Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

 

1.Mahkemece Süresinden Sonra Yapılan Savunmaya ve Sunulan Delile İtibar Edilerek İhbar Tazminatı Talebinin Reddine Karar Verilmesi Kararın Bozulmasına İlişkin Yargıtay Kararı Yayımlanmıştır

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2023/3809 E.  2023/3580 K. numaralı kararı (“Karar”), 27 Mart 2023 tarihli ve 32147 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Karar’a göre:

  • Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, işyerinde 11.07.2019-25.09.2020 tarihleri arasında konfeksiyon işçisi olarak çalıştığını, 25.09.2020 tarihinde gerekçe göstermeden istifa ederek işyerinden ayrıldığını, davalının ihbar önellerine uymadığını belirterek ödenmeyen ihbar tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
  • İlk derece mahkemesi tarafından, davacının hastalığının uzun süre maske takarak çalışmasına engel olduğu tespit edilmiş olduğundan davalı tarafından iş sözleşmesinin sonlandırılmasının haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
  • Adalet Bakanlığı, davalı asılın süresinde cevap dilekçesi sunmayarak ileri sürülen vakıaların tamamını inkar ettiği kabulü dışında ilk celsede sağlık sorununun bulunduğu ileri sürmesinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, bu doğrultuda yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına bozulması istemi ile başvuruda bulunmuştur.
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin uygulamasına göre işçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. Davalı asıl, iş sözleşmesini imza ve içeriğine itiraz etmediği istifa dilekçesi ile sonlandırılmış olup istifasının haklı nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. İspat, davalının yasak süresi içerisinde davaya sunacağı cevap ve bildireceği deliller ile mümkündür. Somut uyuşmazlıkta ise davalı asıl süresinde cevap vermemiş ve bildirmemiştir.
  • İstifanın haklı nedene dayandığı davalı asıl tarafından yöntemince ispatlanamamış olup Mahkemece süresinden sonra yapılan savunmaya ve sunulan delile itibar edilerek ihbar tazminatı talebinin reddi hatalı olmuştur.
  • Kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

Bahsi geçen Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

2.Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname No: 138) Yayımlanmıştır

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname No: 138) (“Kararname”), 31 Mart 2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Kararname’ye göre:

  • Kararnamesinin amacı, 8/2/2023 tarihli ve 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında sosyal hizmetler alanına, özel öğretim kuramlarına, araştırma, geliştirme ve tasarım faaliyetleri ile teknoloji geliştirme bölgelerine ve KOSGEB destek alacaklarına ilişkin bazı tedbirlerin alınması olarak belirtilmiştir.
  •  6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremlerden etkilenen ve 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında hizmet veren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet kuruluşlarında ve şiddet önleme ve izleme merkezlerinde kalan vatandaşlara konaklama, yemek, temizlik ve diğer hizmetler ücretsiz verilecektir.
  • Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya illeri ile Gaziantep ili İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren özel öğretim kuramlarında çalışan personelin 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81’inci maddesinde sayılan ve 82’nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançtan üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutar, üç ay süreyle Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden karşılanacaktır.
  • 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında sırasıyla yüzde doksan beş, yüzde doksan ve yüzde seksen olarak belirlenmiş olan indirim oranlan, olağanüstü hal ilan edilen illerde yer atan Ar-Ge merkezleri ve tasarım merkezlerinde çalışan personel için olağanüstü hal süresince yüzde yüz olarak uygulanacaktır.
  • 6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler dolayısıyla genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, KOSGEB tarafından sağlanmış desteklerden yararlanan işletmelerden,
  1. İşyeri yıkılan, acil yıkılacak, ağır veya orta hasarlı hale gelen işletmelerin 2023 yılında geri ödemesi gereken destek tutarları ile kanuni faizlerin tahsilinden,
  2. Hayatını kaybeden veya iş göremez hale gelenlere ait işletmelerin geri ödemesi gereken destek tutarları ile kanuni faizlerin tahsilinden ortaklık paylan gözetilerek,

KOSGEB tarafından belirlenen esaslara göre vazgeçilecektir.

Tebliğ’in sosyal hizmetler alanında alınan tedbirler ve Ar-Ge ve tasarım faaliyetleri ile teknoloji geliştirme bölgelerine yönelik alınan tedbirler 06.02.2023 tarihinde itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Kararname’nin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz

 

3.Varlık Barışından Yararlanmak İçin Son Gün 31 Mart 2023

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından varlık barışının son gününe ilişkin kamuoyu duyurusu (“Duyuru”) 29 Mart 2023 tarihinde GİB’in resmi sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu Duyuru’ya göre:

  • Gerçek ve tüzel kişiler, yurt dışında ve yurt içinde bulunan bazı varlıklarını 31 Mart 2023 tarihine kadar bildirim veya beyanda bulunmak suretiyle Varlık Barışı uygulamasından yararlanabilecektir.
  • 1 Seri No.lu Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliği’ne göre:
    • Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının yurda getirilerek milli ekonomiye kazandırılması ve bu varlıkların gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defter kayıtlarına alınması,
    • Yurt içinde bulunan ancak gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymetler, diğer sermaye piyasası araçları ve taşınmazların vergi dairesine beyan edilerek kanuni defter kayıtlarına alınması,
    • Yurt içinde bulunan madde kapsamındaki varlıkların gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlarca beyan edilmesi,

imkanı getirilmiştir.

  • Yurt dışındaki söz konusu varlıkların Türkiye’ye getirilebilmesi için vergi mükellefi veya Türk vatandaşı olma zorunluluğu bulunmamakta olup düzenlemeden herkes yararlanabilecektir. 
  • Bildirilen varlıkların, Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılan hesaplarda en az bir yıl süreyle tutulması halinde vergi %0 olarak uygulanacak ve peşin olarak ödenmiş olan vergi bildirim sahibinin ilgili vergi dairesine başvurusu üzerine kendisine iade edilecektir.
  • Vergi dairelerine beyan edilen yurt içi varlıkların değeri üzerinden %3 oranında vergi tarh edilecek ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.
  • Bildirilen veya beyan edilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Bahsi geçen Duyuru’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

4.2022 Takvim Yılı Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinin Verilme ve Ödeme Süreleri, Ba-Bs Formları ve e-Defterlerin Oluşturulma ve İmzalanma ve “Elektronik Defter Beratları”nın Yüklenme Süreleri Uzatılmıştır

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından 31 Mart 2023 günü sonuna kadar verilmesi gereken 2022 takvim yılı yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinin verilme ve ödeme süreleri, Ba-Bs Formları ve e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma ve “Elektronik Defter Beratları”nın yüklenme sürelerinin uzatıldığına ilişkin duyurusu (“Duyuru”), 31 Mart 2023 tarihinde GİB’in resmi sitesinde yayımlanmıştır.

30 Mart 2023 tarihli ve 153 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile;

  • 31 Mart 2023 günü sonuna kadar verilmesi gereken 2022 takvim yılına ait Yıllık Gelir Vergisi beyannamelerinin verilme süreleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri 5 Nisan 2023 Çarşamba günü sonuna kadar,
  • 31 Mart 2023 günü sonuna kadar verilmesi gereken 2023/Şubat dönemine ilişkin "Form Ba" ve "Form Bs" bildirimlerinin verilme süresi 7 Nisan 2023 Cuma günü sonuna kadar,
  • Elektronik defter uygulamasına dâhil olanlar tarafından 31 Mart 2023 günü sonuna kadar oluşturulması ve imzalanması gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma süresi ile aynı sürede Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken “Elektronik Defter Beratları”nın yüklenme süresi 7 Nisan 2023 Cuma günü sonuna kadar

uzatılmıştır.

Duyuru’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Söz konusu Sirküler’e buradan ulaşabilirsiniz.

5.SPK Tarafından Emeklilik Yatırım Fonları Yönetmelik Değişikliğine İlişkin Basın Duyurusu Yayımlanmıştır

Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) tarafından Emeklilik Yatırım Fonlarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’e ilişkin Basın Duyurusu (“Basın Duyurusu”) yayımlanmıştır.

Söz konusu Basın Duyurusu’na göre:

  • Emeklilik yatırım fonlarının izahnamelerinin ve izahname tadil metinlerinin ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde (“TTSG”) ilan yükümlülükleri kaldırılmıştır.
  • Yatırım fonlarında da uygulandığı üzere izahname/izahname tadil metninin nerede yayımlandığı hususunun ticaret siciline tescil ettirilmesi ve TTSG’de ilan edilmesi yükümlülüğü getirilmiştir.
  • Emeklilik yatırım fonları izahnamesinin Kurulca onayı göz önüne alınarak, emeklilik yatırım fonlarının tanıtım formları için Kurul onay şartı aranmayacaktır.

Emeklilik Yatırım Fonlarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik’e ilişkin duyurumuza buradan ulaşabilirsiniz.

 

Bahsi geçen Basın Duyurusu’na buradan ulaşabilirsiniz.

 

6.Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/14)’de Değişiklik Yapılmıştır

Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/14)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2023/7) (“Tebliğ”), 1 Nisan 2023 tarihli ve 32150 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

 

 

Söz konusu Tebliğ’e göre:

·         Yurt içi yerleşik gerçek kişilerin bankalardaki, yurt içi yerleşik tüzel kişilerin ise 31/12/2021 ile 31/3/2023 tarihleri arasındaki herhangi bir tarihte bankalarda mevcut olan ABD Doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsinden döviz tevdiat hesabı ve döviz cinsinden katılım fonu hesabı bakiyeleri, hesap sahibinin talep etmesi halinde dönüşüm kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecektir.

·         Banka tarafından açılacak Türk Lirası mevduat veya katılma hesaplarının vadeleri Merkez Bankasınca yayımlanacak usul ve esaslarda belirlenecektir.

 

Tebliğ yayım tarihi olan 1 Nisan 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

7.Altın Hesaplarından Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/16)’de Değişiklik Yapılmıştır

Altın Hesaplarından Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/16)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2023/8) (“Tebliğ”), 1 Nisan 2023 tarihli ve 32150 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Tebliğ’e göre mevduat ve katılım bankaları tarafından açılacak Türk lirası mevduat veya katılma hesaplarının vadeleri Merkez Bankasınca yayımlanacak usul ve esaslarda belirlenecektir.

Tebliğ yayım tarihi olan 1 Nisan 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

8.Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmıştır

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 46) (“Tebliğ”), 1 Nisan 2023 tarihli ve 32150 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Tebliğ’e göre:

  • Alıcı mükelleflerin mücbir sebep halinden çıkmak istemeleri ve buna ilişkin İdareye yaptıkları başvuru neticesinde mücbir sebep halinin sona erdirilmesi durumunda da mücbir sebep halinin ortadan kalktığı tarihten itibaren genel hükümler çerçevesinde tevkifat uygulanacaktır. İşleme taraf olan satıcı mükellef ile alıcı mükellefin her ikisinin de mücbir sebep kapsamında bulunması halinde, söz konusu alımlarda genel hükümler çerçevesinde tevkifat uygulamasına devam olunacaktır.
  • PTT A.Ş.’nin posta işlerinin yerine getirilmesine yönelik olarak; gönderilerin toplanması, yüklenmesi, ayrımı, sevki ve işlenmesi, gönderilerin adresten kabulü, ambalajlanması, ölçüm, tartım ve kayıt işlemleri, dağıtılacak tüm kayıtlı/kayıtsız gönderilerin grup/cihet ayrımı, dağıtım araçlarına yüklenmesi ve boşaltılması, gönderilerin dağıtım ve teslimi, tahsilatlı gönderilerin ücretlerinin tahsili, tahsil edilen ücretlerin İdareye teslimi, teslim edilen veya edilemeyen gönderilerin dağıtım alanında veya işyerinde düşüm işlemleri ve benzeri şekillerdeki hizmet alımları bu bölüm kapsamında tevkifata tabi tutulacaktır.
  • Mükellefin iade hakkı doğuran işlemi yaptığı yılda süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesinin bulunması halinde, mahsuben iade talepleri YMM raporu ile yerine getirilebilecektir.
  • Mükellefin iade hakkı doğuran işlemi yaptığı yılda süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesinin bulunması halinde, nakden iade talepleri YMM raporu ile yerine getirilebilecek veya iade talebinin tamamı kadar verilmiş teminat, YMM raporu ile çözülebilecektir.
  • 27/1/2023 tarihli ve 6775 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1/2/2023 tarihinden itibaren yapılan işlemlere uygulanmak üzere mükelleflerin iade hakkı doğuran işlemlerine ilişkin olarak iade talebinde bulunabilecekleri asgari tutar 2.000 TL olarak belirlenmiştir. 
  • Sahte belge kullanılmasına yönelik olumsuz tespit bulunan dönemi kapsayan takvim yılında süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan mükelleflerin, sahte olduğu tespit edilen belgelerde yer alan alım tutarının, aynı dönemdeki toplam alımlarının %5’ini geçmemesi halinde, bu mükellefler sahte belge kullanma tespiti gerekçesiyle özel esaslar kapsamına alınmayacaktır.
  • Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanılmasına yönelik olumsuz tespit bulunan dönemi kapsayan takvim yılında süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan mükelleflerin, yanıltıcı olduğu tespit edilen belgelerde yer alan alım tutarının, aynı dönemdeki toplam alımlarının %5’ini geçmemesi halinde, bu mükellefler muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma tespiti gerekçesiyle özel esaslar kapsamına alınmayacaktır.
  • Aralık/2022 ve öncesi vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak haklarında bu Tebliğ kapsamında; sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma olumsuz raporu ile, sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma, beyanname vermeme, adresinde bulunamama, defter ve belge ibraz etmeme, olumsuz tespitleri bulunan ve bu nedenle özel esaslara tabi olan mükelleflerden 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 takvim yıllarında faaliyette bulundukları dönemlerin tamamına ilişkin olarak 7440 sayılı Kanunun 5 inci ve geçici 1 inci maddeleri kapsamında KDV artırımında bulunanlar artırım tutarlarının tamamını ödedikleri tarihten itibaren özel esaslar kapsamından çıkarılacaktır.

Tebliğ yayım tarihi olan 1 Nisan 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Tebliğ’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

9.Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı Kamuoyu Görüşüne Açılmıştır

Geli İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı (“Tebliğ Taslağı”), 31 Mart 2023 tarihinde GİB’in resmi sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu Tebliğ Taslağı’na göre:

  • Tebliğ kapsamında e-Fatura uygulamasına dâhil olduktan sonra veya dâhil olmak zorundayken işi bırakıp daha sonra yeniden mükellefiyet tesis ettiren gerçek kişi mükellefler, işe başladıkları tarih itibarıyla e-Fatura uygulamasına geçmek zorunda kılınmıştır.
  • Tebliğ kapsamında e-Fatura uygulamasına dâhil olan veya dâhil olmak zorunda olan bir ferdi işletmenin sermaye şirketine dönüşmesi halinde, yeni kurulan sermaye şirketi de faaliyete başladığı tarih itibarıyla e-Fatura uygulamasına dâhil olmak zorunda tutulmuştur. Uygulamaya dâhil olma süresi hiçbir koşulda işlemin ticaret siciline tescil tarihini izleyen ayın başından itibaren 3 ayı geçemeyecektir.
  • Tebliğin “IV.1.5. e-Fatura Uygulamasına Geçiş Süresi” başlıklı bölümünün (a) fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında olanlardan, bu Tebliğin yayım tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla faaliyette bulunanlar 1/7/2023 tarihine kadar, bu Tebliğin yayım tarihinden sonra faaliyete başlayanlar ise, faaliyete başladıkları tarih itibarıyla başvurularını ve fiili geçiş hazırlıklarını tamamlayarak e-Fatura uygulamasına geçmek zorunda tutulmuştur.
  • Tebliğin “IV.1.7.1. İhracat İşlemlerinde e-Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu” başlıklı bölümünün birinci fıkrasında yer alan “1/7/2020 tarihinden” ifadesi “Başkanlık tarafından ebelge.gib.gov.tr adresinde yapılan duyuruda belirtilecek tarihten” şeklinde değiştirilmiştir.
  • Tebliğde onaylama, imzalama, elektronik belgelerde yer alma, doğrulama ve kaynağın inkâr edilmezliği konularında mali mühür ve nitelikli elektronik sertifika için geçerli olan düzenlemeler elektronik mühür için de geçerlidir.

Tebliğ Taslağı’nın geliştirilmesi ve yayımlanmaya hazır hale getirilmesi için GİB tarafından çalışmalar devam etmekte olup, mevcut taslakta yer alan konuların geliştirilmesi, değiştirilmesi veya katkıda bulunulması ile ilgili görüş ve öneriler 12/4/2023 Çarşamba günü mesai bitimine kadar eyeniaras@gelirler.gov.tr elektronik posta adresine iletebilecektir.

Tebliğ Taslağı’na ilişkin GİB duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bahsi geçen Tebliğ Taslağı’nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

10.GİB Tarafından Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 527)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı Kamuoyu Görüşüne Açılmıştır

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB “) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 527)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı (“Tebliğ Taslağı”), 31 Mart 2023 tarihinde GİB’in resmi sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu Tebliğ Taslağı’na göre 24/3/2021 tarihli ve 31433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 527)'nin 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde ve 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, “elektrik” ibareleri madde metinlerinden çıkarılmıştır.

Tebliğ Taslağı’nın geliştirilmesi ve yayımlanmaya hazır hale getirilmesi için GİB tarafından çalışmalar devam etmekte olup, mevcut taslakta yer alan konuların geliştirilmesi, değiştirilmesi veya katkıda bulunulması ile ilgili görüş ve öneriler 12/4/2023 Çarşamba günü mesai bitimine kadar kpercin@gelirler.gov.tr elektronik posta adresine iletebilecektir.

Tebliğ Taslağı’na ilişkin GİB duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bahsi geçen Tebliğ Taslağı’nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

11.Türkiye Bankalar Birliği Bireysel Müşteri Hakem Heyeti Faaliyet Raporu Yayımlanmıştır

Türkiye Bankalar Birliği (“TBB”) tarafından 1 Ekim 2022-31 Aralık 2022 tarihlerini kapsayan Bireysel Müşteri Hakem Heyeti Faaliyet Raporu (“Rapor”) 27 Mart 2023 tarihinde TBB’nin resmi sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu Rapor’a göre:

  • Bireysel müşterilerden, 2022 yılının dördüncü çeyrek döneminde 11.535 başvuru alınmıştır. Başvuru sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 oranında artmıştır.
  • Ücret ve komisyonlara ilişkin başvurular toplam başvuruların yüzde 61’ini oluşturmaktadır. Bu oranı yüzde 14 ile dolandırıcılık ve harcamalara ilişkin başvurular izlemektedir. Üçüncü sırada yüzde 11 ile bankaların çeşitli operasyonel uygulamalarına ilişkin başvurular yer almaktadır. Kampanya uygulamaları, kredi talepleri, hesaplara uygulanan blokeler gibi diğer konularla ilgili başvuruların payı yüzde ise toplam 14’tür.
  • Başvuruların yüzde 53’ü bilgi ve/veya belge eksikliği ya da Bireysel Müşteri Hakem Heyeti Tebliği’nin ilgili hükümleri gereğince Heyet gündemine alınamamıştır.

Bahsi geçen Rapor’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

12.Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası Sistemine Dair Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlanmıştır

Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası Sistemine Dair Cumhurbaşkanı Kararı (“Karar”), 31 Mart 2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Karar’a göre:

  • Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortaları Sistemine ilişkin usul ve esaslar ile tarife ve talimatlar Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenecektir.
  • Sistem kapsamında ticari alacak sigortası ürünü sunulacak sigortalıların seçimine ilişkin kriterler Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenecektir.
  • Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası Sistemi kapsamında ilgili dönemde akdedilen sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan, ancak reasürans ve retrosesyon yoluyla transferi yapılamayan risklerin hasar/prim oram;
  1. Özel Riskler Yönetim Merkezi üzerinde kalan ve teminat verilen risklerin %50’lik kısmını oluşturan pay için %75 ve üzeri,
  2. Teminat verilen risklerin kalan %50’lik kısmını oluşturan pay için %110 ve üzeri, reasürans desteği Devlet tarafından taahhüt edilmiştir.

Karar yayım tarihi olan 31 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

13.GİB Tarafından Kurumlar Vergisi Beyan Rehberi Yayımlanmıştır

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafında Kurumlar Vergisi Beyan Rehberi (“Rehber”) 1 Nisan 2023 tarihinde GİB’in resmi sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu Rehber’e göre:

  • Kurumlar vergisine konu olacak kurum kazancı, Gelir Vergisi Kanununda yer alan gelir unsurlarından oluşur. Bunlar; ticari kazanç, zirai kazanç, ücret, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı, diğer kazanç ve iratlardır. kurumlar vergisi yönünden bu kazanç ve iratlar ayrı ayrı ele alınmayıp tamamı kurum kazancı olarak nitelendirilebilecektir.
  • Kurumlar vergisine tabi kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye’de bulunanlar, tam mükellef olarak değerlendirilecektir.
  • Kurumlar vergisine tabi kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, dar mükellef olarak değerlendirilecektir.
  • Kurumların yurt dışından elde ettikleri iştirak kazançları, belli koşullar altında kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. İstisnadan yararlanabilmek için;
  • İştirak edilen kurumun anonim veya limited şirket niteliğinde bir kurum olması,
  • İştirak edilen kurumun kanuni ve iş merkezinin Türkiye’de bulunmaması,
  • İştirak payını elinde tutan kurumun, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %10’una sahip olması,
  • İştirak kazancının elde edildiği tarih itibarıyla, iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süre ile elde tutulması,
  • İştirak kazancının (kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler de dahil olmak üzere) iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %15 oranında; iştirak edilen yabancı kurumun esas faaliyet konusunun finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında, gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,
  • İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi

 gerekmektedir.

  • Kurumlar vergisinde muafiyet ve istisnalar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
  • Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanmaktadır. Safî kurum kazancı, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerine göre tespit edilecektir.
  • Yurt dışında elde edilen kazanç ve iratlar;
  • Mükellefin bunları Türkiye’de hesaplarına intikal ettirdiği yılda,
  • Türkiye’de hesaplara intikal ettirilmesinin mükellefin iradesi dışındaki sebeplerden ileri geldiğinin ispat edilmesi halinde mükellefin bunlara tasarruf edebildiği yılda

elde edilmiş sayılacaktır.

  • Kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere) gerekli şartları taşıyanların kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan vergisinin %5’i, ödenmesi gereken kurumlar vergisinden indirilecektir.
  • Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden %20 oranında alınacaktır. Kurumlar vergisi oranı, kurumların 2022 yılı vergilendirme dönemine ait kurum kazançları için Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 13’üncü maddesine göre %23 olarak uygulanacaktır.

Bahsi geçen Rehber’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Rehber’e ilişkin GİB duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

14.İcra ve İflâs Kanunu Uyarınca Elektronik Ortamda Yapılacak Satışların Usulü Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmıştır

İcra ve İflâs Kanunu Uyarınca Elektronik Ortamda Yapılacak Satışların Usulü Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”), 31 Mart 2023 tarihli ve 32149 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Yönetmelik’e göre:

  • Toplam muhammen bedeli beş yüz bin Türk lirasına kadar olan satışlar için gazete veya internet haber sitesi ile ilan yapılıp yapılmayacağına icra dairesince alakadarların menfaatleri dikkate alınarak karar verilecektir.
  • Ancak;

1) Toplam muhammen bedeli beş yüz bin Türk lirasının üzerinde ve iki milyon Türk lirasının altında olanlar, satışın yapılacağı yerde yayınlanan resmî ilan yayınlama hakkını haiz bir yerel gazete veya bir internet haber sitesinde ilan edilecektir. Satışın yapılacağı yerde resmî ilan yayınlama hakkını haiz yerel gazete veya internet haber sitesi yönetimi bulunmaması hâlinde ilan, icra dairesinin belirleyeceği aynı il mülki sınırları içerisinde bulunan başka bir yayın yerinde resmî ilan yayınlama hakkını haiz bir yerel gazete veya bir internet haber sitesi aracılığıyla duyurulacaktır.

2) Toplam muhammen bedeli iki milyon Türk lirası ve üzerinde olanlar ise bir internet haber sitesinde veya yurt genelinde dağıtılıp satışa sunulan ve ilan talebi tarihinde günlük fiilî satışı elli bin adedin üzerinde olan resmî ilan yayınlama hakkını haiz bir gazetede yayınlatılacaktır.

3) Gazete veya internet haber sitesinde yayınlanacak ilanlar eş zamanlı olarak Basın İlân Kurumu İlan Portalında da duyurulacaktır.

4) 2004 sayılı Kanunun 114’üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu madde kapsamında Basın İlân Kurumu İlan Portalında yayınlanacak ilanlardan ücret alınmayacaktır.

5) Bu fıkrada yer alan parasal limitlerin belirlenmesinde ilan talebi tarihindeki güncel limitler esas alınacaktır.

  • Elektronik Satış Portalı ile Basın İlân Kurumu İlan Portalında, gazetede veya internet haber sitesinde ilan edilen metinler arasında farklılık bulunması hâlinde Elektronik Satış Portalında ilan edilen metin esas alınacaktır.
  • Elektronik Satış Portalı ile Basın İlân Kurumu İlan Portalında, gazetede veya internet haber sitesinde ilanı yapılan metindeki hatalar, ihale tarihi değiştirilmeksizin sadece Elektronik Satış Portalında ilanen düzeltilecektir.

Yönetmelik 1/4/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

15.Kişisel Verileri Koruma Kurulu Başvuran Şirket Hakkında Yurt Dışına Veri Aktarımı Taahhütnamesini Onaylamıştır

Bilindiği üzere, kişisel verinin yurt dışına aktarılabilmesi için 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (“KVKK”) 9. maddesine göre aşağıdaki durumlardan birinin varlığı gerekmektedir:

  • İlgili kişinin açık rızasının bulunması
  • Yeterli korumanın bulunduğu ülkelere kişisel veri aktarımında, aktarılacak kişisel verinin niteliğine göre KVKK’nın 5 inci maddesinin 2. fıkrası veya 6. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen işleme şartlarının mevcut olması
  • Yeterli korumanın bulunmadığı ülkelere kişisel veri aktarımında, aktarılacak kişisel verinin niteliğine göre KVKK’nın 5. maddesinin 2. fıkrası veya 6. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen işleme şartlarının mevcut olması, Türkiye’deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli bir korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (“Kurul”) izninin bulunması

Kurul’un yurt dışına taahhütname başvuruları hakkında daha önce vermiş olduğu karar ise aşağıdaki gibidir:

Kurul tarafından 30.03.2023 tarihinde yayımlanan duyuruda ise veri sorumlusu Otokoç Otomotiv Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi tarafından yurt dışına kişisel veri aktarımı yapılması hususundaki Taahhütname başvurusu Kurul tarafından KVKK’nın 9. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilmiş ve söz konusu veri aktarımına 30.03.2023 tarihinde Kurul tarafından izin verilmiştir.

Bahsi geçen duyuru metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurul tarafından yayımlanan örnek taahhütname metinlerine buradan ulaşabilirsiniz.

 

16.KVKK Tarafından Bir E-Ticaret Platformunda Gerçekleşen Veri İhlali Bildirimine İlişkin Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır

Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“KVKK”) 30.03.2023 tarih ve 2023/504 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlal bildiriminin (“Bildirim”) Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.

Veri sorumlusu sıfatını haiz Sahibinden Bilgi Teknolojileri Paz. ve Tic. AŞ (Sahibinden) tarafından Kurula iletilen veri ihlal bildiriminde özetle;

  • Veri sorumlusunun siber saldırıya uğraması sonucu veri ihlali gerçekleştiği,
  • İhlalden etkilenen kişisel verilerin internette paylaşıldığının 27.03.2023 tarihinde tespit edildiği, ancak ihlalin başlama tarihinin henüz tam olarak tespit edilemediği,
  • Yapılan araştırmada;
    • Sahibinden mağaza verilerinin (e-posta adresi verileri dışında kalan veriler) Sahibinden’in internet sitesi ve mobil uygulamasındaki ara yüzlerin çalışması için gerekli web service içeriklerinin kopyalanması suretiyle elde edildiğinin anlaşıldığı,
    • Kurumsal kullanıcılara ait e-posta adresi verilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerce kullanıcılara şifre yenileme iletileri gönderilmesi suretiyle şifre yenileme servisinin sonuç çıktısından elde edildiğinin anlaşıldığı,
  • İhlalden etkilenen kişisel verilerin genel kapsamda Sahibinden mağaza bilgileri ve kurumsal kullanıcılara ait e-posta adresi olmak üzere; kullanıcı ID, kullanıcı adı, soyadı, mağaza adı, telefon numarası, e-posta adresi, hesap kayıt tarihi, konum, kullanıcı tipi, mağaza numarası, paket kategorisi, paket statüsü, paket periyodu, mağaza ürün türü, kayıt periyodu, açılış tarihi, mağaza taahhüt başlangıç tarihi bilgileri olduğu,
  • İhlalden veri sorumlusunun kurumsal kullanıcılarının etkilendiği, bu kapsamda şahıs şirketlerine ait verilerin de etkilendiği,
  • İhlalden etkilenen tahmini ilgili kişi sayısının tahmini 71.422 olduğu,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişilerin ihlale ile ilgili bilgiyi “yaziliiletisim@sahibinden.com” e-posta adresi veya çağrı merkezi telefon numarası (0850 222 44 45) aracılığıyla alabileceği

bilgilerine yer verilmiştir.

Söz konusu Bildirim’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

17.KVKK Tarafından Bir E-Alışveriş Platformunda Gerçekleşen Veri İhlali Bildirimine İlişkin Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır

Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“KVKK”) 30.03.2023 tarih ve 2023/496 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlal bildiriminin (“Bildirim”) Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.

Veri sorumlusu sıfatını haiz Getir Perakende Lojistik Anonim Şirketi (Getir) ve Bitaksi Mobil Teknoloji Anonim Şirketi (BiTaksi) tarafından Kurula iletilen veri ihlal bildirimi ve takip bildiriminde özetle;

  • 11.03.2023 tarihinde Getir’in üst yönetimine ulaşan bir e-postada, kötü niyetli üçüncü bir şahsın BiTaksi kullanıcılarına ait bazı kişisel verileri elinde bulundurduğunu iddia ettiği ve örnek olarak bazı veri satırlarını paylaştığı,
  • 23.03.2023 tarihinde bir Getir yetkilisine ve 25.03.2023 tarihinde Getir’in kurumsal e-posta adresine kötü niyetli üçüncü kişi tarafından iletilen iki ayrı e-postada, darkwebde Getir hakkında kişisel verilerin ihlale uğradığına dair iddialara yer verildiği ve Getir müşterilerine ait olduğu iddia edilen kişisel veri içeren bağlantıların paylaşıldığı,
  • Darkwebde yer alan içeriklerin Getir bünyesindeki müdahale ekibi tarafından incelenmeye başlandığı; log kayıtlarının aktarıldığı yazılımların birinde yer alan verilerin, ilgili darkweb gönderilerinde yer alan verilerle örtüştüğünün tespit edildiği,
  • Öte yandan, darkwebde paylaşılan verilerin Bitaksi sistemlerinde yer alan verilerle örtüşmediği ve Bitaksi kullanıcılarının kişisel verilerinin ihlal edilmediği,
  • ) bilgiler olduğu,anlık konum bilgisi ve Getir çalışan numarası), diğer (rofil fotoğrafı), görsel ve işitsel kayıtlar (pGSM numarası), iletişim (d, soyad) bilgiler olduğu, Getir bayilerine hizmet veren kuryeler için ise; kimlik (aGetir uygulamasına son giriş yapılan tarih ve konum, Getir’e verilen iletişim izinleri), diğer (Getir uygulamasından verilen son sipariş tarihi ve numarası, sipariş verilen Getir dikeyi [Getir, Getir Büyük, Getir Yemek vb.], sipariş içeriği, iptal edilen sipariş sayısı ve toplam sipariş sayısı), müşteri işlem (Getir müşteri numarası ve hesap oluşturma tarihi) hesap (GSM numarası, e-posta adresi, teslimat adresi), iletişim (ad, soyad, TC kimlik numarası, cinsiyetİhlalden etkilenen kişisel verilerin, Getir kullanıcıları için; kimlik (
  • İhlalden etkilenen tahmini kişi sayısının 5098 olduğu; ancak etkilenen her veri kategorisinin tüm ilgili kişiler için geçerli olmadığı,
  • İlgili kişilerin ihlal ile ilgili olarak kisiselveriler@getir.com e-posta adresinden veya Etiler Mah. Tanburi Ali Efendi Sok. Maya Residences Sitesi, T Blok, No:13 İç Kapı NO:334 Beşiktaş/İstanbul adresinden bilgi alabilecekleri

bilgilerine yer verilmiştir.

Bahsi geçen Bildirim’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

18.KVKK Tarafından Bir Teknoloji Şirketinde Gerçekleşen Veri İhlali Bildirimine İlişkin Kamuoyu Duyurusu Yayımlanmıştır

Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (“KVKK”) 30.03.2023 tarih ve 2023/503 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlali bildiriminin (“Bildirim”) Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.

Veri sorumlusu sıfatını haiz olan Destek Bilgisayar ve İletişim Hizmetleri Tic. A.Ş tarafından Kurula iletilen kişisel veri ihlali bildiriminde özetle;

  • İhlalin; veri sorumlusunun kullanmakta olduğu sunucu, depolama üniteleri ve bazı kullanıcı makinelerindeki veri şifrelenmesi ve silinmesi ile sistemde kayıtlı olan verilerin dışarı çıkarılması ve karşılığında fidye talep edilmesi şeklinde gerçekleştiği,
  • Veri ihlalinin 23.03.2023 tarihinde başladığı ve aynı tarihte tespit edildiği,
  • İhlalden etkilenen kişi sayının şifreleme ve blokajdan dolayı henüz tespit edilemediği,
  • İhlalden etkilenen kişisel veri kategorilerinin finans, pazarlama, mesleki deneyim, görsel ve işitsel kayıtlar olduğu,
  • İhlalden etkilenen ilgili kişi gruplarının çalışanlar, müşteriler ve potansiyel müşteriler olduğu,
  • İlgili kişilerin www.destek.as, info@destek.as, kvk@destek.as, callcenter@destek.as adreslerinin yanı sıra (yardım masası), müşteri hizmetleri numarası 0312 473 51 00 ile çağrı merkezi numarası 444 37 85 üzerinden bilgi alabilecekleri

ifade edilmiştir.

Bahsi geçen Bildirim’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

19.Rekabet Kurumu Tarafından Türkiye Hızlı Tüketim Malları Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu Yayımlanmıştır

Rekabet Kurumu (“Kurumu”) Tarafından Türkiye Hızlı Tüketim Malları Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu (“Rapor”), 30 Mart 2023 tarihinde Kurum’un resmi sitesinde yayımlanmıştır.

Söz konusu Rapor’a göre:

  • Hızlı tüketim malları (“HTM”) perakendeciliği sektörü, yapısı ve ekonomideki kilit rolü sebebiyle Rekabet Kurumunun merceğindeki önemli alanlarından birini oluşturmaktadır.
  • Nihai Raporun hazırlanması sürecinde organize HTM perakendecileri, tedarikçiler, araştırma şirketleri, çevrim içi market hizmeti sunan teşebbüsler ve internet temelli ticari platformlar dâhil birçok teşebbüsten, teşebbüs birliğinden ve kamu kurumundan bilgi ve belge talep edilmiştir.
  • Nihai Rapor kapsamında yapılan incelemelerde sektörün genel yapısı ve işleyişi ortaya konulduktan sonra, sektörde yaşanan yoğunlaşma artışının hangi yollarla gerçekleştiği incelenmiş ve perakende sektörüne yönelik ayrı birleşme ve devralma bildirim eşiklerine gerek olup olmadığı değerlendirilmiştir.
  • HTM perakendeciliği sektöründe yoğunlaşmanın yıllar itibarıyla artıyor olması; ürünlerin üretildiği, paketlendiği ve tedarik edildiği pazarları da etkilediğinden, perakende pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin tedarik piyasasındaki alım güçlerinin sektördeki etkileri de Nihai Raporda ele alınmıştır.
  • Raporda özellikle alıcı gücünün kötüye kullanılmasının rekabet üzerindeki etkilerine odaklanılmış ve alıcı gücünün kötüye kullanılması olasılığının ortadan kaldırılmasına yönelik çözüm önerileri sunulmuştur.
  • Sektördeki dijitalleşme eğilimi ve oranı incelenmiş olup bu sektöre ilişkin rekabet hukuku analizlerinde dijitalleşmenin piyasalara etkisinin dikkate alınması hususu tartışılmıştır. 

Rapor’a ilişkin Rekabet Kurumu duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bahsi geçen Rapor’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

20.4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un Bazı Maddelerinin Anayasa’ya Aykırılığına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı Yayımlanmıştır

Anayasa Mahkemesi’nin 09.11.2022 tarihli ve 2020/67 E. 2022/139 K. sayılı Kararı (“Karar”), 30 Mart 2023 tarihli ve 32148 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

  • İptal Davasının Konusu:

16/6/2020 tarihli ve 7246 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

  • 3. maddesiyle 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun/Kanun”) 9. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının birinci cümlesinin “…ve teşebbüslerin belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmeleri şeklindeki yapısal tedbirleri…” bölümünün,
  • 4. maddesiyle 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (a) bendinde yer alan “…bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilir,” ibaresinin,
  • 6. maddesiyle 4054 sayılı Kanun’un 34. maddesine eklenen üçüncü fıkranın,
  • 12. maddesiyle 4054 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin birinci fıkrasının;
  1. Birinci cümlesinin “…Kurum danışmanı, Başkan danışmanı, idari koordinatör, müdür, araştırma uzmanı, basın danışmanı, sistem çözümleyici, veri iletişim uzmanı, programcı, idari hizmet yetkilisi ve idari hizmet uzmanı kadrolarında bulunanlar araştırmacı kadrolarına;…” bölümünün,
  2. Dördüncü cümlesinin,

Anayasa’nın 2., 7., 13., 20., 35., 36., 48., 90., 123., 128., 153. ve 167. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

  • Esasın İncelenmesi:

Serbest piyasa ekonomisinin benimsendiği toplumlarda her teşebbüs, kârını en üst düzeye çıkarmak için elindeki kıt üretim faktörlerini hangi mal veya hizmet üretiminde kullanacağına ve mal veya hizmetleri ne miktarda üretip diğer ürünlerden hangi yöntemlerle farklılaştırarak hangi fiyata satacağına karar vermektedir. Rekabet; piyasaya sürülen malların miktarının artmasına, fiyatların düşmesine, malların kalitesinin yükselmesine ve bu suretle toplumun daha geniş kesiminin daha çok, daha ucuz ve kaliteli mal edinmesine imkân sağlamaktadır.

Kanunla veya iradi olarak kurulmaları, özel hukuk veya kamu hukuku tüzel kişisi olmaları ya da tüzel kişiliklerinin bulunup bulunmadığı önem taşımaksızın katılan teşebbüslerin kararlarına uyduğu tüm birlikler teşebbüs birlikleri olarak kabul edilmiştir.

  • Kanun’un 3. Maddesiyle 4054 Sayılı Kanun’un 9. Maddesinin Değiştirilen Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesinin “…ve teşebbüslerin belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmeleri şeklindeki yapısal tedbirleri…” Bölümünün İncelenmesi: 
  • Rekabeti kısıtlayıcı ihlalin sona erdirilmesi konusunda davranışsal tedbirlerin sonuç vermediği durumlarda dava konusu kuralla teşebbüslerin belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmeleri şeklindeki yapısal tedbirlere başvurulabileceği öngörülmüştür. Ancak yine 9. maddenin birinci fıkrası uyarınca davranışsal tedbirler öncelikle uygulanacak ve davranışsal tedbirlerin sonuç vermediği hâllerde yapısal tedbirlere başvurulacaktır.
  • Uygulanacak yapısal tedbirler kapsamındaki devirlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Kanun’da yer alan işletme ve pay devrine ilişkin hükümlere göre yapılacağı açıkça düzenlenmiştir.
  • Kurulca belirlenen yapısal tedbirlere uyulmaması hâlinde ise hukuken geçersiz sayma, zarara uğrayanlar lehine tazminat, idari para cezası, birleşme ve devralmaya izin vermeme gibi Kanun’da sayılan diğer yaptırımlara hükmedilebilecektir.
  • Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Malikin mülkünü kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir.
  • Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesi ise şöyledir: “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir./Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” Anlaşma, uyumlu davranış, karar alma, hâkim durumun kötüye kullanılması ya da birleşme veya devralma suretiyle belirli bir mal ya da hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabetin engellenmesi, bozulması ya da kısıtlanması nedeniyle ilgili teşebbüslerin belirli faaliyetlerinin, ortaklık paylarının veya fikrî haklar dâhil olmak üzere mal varlıklarının bir kısmının üçüncü teşebbüslere devredilmesini öngören kural bir yandan mülkiyet hakkını, diğer yandan bu devirlerin teşebbüslerin ticari stratejileri üzerinde doğrudan etkili olması nedeniyle teşebbüs özgürlüğünü sınırlamaktadır.
  • Anayasa’nın 13. maddesi değerlendirildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
  • Kuralın Anayasa’nın 48. maddesinin ikinci fıkrası ve 167. maddesiyle devlete yüklenen özel teşebbüslerin güvenli ve serbest piyasa içinde çalışmasını sağlama, piyasalarda fiilî şekilde veya anlaşmayla doğacak tekel ve kartelleşmeyi engelleme yükümlülüğü kapsamında piyasada rekabete aykırı davranış ya da işlemle zarar gören rekabet sürecinin kalıcı ve etkili bir şekilde düzeltilmesi suretiyle serbest piyasa ekonomisinin, rekabetçi ortamın, ekonomik aktörlerin davranışlarının oluşturduğu tehditlerden korunmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik kuralın anayasal bağlamda meşru bir amacının bulunduğu görülmektedir.
  • Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı bulunmamıştır veiptal talebinin reddine karar verilmiştir.
  • Kanun’un 4. Maddesiyle 4054 Sayılı Kanun’un 15. Maddesinin Birinci Fıkrasının Değiştirilen (a) Bendinde Yer Alan “… ibaresinin İncelenmesi: bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilir,”
  • Kuralın Anayasa’nın 48. maddesinin ikinci fıkrası ve 167. maddesiyle devlete yüklenen özel teşebbüslerin güvenli ve serbest piyasa içinde çalışmasını sağlama ve piyasalarda fiilî şekilde veya anlaşmayla doğacak tekel ve kartelleşmeyi önleme yükümlülüğü kapsamında piyasada rekabete aykırı davranış ya da işlemlerin tespit edilmesi amacıyla delil niteliğindeki defter, belge, kayıt ve verilerin kopyalarının ve fiziki örneklerinin alınmasını öngördüğü gözetildiğinde kuralın anayasal anlamda meşru bir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
  • Anılan Kanun’un 44. maddesinde haklarında soruşturma başladığı bildirilen tarafların sözlü savunma hakkını kullanma taleplerine kadar Rekabet Kurumu (“Kurum”) bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü evrakın ve mümkünse elde edilmiş olan her türlü delilin bir örneğinin kendilerine verilmesini talep edebilecekleri ve Kurulun tarafları bilgilendirmediği ve taraflara savunma hakkı vermediği konuları kararlarına dayanak yapamayacağı öngörülmüştür.
  • 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde bu Kanun hükümlerinin, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanacağı, 3. maddesinin (ı) bendinde veri sorumlusunun kişisel verilerin işleme amaçlarını ve araçlarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
  • Kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı bulunmamıştır.
  • Anayasa Mahkemesi tarafından KVKK uygulamasının aksine tüzel kişilere ilişkin verilerin de kişisel veri korunmasını isteme hakkı kapsamına gireceği belirtilmiştir.
  • Kanun’un 6. Maddesiyle 4054 Sayılı Kanun’un 34. Maddesine Eklenen Üçüncü Fıkranın İncelenmesi
  • Dava dilekçesinde özetle; Kurumun tüm personelinin kadro unvan ve derecelerini ve sayılarını Kurulun takdirine bırakan önceki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, dava konusu kuralla iptal edilen düzenlemenin yeniden ihdas edildiği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği, kuralın yasama yetkisinin devri niteliğinde olup idarenin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu, bu durumun Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığıyla da bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 7., 123., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
  • Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlıdır. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Bununla birlikte yasama organının temel ilkeleri ve çerçeveyi kanunla belirlendikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacaktır.
  • Anayasal ilkeler ile Kurumun önemli organlarından olan hizmet birimlerinin neler olduğunun ve bunların görev ve sorumluluklarının kanunla belirlenmediği gözetildiğinde hizmet sınıfı, kadro, unvan ve derecelerin değiştirilmesi ile bu kadroların kullanılmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisinin kuralla idareye bırakılmasının yasama yetkisinin devredilmezliği ve idarenin kanuniliği ilkeleriyle bağdaşmadığı görülmüştür.
  • Kadrolara ilişkin hizmet sınıfı ücret tespiti, personel alma, yükselme gibi personel işlemlerine rasyonel bir temel sağlayan genel gruplandırmayı; kadro unvanı personelin yerine getireceği görevlerini, yetkilerini, haklarını ve yükümlülüklerini, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük haklarını ifade etmektedir. Kadro derecesi ile personelin özellikle aylık ve ödenekleri ve diğer özlük hakları bakımından sıkı bir bağ bulunmaktadır. Kadro ile birlikte ana hizmet, danışma ve yardımcı hizmet birimlerinde istihdam edilecek personelin niteliklerinin kanunla belirlenmesi Anayasa’nın 128. maddesinin gereğidir.
  • Kuralla ekli cetveller uyarınca Kuruma tahsis edilen toplam kadro sayısı ve değiştirilmek suretiyle kararlaştırılabilecek kadro unvanları sınırlandırılmıştır. Ancak Kurula kamu görevlisi olan Kurum personelinin mali haklarının içerik ve sınırlarını belirleyen hizmet sınıfı, kadro, unvan ve derecelerin tümünü değiştirme yetkisi verilmiştir. Dolayısıyla anılan konulara ilişkin olarak temel ilkelerin belirlendiği de söylenemeyeceği gözetildiğinde söz konusu yetkinin idarenin bir unsuru olan Kurula bırakılması, yasama yetkisinin devri sonucunu doğurmakta ve kamu görevlilerinin statülerinin kanunla düzenlenmesi yolundaki anayasal ilkeye aykırılık oluşturmaktadır.
  • Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 7., 123. ve 128. maddelerine aykırı bulunmuştur veiptali gerekmiştir.
  • Kanun’un 12. Maddesiyle 4054 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 6. Maddenin Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesinin ” Bölümü ile Dördüncü Cümlesinin İncelenmesi…Kurum danışmanı, Başkan danışmanı, idari koordinatör, müdür, araştırma uzmanı, basın danışmanı, sistem çözümleyici, veri iletişim uzmanı, programcı, idari hizmet yetkilisi ve idari hizmet uzmanı kadrolarında bulunanlar araştırmacı kadrolarına;…
  • 7246 sayılı Kanun’la Kurumun teşkilat yapısında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Anılan Kanun’la Kurula piyasalardaki teşebbüs ve teşebbüs birliklerinin anlaşma, davranış, karar, birleşme, devralma gibi işlem ve eylemleri nedeniyle 4054 sayılı Kanun’da sayılan yasakların ihlali sonucu oluşan rekabeti kısıtlayıcı durumlara ceza ve yaptırımlar dışında davranışsal ve yapısal tedbirlerle son vermeye yönelik bir kısım görev ve yetki verilmiştir. Ancak söz konusu görev ve yetkiler Kurumun teşkilat yapısında yer alan bazı kadrolarda bulunanların görevlerinin sona ermesiyle araştırmacı kadrosuna atanmalarını gerektiren hukuki ve fiilî zorunluluk olarak değerlendirilemeyecektir. Bu itibarla Kurumda belirtilen kadrolarda görev yapan kişilerin araştırmacı kadrolarına atanmalarını öngören kural hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
  • Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunmuştur veiptali gerekmiştir.
  • Dördüncü cümle açısından 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kural yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.

Bahsi geçen Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

21.Sosyal Ağ Sağlayıcıları Hakkında Usul ve Esasları Düzenleyen BTK Kararı Yayımlanmıştır

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun (“BTK”), 28.03.2023 tarihli ve 2023/DK-İD/119 sayılı kararı (“Karar”) 1 Nisan 2023 tarihli ve 32150 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

  • Usul ve Esasların Amacı ve Kapsamı

Karar’da sosyal ağ sağlayıcılarının usul ve esaslarının belirlenme amacının, sosyal ağ sağlayıcılarının yükümlülükleri ile bu yükümlülüklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olduğu ifade edilmiştir.

Sosyal Ağ Sağlayıcıları Hakkında Usul ve Esasları (“Usul ve Esaslar”) m.1/2 hükmü uyarınca, sosyal ağ sağlayıcılarının yükümlülükleri, aynı zamanda içerik veya yer sağlayıcısı olmasından doğan sorumluluk ve yükümlülükleri ortadan kaldırmamaktadır.

Usul ve Esaslar kapsamında internet ortamında yapılan yayının sadece belirli bir kısmında sosyal etkileşim amaçlı içeriğe yer veren gerçek veya tüzel kişiler sosyal ağ sağlayıcı olarak kabul edilmeyecektir.

  • Temsilci Belirleme Yükümlülüğü

Usul ve Esasların 4. maddesi uyarınca Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, yetkili en az bir gerçek veya tüzel kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirlemekle yükümlüdür.

İşbu temsilcinin gerçek kişi olması halinde Türkiye’de mukim ve Türk vatandaşı olması, tüzel kişi olması halinde ise Türkiye’de kurulmuş ve Türk mevzuatına göre tüzel kişilik kazanmış olması zorunlu kılınmıştır. 

Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcının temsilcisi, sosyal ağ sağlayıcının sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla teknik, idari, hukuki ve mali yönden tem yetkili ve sorumludur.

Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcının temsilcisinin tüzel kişi olması halinde temsilcinin sermaye şirketi şeklinde kurulan şube olması zorunludur.

Belirlenen temsilci;

  • Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu (“Kurum”), Erişim Sağlayıcıları Birliği, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya taleplerin gereğinin yerine getirilmesini,
  • Kişiler tarafından 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun (“Kanun”) kapsamında yapılacak başvuruların cevaplandırılmasını,
  • Raporlama yükümlülüğünün yerine getirilmesini,
  • Sosyal ağ sağlayıcının içerik veya yer sağlayıcı olmasından doğan sorumluluk ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesini,
  • Kanun kapsamındaki diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesini

sağlamakla yükümlüdür.

  • Reklam Kütüphanesi Oluşturma Yükümlülüğü

Usul ve Esaslar uyarınca Türkiye’de günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, reklam kütüphanesi oluşturmakla yükümlü kılınmıştır. Sosyal ağ sağlayıcıları işbu reklam kütüphanesine kolay görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitelerinde yer vermek zorundadır.

  • Adli Mercilere Bilgi Verilmesi Yükümlülüğü

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (“TCK”) yer alan çocukların cinsel istismarı (TCK m.103), halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK m. 217/A), devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma (TCK m. 302), Anayasal üzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (TCK m. 309,311,312,313), devlet sırlarına karşı casusluk suçlarına (TCK m. 328,329,330,333,334,335,336,337) konu internet içeriklerini oluşturan veya yayan faillere ulaşmak için gerekli olan bilgiler soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından talep edilmesi üzerine ilgili sosyal ağ sağlayıcının Türkiye’deki temsilcisi tarafından adli mercilere verilmesi yükümlülüğü bulunmaktadır.

  • Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulması Yükümlülüğü

Sosyal ağ sağlayıcıları;

  • çocukların yaşı,
  • çocukların üstün yararı,
  • çocukların fiziksel, psikolojik ve duygusal gelişimleri,
  • çocuklara yönelik cinsel istismar ve ticari sömürü risklerinin önlenmesi,
  • çocuklara ait kişisel verilerin korunmasında yüksek düzeyde gizlilik ayarları ve asgari düzeyde veri işlemenin sağlanması,
  • sözleşme, kullanıcı ayarları ve veri politikaları gibi hususların çocuğun anlayabileceği şekilde sunulması

hususlarını gözeterek çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

 

  • Verilerin Türkiye’de Barındırılması

Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcılar, Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma yönünde gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

  • Temsilci Belirlenmesine İlişkin Yükümlülüklerin Yerine Getirilmemesi Halinde Uygulanacak Yaptırımlar

Usul ve Esaslar uyarınca, temsilci belirlenmesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya, Kurum tarafından bildirimde bulunulacaktır.

Bildirimden itibaren otuz (30) gün içerisinde temsilci belirlenmez ise sosyal ağ sağlayıcıya on milyon Türk Lirası idari para cezası verilecektir.  Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz (30) gün içerisinde temsilci belirlenmezse otuz milyon Türk Lirası daha idari para cezası verilecektir.

İkinci kez verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren (30) gün içerisinde temsilci belirlenmez ise Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcıya yeni reklam vermesi yasaklanacaktır.

Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren üç (3) ay gün içerisinde temsilci belirlenmez ise sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde elli (%50) oranında daraltılması için BTK Başkanı tarafından sulh ceza hakimliğine başvurulabilecektir.

Başvurunun kabulüne ilişkin hüküm kararının uygulanmasından 30) gün içerisinde temsilci belirlenmez ise sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde doksan (%90) oranında daraltılması için BTK Başkanı tarafından sulh ceza hakimliğine başvurulabilecektir.

İşbu noktada hakim, internet trafiği bant genişliğinin yüzde doksan oranına kadar daraltılması hakkında vereceği kararında, yüzde elliden düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak bir oran belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.

Hakim tarafından verilecek kararlar erişim sağlayıcılarına bildirilmek üzere Kurum’a gönderilecektir. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhal ve en geç dört (4) saat içerisinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilmelidir.

  • DiğerYükümlülüklerin Yerine Getirilmemesi Halinde Uygulanacak Yaptırımlar 

Usul ve Esaslar uyarınca, kişiler tarafından yapılan başvuruların cevaplandırılması yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya Başkan tarafından beş milyon Türk Lirası idari para cezası verilecektir.

Bunun yanı sıra raporlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya Başkan tarafından on milyon Türk Lirası idari para cezası verilecektir.

Reklam kütüphanesine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya ise Başkan tarafından on milyon Türk Lirası idari para cezası verilecektir. Ayrıca;

  • Verilerin Türkiye’de barındırılması (13. madde),
  • Çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunulması (14. madde),
  • Kullanıcı haklarının korunması (15. madde),
  • Can ve mal güvenliğinin korunması (17. madde),
  • Kuruma bilgi verilmesi (18. madde),
  • Kriz planı oluşturulması (19. madde),

yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi halinde Başkan tarafından bir önceki takvim yılındaki küresel cirosunun yüzde üçüne kadar idari para cezası verilebilecektir.

Usul ve Esaslar yayım tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Usul ve Esaslar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

22.TİTCK Tarafından Alerjen Ürünlerin Ruhsatlandırılmasına İlişkin Kılavuz Güncellenmiştir

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“TİTCK”) tarafından Alerjen Ürünlerin Ruhsatlandırılmasına İlişkin Kılavuz (“Kılavuz”), 3 Nisan 2023 tarihinde TİTCK’in resmi sitesinde yayımlanmıştır.

Bahsi geçen Kılavuz’a göre:

  • Kılavuz’un amacı, endüstriyel olarak üretilen teşhis ve tedavi amacıyla kullanılan alerjen ürünlerin basitleştirilmiş ruhsatlandırılma koşullarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
  • Alerjenlerin diğer moleküllere kovalent olarak bağlanması sonucu oluşan konjügatlar farklı immünolojik özellikler sergileyebilecektir.
  • Taksonomik açıdan değerlendirildiğinde, alerjenler çok sayıda farklı türe ayrılmış olduğundan alerjenlerin moleküler düzeyde yapısal olarak birbiri ile ilişkilendirilebilmesi sınırlı olarak yapılacaktır.
  • Alerjik hastalık olgularında bağışıklık sistemi, alerjen olarak tanımlanan dış kökenli maddelere karşı inflamatuar süreçlerin tetiklendiği ve tipik belirtiler ile kendisini gösteren aşırı reaksiyon şeklinde tepki verecektir.
  • Alerjen ürünler, değiştirilmemiş veya modifiye edilmiş alerjenler içeren ve in vivo teşhis (alerji tanısı ürünleri) veya alerjilerin tedavisi için kullanılan (ASİ ürünleri) kullanıma hazır tıbbi ürünlerdir.
  • Alerjen ürünler, in vivo teşhis veya alerji tedavisi amacıyla kullanılan beşeri tıbbi ürünler olup aşağıdaki gibi gruplandırılmıştır:
  • In vivo teşhis için kullanılan alerjen ürünler
  1. Epikütanöz test veya yama testi
  2. Prick testi veya intrakütanöz test
  3. Provokasyon testi
  • Alerji tedavisi için kullanılan Alerjen Spesifik İmmünoterapi (ASİ) ürünleri
  • Her bir alerjen ürün için ayrı bir ruhsat başvurusu yapılmalıdır.Yama, prick, intrakütanöz ve provokasyon testi ile tedavi ürünleri için ayrı başvuru yapılması gerekmektedir.
  • Referans alerjen ürüne atıf yapılması yoluyla yapılan basitleştirilmiş ruhsat başvuruları için başvuru dosyasının kalite, klinik dışı ve klinik bilgiler özet bölümlerinde referans alerjen ürüne atıf yapılan hususlar belirtilecektir.

Bahsi geçen Kılavuz’un tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

23.TİTCK Tarafından 2023/KK-1 Sayılı (AB) 2023/607 Sayılı Tüzük Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Duyuru Yayımlanmıştır

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“TİTCK”) tarafından 2023/KK-1 Sayılı (AB) 2023/607 Sayılı Tüzük Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Duyuru (“Duyuru”) yayımlanmıştır.

  • 90/385/EEC sayılı Direktif veya 93/42/EEC sayılı Direktif kapsamında olan cihazlar, bu Tüzükte belirtilen koşulları yerine getirmeleri şartıyla:
  1. Sınıf III implante edilebilir ısmarlama tıbbi cihazlar, 26.05.2026 tarihine kadar,
  2. Sınıf III cihazlar ve sütürler, zımba telleri, dental dolgular, dental braketler, diş kronları, vidalar, kamalar, plaklar, teller, pinler, klipsler ve konektörler hariç sınıf IIb implante edilebilir cihazlar, 31 Aralık 2027 tarihine kadar,
  3. Yukarıda kapsananlar dışındaki sınıf IIb cihazlar, sınıf IIa cihazlar ve steril durumda veya ölçüm fonksiyonuna sahip olarak piyasaya arz edilen sınıf I cihazlar, 31 Aralık 2028 tarihine kadar,
  4. 93/42/EEC sayılı Direktif uyarınca uygunluk değerlendirme prosedürünün bir onaylanmış kuruluşun dahiliyetini gerektirmediği, 26 Mayıs 2021 tarihinden önce uygunluk beyanı düzenlenmiş ve MDR uyarınca uygunluk değerlendirme prosedürü bir onaylanmış kuruluşun dahiliyetinin gerektiği cihazlar, 31 Aralık 2028 tarihine kadar

piyasaya arz edilebilecek veya hizmete sunulabilecektir.

Bahsi geçen Duyuru’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

  1. TİTCK Tarafından Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formunda Bulunması Gereken Asgari Bilgiler Güncellenmiştir

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“TİTCK”) tarafından  Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formlarının (“BGOF”) hazırlanması için kullanılan Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu’nda bulunması gereken asgari bilgiler dokümanında güncelleme  yapılmıştır. Bu hususa ilişkin TİTCK duyurusu  (“Duyuru”) 29 Mart 2023 tarihinde resmi sitesinde yayımlanmıştır

Söz konusu güncellemeye göre:

  • Hazırlanan bilgilendirilmiş gönüllü olur formu / yazılı rıza formunun her sayfasında tarih, versiyon ve toplam sayfa sayısı üzerinden sayfa numarası olmalıdır. İmza sayfası dışındaki tüm sayfalarda gönüllü parafı bulunmalıdır.
  • Bilgilendirilmiş gönüllü olur formu / yazılı rıza formunun her sayfasında araştırma ekibinde yer alan ve araştırma hakkında bilgilendirmeyi yapan yetkin bir araştırmacının parafı bulunmalıdır.
  • BGOF araştırma sırasında uygulanacak olan invazif yöntemler dâhil olmak üzere izlenecek veya gönüllüye uygulanacak yöntemlerin tümünü içermelidir.
  • BGOF Gönüllünün araştırmaya katılımının sona erdirilmesini gerektirecek durumlar veya nedenleri içermelidir.
  • BGOF’nin imza bölümünde “Bilgilendirilmiş gönüllü olur formundaki tüm açıklamaları okudum. Bana yukarıda konusu ve amacı belirtilen araştırma ile ilgili yazılı ve sözlü açıklama aşağıda adı belirtilen hekim tarafından yapıldı. Araştırmaya gönüllü olarak katıldığımı, istediğim zaman gerekçeli veya gerekçesiz olarak araştırmadan ayrılabileceğimi biliyorum” benzeri ifade yer almalıdır.
  • BGOF’nin imza bölümünde “Söz konusu araştırmaya, hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın kendi rızamla katılmayı kabul ediyorum” benzeri ifade yer almalıdır.
  • Yürütülen araştırmanın amacı doğrultusunda ileride araştırma yapılması planlanıyor ise; gönüllülerden alınacak biyolojik materyallerin kullanılabilmesi için Klinik Araştırmalarda Biyolojik Materyal Yönetimi Kılavuzu’nun 3. bölüm 11. maddesi gereğince klinik araştırmaya katılım için düzenlenen bilgilendirilmiş gönüllü olur formunun bağımsız bir bölümünde veya ayrı bilgilendirilmiş gönüllü olur formu ile olur alınması gerekmektedir.
  • Pediatrik popülasyonda yürütülen klinik araştırmalarda alınacak olan rıza ve olur ile ilgili olarak;
  • Anne ve baba veya yasal vasi (kanuni temsilci) için hazırlanan bilgilendirilmiş gönüllü olur formlarında “çocuğunuza bu araştırma hakkında anlayacağı şekilde bilgilendirme yapılacak ve araştırmaya katılımı için rızası alınacaktır” benzeri ifadenin yer alması gerekmektedir.
  • 9 yaş ve üzeri pediatrik popülasyon için “Pediatrik Popülasyonda Yürütülen Klinik Araştırmalarda Etik Yaklaşımlara İlişkin Kılavuz”un 5.4.8.2.’nci maddesi doğrultusunda düzenleme yapılarak, yazılı rıza formu hazırlanması gerekmektedir.
  • 3-8 yaş arası pediatrik popülasyon için “Pediatrik Popülasyonda Yürütülen Klinik Araştırmalarda Etik Yaklaşımlara İlişkin Kılavuz”un 5.4.8.2.’nci maddesi doğrultusunda düzenleme yapılarak mümkünse yazılı rıza formu hazırlanarak rızanın yazılı alınması gerekmektedir.
  • Çalışma başlangıcında 18 yaşını doldurmamış ancak çalışma süresi içinde 18 yaşını dolduracak olan pediatrik gönüllülerden, 18 yaşını doldurmalarını takiben bilgilendirilmiş gönüllü olur formu alınmalıdır.

Bahsi geçen Duyuru’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

25.İn Vitro Tanı Amaçlı Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmıştır

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (“TİTCK”) tarafından hazırlanan, İn Vitro Tanı Amaçlı Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”), 2 Nisan 2023 tarihli ve 32151 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

 

Söz konusu Yönetmelik’e göre:

  • AB uygunluk beyanı, kapsamındaki cihazla ilgili olarak bu Yönetmelikte belirtilen gerekliliklerin yerine getirildiğini belirtecektir. İmalatçı, AB uygunluk beyanını güncel tutacaktır.
  • Yürürlükten kaldırılan Vücut Dışında Kullanılan (İn Vitro) Tıbbi Tanı Cihazları Yönetmeliği uyarınca 26/5/2022 tarihinden önce yasal olarak piyasaya arz edilen cihazlar ve dördüncü fıkra uyarınca 26/5/2022 tarihinden itibaren yasal olarak piyasaya arz edilen cihazlar, piyasada bulundurulmaya veya hizmete sunulmaya devam edebilecektir.

Yönetmelik yayım tarihi olan 2 Nisan 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

26.Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmıştır

Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 2 Nisan 2023 tarihli ve 32151 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Yönetmelik’e göre:

·         25/5/2017 tarihinden itibaren, 110 uncu madde ile yürürlükten kaldırılan Tıbbi Cihaz Yönetmeliği ve Vücuda Yerleştirilebilir Aktif Tıbbi Cihazlar Yönetmeliğine uygun olarak onaylanmış kuruluşlar tarafından düzenlenen, devamında geri çekilmeyen ve 26/5/2021 tarihinde hâlâ geçerli olan sertifikalar, sertifikada belirtilen sürenin bitiminden sonra cihazların ilgili risk sınıfı için beşinci fıkranın (b) bendinde belirtilen tarihlere kadar geçerliliğini koruyacaktır.

·         Yürürlükten kaldırılan Tıbbi Cihaz Yönetmeliği veya Vücuda Yerleştirilebilir Aktif Tıbbi Cihazlar Yönetmeliği uyarınca düzenlenmiş olan ve dördüncü fıkra uyarınca geçerli olan bir sertifikası bulunan cihazlar, aşağıdaki tarihlere kadar piyasaya arz edilebilecek veya hizmete sunulabilecektir:

1)       Sınıf III cihazlar ve süturlar, zımba telleri, dental dolgular, dental braketler, diş kronları, vidalar, kamalar, plaklar, teller, pinler, klipsler ve konektörler hariç sınıf IIb implante edilebilir cihazlar, 31/12/2027 tarihine kadar.

2)       (1) numaralı alt bentte kapsananlar dışındaki sınıf IIb cihazlar, sınıf IIa cihazlar ve steril durumda veya ölçüm fonksiyonuna sahip olarak piyasaya arz edilen sınıf I cihazlar31/12/2028 tarihine kadar.

·         Yürürlükten kaldırılan Tıbbi Cihaz Yönetmeliği uyarınca uygunluk değerlendirme prosedürünün bir onaylanmış kuruluşun dahiliyetini gerektirmediği, 26/5/2021 tarihinden önce uygunluk beyanı düzenlenmiş ve bu Yönetmelik uyarınca uygunluk değerlendirme prosedürünün bir onaylanmış kuruluşun dahiliyetini gerektirdiği cihazlar31/12/2028 tarihine kadar piyasaya arz edilebilecek veya hizmete sunulabilecektir. 

·         Yönetmeliğin;

a)      5’inci maddesi 20/3/2023 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b)      9’uncu maddesi 22/12/2022 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c)      Diğer hükümleri yayımı tarihinde

yürürlüğe girmiştir.

Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

27.Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmıştır

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”), 4 Nisan 2023 tarihli ve 32153 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Söz konusu Yönetmelik’e göre:

  • Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurum (“Kurum”), hasarın giderilmesinde ve tazminatın ödenmesinde, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11’inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçalar veya yeniden kullanılabilir parçaların tercih edilmesi halinde bu Yönetmelik’te düzenlenen oranlara ek olarak %20’ye kadar indirim uygulaması getirebilecektir.
  • Hasarsızlık sebebiyle prim indirimi ve hasar sebebiyle prim artırımı bu maddedeki tabloda yer alan basamak esasına göre uygulanacaktır. Kurum hasarsızlık ve hasar sebebiyle prim indirim ve artırımı için özel esaslar getirebilecektir
  • Kurul, hasar frekansı, hasar maliyetleri ve diğer hususları göz önünde bulundurarak bu oranı sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar arttırmaya yetkilidir.
  • En az beş sigorta süresi boyunca 7. basamakta bulunan işletenler için sigorta sözleşme süresi içinde herhangi bir tazminat ödemesi yapılmaması durumunda müteakip sigorta sözleşmesinde 8. basamak uygulanır. 1. basamakta bulunan işletenler için sigorta süresi içinde üç ve daha fazla trafik kazasından kaynaklanan tazminat ödemesi yapılması halinde müteakip sigorta sözleşmesinde 0. basamak uygulanacaktır.
  • 1/5/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere uygulanacak azami primler, 2023 yılı Nisan ayında uygulanan araç grubu bazında 4. basamak azami primlerine %5 eklenerek uygulanacaktır.

Yönetmelik 15.04.2023 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Bahsi geçen Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

28.Elektrik Enerjisi Temin Etmek Üzere Lisans Alan Şarj Ağı İşletmecisi Tarafından Uygulanan Şarj Hizmetine İlişkin Bilgilerin Elektronik Ortamda Alınması ile Şarj Hizmetine İlişkin Faturanın Düzenlenme Süresi Hakkında VUK Genel Tebliğ Taslağı

Gelir İdaresi Başkanlığı (“GİB”) tarafından Elektrik Enerjisi Temin Etmek Üzere Lisans Alan Şarj Ağı İşletmecisi Tarafından Uygulanan Şarj Hizmetine İlişkin Bilgilerin Elektronik Ortamda Alınması ile Şarj Hizmetine İlişkin Faturanın Düzenlenme Süresi Hakkında Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ Taslağı (“Tebliğ Taslağı”) 31 Mart 2023 tarihinde GİB’in resmi sitesinde yayımlanmıştır.

 

Söz konusu Tebliğ Taslağı’na göre:

  • Tebliğ’in amacı Vergiye uyum düzeyi ile vergi güvenliğinin artırılması amacıyla elektrikli araçlara elektrik enerjisi temin etmek üzere lisans alan şarj ağı işletmecisi tarafından uygulanan şarj hizmetine ilişkin bilgiler ile bu hizmet karşılığında düzenlenen faturada yer alan bilgilerin elektronik ortamda alınmasına ve fatura düzenleme süresine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak belirlenmiştir.
  • 213 sayılı Kanunun 231 ve mükerrer 257 nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, elektrikli araçlara sunulan şarj hizmetine ilişkin faturanın teslim anında düzenlenmesi uygun bulunmuştur.
  • Şarj hizmeti verilecek mükellefle asgari bir yıllık sözleşme düzenlenmesi, verilen her bir şarj hizmetine ilişkin bilgileri içerecek şekilde günlük bir icmal hazırlanması ve bu icmallerin düzenlenecek faturaya eklenmesi ile bu kapsamda verilen şarj hizmetine ilişkin bilgilerin anlık olarak Başkanlık ile paylaşılması durumuna bağlı olarak bu kapsamda verilen şarj hizmetlerine ilişkin olarak yedi günde bir fatura (katma değer vergisi açısından vergilendirme dönemi aşılmamak şartıyla) düzenlenebilecektir.
  • Şarj ağı işletmecileri, şarj istasyonlarından gerçekleştirilen şarj hizmetlerine ilişkin bilgiler ile bu hizmet karşılığında düzenlenen faturada yer alan bilgileri anlık olarak elektronik ortamda GİB Teknoloji sistemlerine bildirmek zorunda tutulmuştur.
  • Şarj ağı işletmecileri, elektronik ortamda bildirdikleri bilgilerin doğruluğundan sorumlu oldukları gibi bu bilgileri Başkanlığın belirlemiş olduğu format, standart ve bildirim yöntemine uygun olarak bildirmek zorunda tutulmuştur.
  • Başkanlıkça belirlenen format, standart ve bildirim yöntemi haricinde bildirilen bilgiler kabul edilmeyecek ve bildirim yapılmamış sayılacaktır.

Tebliğ Taslağı’nın geliştirilmesi ve yayımlanmaya hazır hale getirilmesi için GİB tarafından çalışmalar devam etmekte olup, mevcut taslakta yer alan konuların geliştirilmesi, değiştirilmesi veya katkıda bulunulması ile ilgili görüş ve öneriler 12/4/2023 Çarşamba günü mesai bitimine kadar kpercin@gelirler.gov.tr elektronik posta adresine iletebilecektir.

Tebliğ Taslağı’na ilişkin GİB duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bahsi geçen Tebliğ Taslağı’nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.