda birinin ödenmediği hallerde söz konusu olacaktır.
Ek olarak, kalan borcun dörtte birinin ödenmediği hallerde tüketici doğrudan temerrüde düşmekteydi. Yine kalan borcun ifadesi Kanun metninden çıkarılmış ve tüketici borcun tamamının dörtte birini ödemediği hallerde temerrüde düşmüş sayılacaktır.
Bu değişiklikler ile özellikle son taksitlerin ödenmesinde temerrüde düşen ve hak kaybına uğrayan tüketicilerin mağduriyetinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
- Tüketici Kredileri
Tüketici kredilerinde cayma hakkını düzenleyen TKHK’nın 24. maddesinin ikinci fıkrasına “Cayma hakkı süresi içinde kredi borcunun tamamının erken ödenmesi hâlinde bildirim aranmaksızın bu madde hükümleri uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Maddeye eklenen bu düzenleme kapsamında tüketici, kredi borcunun tamamını cayma süresi olan 14 gün içinde geri ödediği hallerde krediden cayıldığı kabul edilecektir ve ödemeler bu kapsamda düzenlenecektir.
Tüketici kredilerinde sözleşmelerde değişikliğin düzenlenmiş olduğu TKHK’nın 26. maddesinde yapılan değişiklikle, belirsiz süreli kredi sözleşmelerinde faiz oranında değişiklik yapılması hâlinde yazılı bildirim yükümlülüğü, faiz oranında artış yapılması hali ile sınırlandırılmıştır.
- Sigorta, Yan Finansal Ürün Sunumu
TKHK’nın 29. maddesinde düzenlenen sigorta yaptırılmasına ilişkin madde tamamen yenilenmiştir. Tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi bağlantılı sigorta yaptırılamayacaktır.
Kredi verenin sigorta yaptırılması talebini içeren bir kredi sözleşmesi sunduğu durumlarda, sigorta talebi içermeyen bir sözleşmeyi de tüketiciye sunması zorunluluğu bulunmaktadır. Tüketici sigorta yaptıracağı sigorta şirketini seçmekte özgürdür ve kredi veren tarafından bu sigortanın kabul edilmesi zorunludur. Kredi bağlantılı sigortanın kredi ile uyumlu olması gerekli olan diğer bir husustur. Bunlarla beraber tüketici kredisi sözleşmesi, kredi ile ilgili olanlar hariç yan finansal ürün ve hizmetlerin satın alınması şartına bağlanamayacaktır.
- Ön Ödemeli Konut Satışı
Ön ödemeli konut satışlarında konutun tesliminin düzenlendiği TKHK’nın 44. maddesi uyarınca, satıcının konutu sözleşmede taahhüt edilen süre içinde ödemesi zorunluluğu açıkça belirtilmiştir. Sözleşmede düzenlenecek olan azami süre 36 aydan 48 aya uzatılmıştır.
- Mesafeli Satış Sözleşmeleri
Mesafeli satış sözleşmelerinde malın teslimi tüketicinin isteği ve kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan ürünler dışında azami 30 gündür.
Aracı hizmet sağlayıcıları, satıcı ile beraber müteselsil sorumlu olacaktır. Eğer ki tüketici aracı hizmet sağlayıcısının eylemleri sebebiyle zarara uğramışsa, aracı hizmet sağlayıcısı bu zararı gidermekle yükümlüdür.
- Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri
Devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamayacaktır. Devre tatil sözleşmeleri ise devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere en fazla on yıl için kurulabilecektir.
Tüketici, şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatilin başlayacağı tarihten en az doksan gün önce sağlayıcıya bildirdiği hallerde sağlayıcı o dönem için tüketiciden bir bedel talep edemeyecektir.
- Yenilenmiş ürünler
TKHK 57/A maddesi eklenerek yenilenmiş ürünler kavramı getirilmiştir. Yenilenmiş ürünler; donanım, yazılım veya fiziki özelliklerinde iyileştirme yapılarak tekrar satışa sunulan kullanılmış mallardır. Bu kapsamda yazılım, donanım, bilgisayar gibi teknolojik ürünler yenilenerek satılabilecektir.
Yenilenmiş ürünlerin 1 yıl garanti süresi olacaktır.
- Tüketici Hakem Heyeti
Tüketici Hakem Heyetinin görev sınırı 30.000 TL’ye çıkarılmıştır.
- Devre Mülk Hakkı
KMK’da yapılan değişiklik kapsamında devre mülk hakkının yılın belirli 7 günden daha az süreli olmaması şartı 15 güne çıkarılmıştır.
- Yürürlük
Kanunun devre tatili ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmelerine ilişkin hükümleri, 15 inci maddesiyle değiştirilen 6502 sayılı Kanunun 77’nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 17 nci maddesiyle 6502 sayılı Kanuna eklenen geçici 3 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ve 18 inci maddesi yayımı tarihinde, diğer hükümleri ise yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girecektir.
Değişiklik Kanununun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”), 31 Mart 2022 tarihli ve 31795 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’le birlikte, hizmet ve destek alanlarına ilişkin prensipleri belirlemek müteşebbis heyet ve genel kurulun görev yetkileri arasına eklenmiştir.
Yönetmelik’ten önce imar planı değişiklikleri kapsamında hizmet ve destek alanı oluşturulmasına ilişkin plan tadilatları, OSB’nin mülkiyet ve tasarrufundaki yerlerden yapılmaktayken; Yönetmelik’le birlikte, OSB’nin teklifine istinaden mülkiyeti OSB, katılımcı ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerden yapılabilecektir.
Yönetmelik uyarınca yapılaşmış parsellerin ifrazı sonucu oluşacak yeni parsellerde mevcut yapılar nedeniyle imar planında belirtilen geri çekme mesafelerinin sağlanamaması durumunda; ifraz hattının her iki tarafında çevre yeşili mesafesi ve 5 metre ring yolu sağlanmalıdır. Fiziki durum veya proses gereği imkansızlığın olması halinde çevre yeşili mesafesi 2 metreden az olmamak kaydıyla daha dar bırakılabilecektir.
Yönetmelikte; tesisin çalışması ve işletilmesi için gerekli olan destek üniteleri arasına güneş ve rüzgâr enerjisine dayalı elektrik enerjisi üretim tesisleri de dahil edilmiş olup işbu destek ünitelerinin de parsel içi ring yolu veya çevre yeşili üzerinde yer alamayacağı belirtilmiştir.
Yönetmelikle birlikte parsel tahsis hakkı;
- Tahsis yapılan gerçek kişinin veya şirketin ortaklık paylarının tamamı kendine ait olan şirketine,
- Tahsis yapılan gerçek kişinin ölümü halinde varislerine,
- Tahsis yapılan şirketin tasfiyesi halinde şirketin ortaklarına,
- Tahsis yapılan şirketin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında devralma şeklinde veya yeni kuruluş şeklinde birleşmesi ya da tam veya kısmi bölünmesi halinde; bölünmenin veya birleşmenin ticaret siciline tescilini müteakip devralan şirkete,
- Tahsis yapılan şirketin, tür değişikliği halinde yeni türe dönüştürülen şirkete
devredilebilecektir.
Kısmi bölünmede, devralan şirketin ortaklık paylarının tamamının bölünen şirkete ya da bu şirketin ortaklarına ait olması zorunlu hale getirilmiştir.
Tahsis hakkının devrinde Yönetmeliğin Arsa Tahsis İptali başlıklı 60. maddesinde belirtilen sürelerin hesaplanmasında ilk parsel tahsis tarihi esas alınacaktır.
Tüm bu değişikliklere ek olarak, katılımcının mülkiyetindeki taşınmazlar yatırım finansmanı sağlanması amacıyla kredi alacaklısı kuruluşa, gayrimenkul yatırım fonuna, gayrimenkul yatırım ortaklığına, varlık yönetim şirketine ve varlık kiralama şirketine devredilebilecektir.
OSB’ce teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen gayrimenkullerin icra yoluyla satışı halinde; OSB’nin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara, gayrimenkul yatırım fonu, gayrimenkul yatırım ortaklığı, varlık yönetim şirketi ve varlık kiralama şirketine veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilecektir.
Bu kapsamda, kredi alacaklısı kuruluş veya gayrimenkul yatırım fonu, gayrimenkul yatırım ortaklığı, varlık yönetim şirketi ve varlık kiralama şirketi satın aldığı taşınmazı sadece bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip gerçek veya tüzel kişilere en geç iki yıl içerisinde satmak veya aynı nitelikteki gerçek veya tüzel kişilere kiraya vermek zorundadır.
Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- TBB Bireysel Müşteri Hakem Heyeti 2021 Faaliyet Raporu Yayımlanmıştır
Türkiye Bankalar Birliği (“TBB”) Bireysel Müşteri Hakem Heyeti 2021 Faaliyet Raporunu (“Rapor”) yayımlamıştır. Rapor Bireysel Başvuru Hakem Heyetine ilişkin istatistikleri sunmaktadır.
Başvurular
Bireysel Müşteri Hakem Heyeti uygulaması kapsamında, 2021 yılında 44.567 başvuru alınmıştır. Bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında, başvurular yüzde 23 azalmıştır.
Başvuruların:
- % 62’si banka kartları ve kredi kartları
- % 12’si tüketici kredileri,
- %12’si sigortacılık işlemleri,
- %14’ü diğer bankacılık ürün ve hizmetleri ile ilgilidir.
Başvuruların yüzde 53’ü, aşağıdaki nedenlerle Hakem Heyeti gündemine alınmamıştır.
Gündeme alınmamış başvurular:
- %35’i başvuru formu, banka yanıtı, imza vb usule ilişkin eksiklikler nedeniyle kabul edilmemiş ancak başvuru sahibine gerekçeli bir yanıt gönderilerek, eksikliğin tamamlanması konusunda yol gösterilmiştir.
- % 17’si süreler, yargıya intikal etme vb nedenlerle kabul edilmemiştir.
- %1’i başvuru sahibi tarafından geri çekilmiştir.
Gündeme alınan bu başvurular:
- %30’u, Heyetler tarafından görüşülerek banka lehine,
- %61’i, bankaların talebi karşılaması sonucunda Heyetler tarafından görüşülmesine gerek olmadan müşteri lehine, %
- 6’sı, Heyetler tarafından görüşülerek müşteri lehine sonuçlandırılmıştır.
Başvuruların %3’ü, işbu raporun hazırlandığı tarih itibarıyla henüz karara bağlanmamıştır.
TBB Üyesi Bankalara Doğrudan Yapılan Başvurular
2021 yılında, TBB üyesi bankalara doğrudan yapılan başvuru sayısı, bir önceki yılda gelen 2.796.557 adet başvuruya göre yüzde 15 artmıştır. 2021 yılında gelen 2.829.958 adet başvurunun;
- %64’ü Banka Kartları ve Kredi Kartları,
- %32’si Diğer Bankacılık Ürün ve Hizmetleri,
- %3’ü Tüketici Kredileri
- %1’i ise Sigortacılık İşlemleri ile ilgilidir.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
10)Kooperatiflerin Tacir Olduklarına Dair Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
Kooperatiflerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamında tacir sayıldıklarına ilişkin Yargıtay'ın 2020/2 E. ve 2021/3 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı 1 Nisan 2022 tarihli ve 31796 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Kooperatiflerin/yapı kooperatiflerinin tacir/ticaret şirketi sayılıp sayılamayacağı hususundaki görüş ayrılıkları neticesinde içtihatların birleştirilmesi yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay, kooperatif şirketlerinin TTK m.124 hükmü ile ne şahıs ne de sermaye şirketleri arasında gösterilmemiş olmasının, kanunun açık lafzı karşısında kooperatifin ticaret şirketi sayılmasına engel olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur.
Bu kapsamda Yargıtay tarafından kooperatiflerin/yapı kooperatiflerinin TTK kapsamında tacir/ticaret şirketi olduklarına karar verilmiştir.
Bahsi geçen kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Kamu Kurumu Aleyhine Başlatılan İcra Takibinde Alacağın Ödenmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı
Kamu kurumu aleyhine başlatılan icra takibinde alacağın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin 2018/33348 Başvuru Numaralı 12 Ocak 2022 Karar Tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı (“Karar”) 2 Nisan 2022 tarihli ve 31797 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Başvurucunun satış işlemlerine konu hak ediş alacaklarının tahsili için idare nezdindeki başvuruları sonuçsuz kaldığından faturalara dayalı alacakların tahsili amacıyla kamu kurumu aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış, kurumun takibe itiraz etmemesi nedeniyle de icra takibi kesinleşmiştir.
Başvurucunun alacaklarının tahsili amacıyla kamu kurumunun diğer bir şirketten olan alacaklarına yönelik haciz talebi, ilgili İcra Müdürlüğünce kabul edilmiştir. Kurumun devlet mallarının haczedilemeyeceği iddiasıyla ilgili İcra Mahkemesine yaptığı şikâyet kabul edilmiş ve haciz işleminin iptaline karar verilmiştir. Başvurucunun temyiz isteminde, İcra Mahkemesinin iptal kararı Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır.
Başvurucu şirket, kamu kurumu nezdindeki hak ediş alacaklarının tahsili amacıyla kamu kurumu aleyhine yürüttüğü ilamsız icra takibine itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleşmesine karşın, kamu mallarının haczinin mümkün olmaması nedeniyle haciz talebinin sonuçsuz kaldığını ileri sürmektedir. Bu iddiaya göre, yargı mercileri tarafından borçlu kamu kurumunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının da devlet malı hüviyetinde değerlendirilmesi, kamu kurumuna süresiz ve kapsam itibarıyla hiçbir haciz işlemine imkân vermeyen oldukça geniş kapsamlı bir muafiyet uygulanmasının sağlanması haksızlık oluşturmaktadır. Bu uygulamayla kamu kurumları ve özel hukuk tüzel kişileri arasında farklılık oluşturulmasının ayrımcı nitelik taşıdığı belirtilmektedir.
Başvurucu şirket, kamu kurumundan olan alacağına kavuşamamasının eşitlik, adil yargılanma ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddiasının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
Karar’da alacağın belirli, kesin ve icra edilebilir mahiyette olduğu dikkate alındığından başvurucunun mülkiyet hakkının var olduğuna hükmedilmekte, başvurucu şirketin icra edilebilir nitelikteki kesinleşmiş alacağının idare tarafından borcun varlığının da kabul edilmesine rağmen yedi yılı aşkın bir süreyi geçtiği halde ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. İhlalin sonuçlarının giderilmesi için icra takibi sonucunda kesinleşmiş alacağının başvurucu şirkete ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
Bahsi geçen kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Fazladan Tahsil Edilen Sigorta Priminin İade Edilmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkı ve Etkili Başvuru Hakkının İhlaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı
Başvurucunun kısa vadeli sigorta kolları priminin yanlış tarife üzerinden hesaplanarak tahsil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ve hatalı olarak fazladan tahsil edilen primlerin iade edilmemesi nedeniyle de etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin 2019/16415 Başvuru Numaralı, 12 Ocak 2022 Karar Tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı (“Karar”) 2 Nisan 2022 tarihli ve 31797 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Başvurucu, 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem için kısa vadeli sigorta kolları priminin “Havayolu ile Yolcu Taşımacılığı” kodu üzerinden %2 olarak hesaplanması gerekirken idarenin hatalı dönüşüm işlemi sebebiyle “Uçaklarda yapılan bütün işler (Havacılık kulüpleri dahil)” kodu üzerinden %6,5 olarak hesaplandığını ve bu suretle fazladan prim ödenmesine neden olunduğunu ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Aynı zamanda başvurucu, idarenin hatalı işleminden kaynaklı zararların idare tarafından tazmin edilmesinin Anayasa’nın 125. Maddesinin son fıkrasının bir gereği olduğunu öne sürmektedir.
Başvurucu, idareden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na dayanılarak çıkarılan Yeni Tarife sebebiyle fazladan ödediği primlerin iadesini talep etmiş ancak bu talep İş Kolu Kodu Komisyonunca reddedilmiştir. Başvurucu, bu işlemin iptali ve fazladan ödenen primlerin iadesi kararı istemiyle İş Mahkemesi’ne açtığı davada; idarenin tespit ettiği yeni iş kolu kodunu tebliğ etmesi yükümlülüğünü ifa etmediğini ve kendi hatasının külfetini başvurucuya yüklediğini, bu durumun hukuka uygun olmadığını iddia etmiştir. İş Mahkemesi ilgili kararında; davalı T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından iş kolu kodları konusunda herhangi bir tebligat yapma zorunluluğu bulunmadığına, başvurucunun beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğine ve bu sebepten fazladan ödenen primlerin iadesinin mümkün olmadığına hükmetmiştir.
Başvurucunun temyiz istemi oyçokluğuyla reddedilmiş ve İş Mahkemesi kararı Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır.
Anayasa Mahkemesi ilgili kararında, başvurucudan tahsil edilen kısa vadeli sigorta kolları priminin anılan iş kolu kodu için belirlenen %2 oranını aşan kısmının kanuni dayanaktan yoksun olduğunu ve bu gerekçeyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Anayasa Mahkemesi, İş Mahkemesi’nin kararında gerekçe gösterdiği; başvurucunun iş kolu kodunun Bakanlar Kurulunun 22/9/2008 tarihli ve 2008/14173 sayılı kararıyla kabul edilen ve 29/9/2008 tarihli ve 27012 2. mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Tarifesi'ne (“Yeni Tarife”) uygun hale getirilmesi için başvuru yapma sorumluluğunu yerine getirmemiş olması durumu ile fazladan tahsil edilen primlerin iade edilmemesi arasındaki bağlantının nasıl kurulduğunun anlaşılamadığına hükmetmiştir. Kararda, başvurucunun sorumluluklarını ifadaki başarısızlığı faiz ile ilgili talepleri yönünden dikkate alınabilirse de alacağın aslını ortadan kaldırmamakta ve idarenin iade yükümlülüğünü bertaraf etmemekte olduğu belirtilmektedir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ve bununla bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. Maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
Bahsi geçen kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Türkçe
English