Duyurular
Anayasa Mahkemesi Tarafından Boşanma Davasının Reddi Sonrası Öngörülen “Bir Yıl” Bekleme Süresinin Anayasa’ya Uygun Olduğuna Karar Verilmiştir
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (“AYM”) tarafından verilen 2025/203 esas ve 2026/39 karar sayılı, 12/2/2026 tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı (“Karar”) 17 Nisan 2026 tarihli ve 33227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Karar’da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;
- İtiraza konu hüküm aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir;
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 166. maddesinin 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle değiştirilen dördüncü fıkrası şöyledir:
“Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”
- Başvuruya konu “…bir yıl…” ibaresi, boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilebilmesi için geçmesi gereken süreyi ifade etmektedir.
- Başvurucu Mahkeme tarafından özetle, söz konusu bir yıllık sürenin ilgililerin boşanma kararı elde etmelerini önemli ölçüde güçleştirdiği, bu nedenle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını sınırladığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek kuralın Anayasa’nın 5., 12., 13., 14., 17., 20. ve 41. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir.
- AYM, evlilik birliğinin kurulmasının yanı sıra sona erdirilmesinin de özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamında bulunduğunu belirtmiştir. Bu nedenle boşanma davasının reddinden sonra ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde evliliğin sona erdirilmesine ilişkin usullerin temel haklarla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulanmıştır.
- AYM, dava konusu kuralın özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına sınırlama getirdiğini kabul etmekle birlikte, bu sınırlamanın kanunla öngörüldüğünü, belirli ve öngörülebilir nitelikte olduğunu ve Anayasa’nın 41. maddesi kapsamında aile kurumunun korunmasına yönelik meşru bir amaca dayandığını değerlendirmiştir.
- AYM ayrıca, kanun koyucunun boşanmaya ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğunu, daha önce üç yıl olarak öngörülen sürenin bir yıla indirilmesiyle bireylerin boşanma hakkı ile aile kurumunun korunması arasında daha dengeli bir sistem kurulduğunu ifade etmiştir.
- Bu kapsamda bir yıllık sürenin, ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklemediği; özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile aileyi koruma amacı arasında makul denge kurduğu ve ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 166. maddesinin 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle değiştirilen dördüncü fıkrasında yer alan “…bir yıl…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, karşıoylar bulunmak üzere OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.
Karar’ın tem metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English