Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

1. Makul Süreyi Aşan Tedbir Kararları Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2020/8289 başvuru numaralı ve 16.05.2024 tarihli “Adnan Özgün ve Diğerleri Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 7 Kasım 2024 ve 32715 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin uzun süre devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
  • AYM, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ([GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018), Ihsan Metin (B. No: 2015/7044, 23/1/2019), İbrahim Geçer (B. No: 2014/19056, 19/2/2019) ve Şeyhmus Terece ([GK], B. No: 2017/26532, 23/7/2020) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin uygulanmasının ölçülü olabilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerektiği ve tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesinin mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi suretiyle mülk sahihine orantısız bir külfet yüklediği gerekçesiyle mülkiyet hakkınım ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
  • Somut başvuruda 24/4/2009 tarihli mahkeme kararıyla konulan ihtiyati tedbir devam etmektedir. Yaklaşık on dört yılı aşkın süredir devam eden ihtiyati tedbirin süresi itibarıyla orantılı olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmı hakkında Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ihlal edilmiştir.
  • AYM, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede AYM 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dahil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır.
  • Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle 2020/8289 ve 2020/9684 numaralı başvurular yönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA oybirliğiyle karar verilmiştir.
  • Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE oyçokluğu ile karar verilmiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

2. Yargılama Sonucuna Etkili İddia ve İtirazların Yeterli Gerekçeyle Karşılanmaması Nedeniyle Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine Dair Anayasa Mahkemesi Kararı

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (“AYM”), adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin 2020/36152 başvuru numaralı ve 5.6.2024 tarihli “P.Ç. Başvurusu” isimli kararı (“Karar”), 7 Kasım 2024 ve 32715 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Başvuru, istinaf mahkemesince kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
  • Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
  • Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili nitelikte olması halinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul ya da esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir.
  • AYM’nin gerekçeli karar hakkı bağlamındaki görevi, uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin olarak yargı mercilerinin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koyup koymadıklarını incelemekten ibarettir.
  • Makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dahil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141. maddesinin de Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
  • Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA oybirliğiyle karar verilmiştir.
  • Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE oybirliğiyle karar verilmiştir.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

3.Mükellefin Birden Fazla Sebepten Özel Esaslara Tabi Mükellefler Kapsamına Alınması İşleminin İptali İstemiyle Açılan Ayrı Davalar Arasında Derdestlik Olmayacağına İlişkin Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı Yayımlanmıştır

 

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun (“Kurul”), bir mükellefin, aynı vergi dairesi tarafından birden fazla sebepten ötürü özel esaslara tabi mükellefler kapsamına alınması durumunda, her sebep yönünden ayrı idari işlem tesis edildiğinin kabulünün gerektiği, dolayısıyla, her bir işlemin iptali istemiyle ayrı davalar açılması halinde açılan davalar arasında derdestliğin söz konusu olmayacağına ilişkin kararı (“Karar”), 12 Kasım 2024 tarihli ve 32720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar’a göre;

  • Karar konusu Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairelerince kesin olarak verilen kararlar arasındaki aykırılık, bir mükellefin aynı vergi dairesi tarafından farklı sebeplerle birden fazla kere özel esaslara tabi mükellefler kapsamına alınması durumunda her bir özel esaslara tabi mükellefler kapsamına alınma durumu ayrı işlem kabul edilerek bunların iptali istemiyle ayrı davalar açılması halinde açılan davalar arasında derdestliğin söz konusu olup olmayacağına ilişkindir.
  • Yargılama usulüne ilişkin bir müessese olarak derdestlikten davanın görülmekte olduğu anlaşılır. Davanın açılması ile başlayan derdestlik halinde tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir davanın ikinci kez açılması durumunda, ikinci davanın esasının incelenmemesi sonucu ortaya çıkar.
  • Aykırılığın giderilmesi istemine konu uyuşmazlıklarda aynı vergi dairesince farklı nedenlerden dolayı (gerçek emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan fatura düzenleme, kullanma, hakkında gerçek emtia teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan fatura düzenlediği yolunda rapor bulunan mükellefin filine iştirak etme, tüzel kişi mükellefin kanuni temsilcisinin ortağı olduğu diğer bir mükellef hakkındaki olumsuz tespit vs.) özel esaslara tabi tutulan davacılar tarafından özel esaslara tabi tutulma işleminin iptali istemiyle birden fazla dava açıldığı görülmektedir. Tarafları ve konusu aynı olan bu davalarda davacıların talep sonucunu dayandırdığı vakıaları ifade eden dava sebeplerinin farklı olduğu anlaşılmaktadır.
  • Kurul tarafından mükellefin, aynı vergi dairesi tarafından birden fazla sebepten ötürü özel esaslara tabi mükellefler kapsamına alınması durumunda, her sebep yönünden ayrı idari işlem tesis edildiğinin kabulü gerektiğinden, her bir işlemin iptali istemiyle aynı davalar açılması halinde açılan davalar arasında derdestliğin söz konusu olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Aykırılığın, bir mükellefin, aynı vergi dairesi tarafından birden fazla sebepten ötürü özel esaslara tabi mükellefler kapsamına alınması durumunda, her sebep yönünden ayrı idari işlem tesis edildiğinin kabulünün gerektiği, dolayısıyla, her bir işlemin iptali istemiyle ayrı davalar açılması halinde açılan davalar arasında derdestliğin söz konusu olmayacağı yönünde giderilmesine, 02/10/2024 tarihinde OYÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAK KARAR VERİLMİŞTİR.

Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

4. Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası Sisteminin Tarife ve Talimatları ile Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

 

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“Kurum”) tarafından hazırlanan Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası Sisteminin Tarife ve Talimatları ile Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“Tebliğ”) 9.11.2024 tarihli ve 32717 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanmıştır.

 

Tebliğ ile 7/1/2023 tarihli ve 32066 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası Sisteminin Tarife ve Talimatları ile Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ’in:

  •  3’ üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“o) Genel Şartlar: Ticari Alacak (Kredi) Sigortası Genel Şartlarını,”

  • 8’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “dördüncü” ibareleri “beşinci” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(5) Teminat verilecek alıcıların belirlenmesi amacıyla yapılacak risk değerlendirmesine ilişkin teklif aşamasındaki sorgulama ücreti, risk değerlendirmesi yapılan her bir alıcı için KDV dâhil 30 TL’dir. Teklifin sunulduğu tarihten itibaren 15 gün içinde poliçenin düzenlenmesi durumunda ilgili poliçeye ilişkin teklif kapsamında sorgulama ücreti alınmaz. Sorgulama ücreti, her yıl Türkiye İstatistik Kurumu tarafından ocak ayında açıklanan 2003=100 Temel Yıllı Tüketici Fiyat Endeksi ile 2003=100 Temel Yıllı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranlarının ortalaması alınarak artırılır ve ertesi gün itibarıyla uygulanır. Açıklanan oranların sıfırın altında olması durumunda, söz konusu oranlar sıfır olarak alınır. Kurum sorgulama ücretini yeniden belirlemeye yetkilidir.”

  • 15’ inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “%17’dir” ibaresi “%20’dir” şeklinde, “%12’si” ibaresi “%15’i” şeklinde ve aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “%12’sini” ibaresi “%15’ini” şeklinde değiştirilmiştir.

Tebliğ’in 8 inci, 10 uncu ve 11 inci maddeleri Resmî Gazete ’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ’in diğer hükümleri 9/10/2024 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

5. Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 5) Yayımlanmıştır

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 5) (‘Tebliğ’) 8.11.2024 tarihli ve 32716 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanmıştır.

 

Tebliğ ile 3/12/2011 tarihli ve 28141 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanan Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nin;

 

  • 3.2.1 numaralı fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir:

 

“3- Bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler ile ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükellefler.”

 

  •  3.2.4 numaralı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

 

  • 3.2.6 numaralı fıkrasına (2) numaralı bentten sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir:

 

“3- 1/1/2025 tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükellefler ile bu tarihten itibaren (bu tarih dâhil) ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükellefler 1/1/2025 tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren (Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kendisine özel hesap dönemi tayin edilenler 2025 yılı içinde başlayan hesap dönemi başından itibaren), 1/1/2025 tarihinden itibaren (bu tarih dâhil) yeni işe başlayan, yeniden işe başlayan, sınıf değiştiren, yeni bir mükellefiyete giren ve vergi muafiyeti kalkan mükelleflerden ihtiyari ya da zorunlu olarak bilanço esasına göre defter tutacaklar işe başlama, sınıf değiştirme, yeni mükellefiyete girme ve muaflıktan çıkma tarihinden itibaren,”

 

  • 7.8 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

 

7.8. Elektronik ortamda oluşturulması, kaydedilmesi, imzalanması/onaylanması, muhafazası, saklanması ve ibrazına izin verilen defterler ile defterlerle ilişkili muhasebe fişlerinin ve berat dosyalarının elektronik ortamda oluşturulması, kaydedilmesi, imzalanması/onaylanması, muhafazası, saklanması ve ibrazına ilişkin standartlar, teknik ve uygulama kılavuzları ile e-Defter uygulamasına ilişkin diğer kurallar edefter.gov.tr adresinde duyurulur.”

 

  • 4.3.4 numaralı fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Bu fıkrada yer alan açıklamalar çerçevesinde defter ve berat dosyalarını oluşturma, NES veya Mali Mühürle imzalama/onaylama ve Başkanlık onaylı berat dosyalarını alma süreleri aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Özel hesap dönemini kullanan mükellefler, tabloda yer alan bilgileri, hesap dönemlerinin başlangıç ve bitiş aylarına uygun olarak dikkate alacaklardır.  

          

  • 6’ncı bölümünün 6.5 numaralı fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır, aynı bölüme 6.5 numaralı fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.

 

“6.6. Elektronik defter ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi, imzalanması/onaylanması, iletilmesi ve saklanması ile bunlara ilişkin sistem ve yazılım gereksinimleri hususlarında ilgili kanun, tebliğ ve yayımlanan kılavuzlarda belirlenen usul ve esaslar ile Başkanlık veya Genel Müdürlükçe belirlenen hususlara aykırı davrandığı tespit edilen uyumlu yazılım firmalarına Vergi Usul Kanununun ilgili ceza hükümleri tatbik olunur. Ayrıca söz konusu uyumlu yazılım firmalarına münasip bir süre verilerek bahse konu eksikliklerin giderilmesi istenir. Verilen süre içerisinde söz konusu eksiklikleri gidermeyen uyumlu yazılım firmaları ile giderilmesi istenen eksikliği aynı takvim yılı içerisinde birden fazla kez tespit edilenlerin yazılım uyumluluk onayları Başkanlık tarafından iptal edilebilir. Onayları iptal edilen uyumlu yazılım firmalarının, tekrar yazılım uyumluluk onayı başvurusunda bulunması durumunda bu başvuruları, onaylarının iptal edildiği tarihten itibaren bir yıl geçmeden değerlendirmeye alınmaz.”

 

  •  7.8 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

 

“7.8. Elektronik ortamda oluşturulması, kaydedilmesi, imzalanması/onaylanması, muhafazası, saklanması ve ibrazına izin verilen defterler ile defterlerle ilişkili muhasebe fişlerinin ve berat dosyalarının elektronik ortamda oluşturulması, kaydedilmesi, imzalanması/onaylanması, muhafazası, saklanması ve ibrazına ilişkin standartlar, teknik ve uygulama kılavuzları ile e-Defter uygulamasına ilişkin diğer kurallar edefter.gov.tr adresinde duyurulur.”

 

Tebliğ’in, 1’ inci, 2‘nci ve 3’üncü maddeleri 1/1/2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Tebliğ’in diğer maddeleri Resmî Gazete ‘de yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.

 

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Tebliğ’e ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

6. Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 573) Yayımlanmıştır

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Bakanlık”) Gelir İdaresi Başkanlığı (“Başkanlık”) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 573) (“Tebliğ”) 12.11.2024 tarihli ve 32720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ ile 19/10/2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır:

 

  • e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce düzenlenecek faturaların; 1/1/2025 ila 31/12/2025 tarihleri arasında vergiler dahil toplam tutarının 3 Bin TL’yi aşması halinde, 1/1/2026 tarihinden itibaren, bu Tebliğ’de belirtilen istisnai durumlar haricinde, “e-Arşiv Fatura” olarak Başkanlıkça sunulan e-Belge düzenleme portalı üzerinden düzenlenmesi zorunlu hale getirilmiştir.

 

  • Gelir İdaresi Başkanlığı, e-Gider Pusulasında bulunması gereken bilgiler ile bu gider pusulasının düzenlenmesinde uyulacak usul ve esasları ve uygulamaya yönelik diğer hususları ebelge.gib.gov.tr adresinde yayımlanacak kılavuzlarla belirlemeye, bu uygulamadan yararlanacak mükelleflere bu kapsamda düzenledikleri e-Gider Pusulasına ilişkin olarak düzenli bilgi verme yükümlülüğü getirmeye yetkili hale getirilmiştir.

 

  • e-Dekont uygulaması kapsamında 4 haneli birim kodu ve en az 14 haneli sıra numarasından oluşan numara, hava yolu firmalarınca düzenlenen e-Biletlerde bu numara yerine IATA nezdindeki kod numarası ile başlayan toplam on üç haneli bilet numarası belge numarası yerine kullanılabilir hale getirilmiştir.

 

  • e-Müstahsil Makbuzunun, çıktısının muhatabı tarafından ıslak imza ile imzalanan araçlarla doğrulanması, Başkanlık tarafından faaliyet konusu, mükellefiyet süresi, vergi, şirket veya mükellefiyet türü, aktif ya da öz sermaye büyüklüğü, brüt satış hasılatı gibi kriterler ayrı ayrı veya birlikte dikkate alınarak belirlenen mükellefler için uygulanmak üzere, müstahsil makbuzunun muhataplarının bilgilerinin teknolojik araçlarla  doğrulanması ile gerekli olan bilgilerin e-Müstahsil Makbuzunda yer alması suretiyle düzenlenmesi mümkün hale getirilmiştir.

 

Tebliğ’in 2’nci maddesinin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nin “IV.2.4.3. e-Arşiv Fatura Olarak Düzenlenme Zorunluluğu Getirilen Diğer Faturalar” başlıklı bölümünün birinci fıkrasında değişiklik öngören kısmı 1/1/2025 tarihinden itibaren gerçekleştirilen teslim ve hizmetlere uygulanmak üzere 1/1/2025 tarihinde, üçüncü fıkrasında değişiklik öngören kısmı ise 1/1/2026 tarihinden itibaren gerçekleştirilen teslim ve hizmetlere uygulanmak üzere 1/1/2026 tarihinden sonra yürürlüğe girecektir.

 

Tebliğ’in diğer maddeleri Resmî Gazete ’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

7. Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünlerde Yeniden Ruhsat Düzenlenmesini Gerektiren Hallere İlişkin Kılavuz Güncellenmiştir

 

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“Kurum”) tarafından 11.11.2024 tarihinde yayımlanan duyuru ile, 11/12/2021 tarih ve 31686 sayı ile yayımlanan “Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği” ne uygun olarak ruhsatlandırılmış beşeri tıbbi ürünlerin ruhsat devir, zayi ruhsat düzenleme ve sertifikalı ruhsata geçiş işlemlerine ilişkin esasları ve ayrıntıları belirleyen “Ruhsatlı Beşeri Tıbbi Ürünlerde Yeniden Ruhsat Düzenlenmesini Gerektiren Hallere İlişkin Kılavuz” (“Kılavuz”) güncellenerek yayımlanmıştır.

 

Kılavuz’a göre;

  • Kılavuz’un amacı; Kurum tarafından ruhsatlandırılmış beşerî tıbbi ürünlerin ruhsat devir, üretim yerinin yurt dışından yurt içine veya yurt içinden yurt dışına değiştirilmesi, zayi ruhsat düzenleme ve sertifikalı ruhsata geçiş işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek olarak düzenlenmiştir.

 

  • Ruhsat devir başvurusu ve bu başvuru dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgelerin “Devren Düzenlenen Ruhsat Başvurusu” doküman tipi üzerinden, başvuru ücreti ödenerek ruhsatı devralacak gerçek kişi ya da ticaret şirketi tarafından Ruhsatlı İlaçlar Birimine sunulması gerektiği belirtilmiştir.

 

  • Devir başvurularında Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin veya bu bilgi ve belgelerin sunulamadığına ilişkin gerekli açıklamanın, sunulacağı tarih bilgisiyle birlikte, en geç otuz gün içinde Kuruma sunulması gerekecektir.

 

  • Üretim yerinin yurt dışından yurt içine veya yurt içinden yurt dışına değiştirilmesine ilişkin varyasyon başvuruları Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünlerdeki Varyasyonlara Dair Kılavuzun ilgili maddesi gereğince uygun doküman tipi üzerinden Ruhsatlı İlaçlar Teknolojik Değerlendirme Birimine yapılacaktır. Kalite incelemesi tamamlanarak varyasyon başvurusu uygun bulunan ürünlere ilişkin başvuru dosyası Ruhsatlı İlaçlar Teknolojik Değerlendirme Birimi tarafından idari inceleme için Ruhsatlı İlaçlar Birimine iletilecektir.

 

  • İnceleme sonucunda üretim yerinin yurt dışından yurt içine veya yurt içinden yurt dışına değiştirilmesine ilişkin varyasyon başvurularının sonuçlandırılabilmesi ve Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünlerdeki Varyasyonlara Dair Yönetmeliğin 11 inci maddesi doğrultusunda ruhsat düzenlenebilmesi için başvuru sahibinden Kılavuz’un 5/A maddesinde düzenlenen bilgi ve belgeler talep edilecektir.

 

  • Kılavuz’da belirtilmeyen hususlar için ilgili mevzuat hükümleri geçerli olacaktır.

Söz konusu duyurunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

8.Menarini Sağlık ve İlaç Sanayi Ticaret A.Ş. ile Genveon İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. Hakkında Yürütülen Soruşturma Sonuçlanmıştır

 

Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) 09.11.2024 tarihli ve 23-53/1004-M sayılı ve 21.02.2024 tarihli ve 24-09/165-M sayılı kararları ile Menarini Sağlık ve İlaç Sanayi Ticaret A.Ş. ile Genveon İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla yürütülen soruşturmada idari para cezası uygulanmasına ve yürütülen soruşturmanın anılan teşebbüsler bakımından uzlaşma ile sonlandırılmasına karar verilmiştir.

 

Kurul’un ara kararlarına istinaden hakkında soruşturma yürütülen Menarini Sağlık ve İlaç Sanayi Ticaret A.Ş. ile Genveon İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından gönderilen uzlaşma metinleri neticesinde;

 

  • Menarini Sağlık ve İlaç Sanayi Ticaret A.Ş.’nin rakibiyle rekabete hassas bilgi değişimi gerçekleştirdiği ve bu yolla Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle Menarini Sağlık ve İlaç Sanayi Ticaret A.Ş. ‘ye 42.148.808,07 TL tutarında,

 

  • Genveon İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin rakipleriyle iş gücü piyasasında birbirlerinin çalışanlarını işe almamaya yönelik olarak centilmenlik anlaşmaları yapmak suretiyle anlaşma/uyumlu eylem içerisinde olduğu ve bu yolla Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle Genveon İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. ’ye 35.722.195,45 TL tutarında,

idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

Söz konusu kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

9.Yurt Dışına Çıkış Harcı Uygulama Genel Tebliğ Taslağı Kamuoyu Görüşüne Açılmıştır

 

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından hazırlanan Yurt Dışına Çıkış Harcı Uygulama Genel Tebliğ Taslağı (“Taslak”) 07/11/2024 tarihinde GİB resmi internet sitesinde yayınlanmıştır.

Taslak’ta 8/3/2007 tarih ve 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda düzenlenen yurt dışına çıkış harcının, 7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 51 inci maddesiyle yapılan değişiklik sonrası uygulamasına ve ödeme şekillerinin yeniden belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar yer almaktadır.

Taslak’ta yer alan konuların geliştirilmesi, değiştirilmesi veya katkıda bulunulması ile ilgili görüş ve önerilerin 22/11/2024 tarihine kadar yakup.tirpanci@gelirler.gov.tr  e-posta adresine iletilebileceği belirtilmiştir.

Taslak’a buradan ulaşabilirsiniz.

 

10. KVKK Tarafından Sohbet Robotları (ChatGPT Örneği) Hakkında Bilgi Notu Yayınlanmıştır

 

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”, “KVKK”) tarafından Sohbet Robotları (ChatGPT Örneği) Hakkında Bilgi Notu (“Bilgi Notu”) 8.11.2024 tarihinde resmi internet sitesinde yayınlanmıştır.

Bilgi Notu’na göre;

  • Sohbet robotu, kullanıcının bir arayüz aracılığı ile kendisine verdiği görevleri/direktifleri yerine getirmeye çalışan, son kullanıcıyla insan konuşmasını simüle eden bir yazılım olarak tanımlanabilmektedir. Kullanıcıların sohbet robotuyla kurduğu iletişim sesli, yazılı vb. yöntemler ile olabilmektedir. Kullanıcı, sohbet robotu ile iletişime geçtiğinde sohbet robotunun, kullanıcı tarafından verilen girdileri anlaması gerekmektedir.

 

  • Yapay zekâ sohbet robotları; doğal dil işleme (NLP) teknolojisiyle birlikte genellikle; alt dalları olan doğal dil anlama (NLU) ve doğal dil üretimi (NLG) teknolojilerinden faydalanmaktadır. Yapay zekâ destekli sistemler, en iyi performansla çalışabilmek için doğası gereği çeşitli ve büyük miktarlarda veriye ihtiyaç duymaktadır.

 

  • Bu çerçevede, uygulamanın kullanıldığı yere ve amaca bağlı olarak işlenen veriler farklılık arz etmekle beraber, hizmet sağlamak, yönetmek, sürdürmek ve/veya analiz etmek, daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak, hizmetleri geliştirmek, kullanıcılar ile iletişime geçmek, bilgi teknolojileri sistemlerinin güvenliğini sağlamak, yeni programlar ve hizmetler geliştirmek, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve veri sorumlularının meşru menfaatlerinin korunması gibi birçok amaçla işlenebilmektedir.

 

  • Kişisel veri güvenliği açısından yapay zekâ sohbet robotlarındaki şeffaflık konusu dikkate alınması gereken konulardan biridir. Bu tür uygulamaların, işlediği verilerin nasıl ve hangi amaçlar için kullanıldığı, kimlerle paylaşılacağı, hangi verilerin ne kadar süreyle saklanacağı, veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği ile ilgili kişinin hakları gibi hususlarda yeterli bilgilendirmeyi yapabilmesi, ilgili kişilerin kişisel verileri üzerindeki kontrolü sağlayabilmesi açısından dikkat etmesi gereken hususlardandır.

 

  • Sohbet robotu uygulamaları geliştirilirken; 
  1. Kişisel verileri işlemeye başlamadan önce risk değerlendirmesi yapılmalı,
  2. Uygulamalar oluşturulurken hesap verebilirlik ilkesine uygun hareket edilmeli,
  3. Kişisel veri işleme faaliyetleri, kişisel verileri koruma mevzuatında belirlenen genel ilkelere uygun gerçekleştirilmeli,
  4. Kişisel veriler 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 5 inci ve 6 ıncı maddelerine uygun olarak işlenmeli,
  5. Kişisel veriler işleniyorsa bunun yasal dayanağı açıkça belirtilmeli,
  6. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 10. maddesi çerçevesinde veri sorumluları, kişisel verilerin elde edilmesi sırasında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeli,
  7. Kişisel veri güvenliğine ilişkin gerekli teknik ve idari tedbirler alınmalıdır.

Bilgi Notu’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.