Bultenler
Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler
- AYM Tarafından Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunun Re’sen Soruşturulması Anayasa’ya Uygun Bulunmuştur
Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından verilen 16/4/2026 tarihli ve 2026/34 E., K. 2026/81 K. sayılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan “…verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme…” ibaresinin iptali talebine ilişkin karar (“Karar”) 14.07.2026 tarihli ve 33310 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Karar’da özetle şu hususlara yer verilmiştir:
- İlgili hüküm aşağıdaki şekildedir:
“(1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.”
- Başvuru kararında; kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olmamasına karşılık, korunan hukuki değer bakımından benzer nitelikte olduğu ileri sürülen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun takibinin şikâyete tabi tutulmasının benzer durumda bulunan kişiler arasında eşitsizlik oluşturduğu belirtilmiştir. Bu nedenle kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 20. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
- AYM tarafından yapılan incelemede; Kuralın, bireylerin mahremiyet alanına yönelen müdahalelerin önlenmesi ve kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde dolaşıma sokulmasının engellenmesi suretiyle kamu düzeninin ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin anayasal güvencelerin teminat altına alınması amaçlarına hizmet ettiği; bu itibarla kamu yararına dayandığı ve hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı kabul edilmiştir.
- Takibinde mağdurun yanı sıra kamunun da hukuki menfaatinin bulunduğu durumlarda, suçun şikâyet şartı aranmaksızın doğrudan soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmasının suç ve suçlularla etkin mücadele edilmesine katkı sağlayacağı; hangi suçların resen, hangilerinin şikâyete bağlı olarak soruşturulacağının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.
- Farklı hukuki menfaatleri korumayı amaçlayan suç tiplerinin takibinin farklı usul kurallarına bağlanabileceği; kural kapsamındaki suçun failleri ile takibi şikâyete bağlı olan diğer özel hayata karşı suçların faillerinin aynı hukuki durumda bulunmadıkları, bu nedenle kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
- Bu nedenle AYM tarafından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan “…verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme…” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığına ve iptal talebinin oybirliğiyle reddine karar verilmiştir. Kuralın Anayasa’nın 20. maddesiyle ilgisinin bulunmadığı da belirtilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- 11511 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlanmıştır
Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Kapsamında Güvenli Liman Olarak İlan Edilecek Yerlerin ve Nitelikli Gelirin Dâhil Edilmesi Esası Çerçevesinde Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisinin Uygulandığı Yerler ile Nitelikli Yerel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisinin Uygulandığı Yerlerin Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11511) (“Cumhurbaşkanı Kararı”) 11.07.2026 tarihli ve 33307 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
- Cumhurbaşkanı Kararı ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ek 6’ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası ile ek 8’inci maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen yetki kapsamında, yerel ve küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi uygulamalarında esas alınacak ülke ve bölgeler belirlenmiştir. Buna göre;
- Ek-1’de yer alan ülke ve bölgeler, nitelikli yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi güvenli limanı olarak,
- Ek-2’de yer alan ülke ve bölgeler, nitelikli yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin uygulandığı yerler olarak,
- Ek-3’te yer alan ülke ve bölgeler ise nitelikli gelirin dâhil edilmesi esası kapsamında küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin uygulandığı yerler olarak belirlenmiştir.
- Karar, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemlerinin kazançlarına uygulanmak üzere Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Cumhurbaşkanı Kararı’nın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- AYM Tarafından İzinsiz Yapılaşma Gerekçesiyle Verilen İdari Para Cezasına İtirazda Başvurucunun Esaslı İddiaları Değerlendirilmediği İçin Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verilmiştir
Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından 2022/101350 numaralı bireysel başvuru sonucunda verilen 9 Nisan 2026 tarihli karar (“Karar”) 17 Temmuz 2026 tarihli ve 33312 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Karar kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
- Karar, idari para cezasının iptali talebiyle yapılan başvuruda davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların mahkemece karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
- Başvurucu hakkında, kiraladığı tarım arazisi üzerine izinsiz yapılar inşa edildiği gerekçesiyle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca idari para cezası uygulanmıştır.
- Başvurucu; söz konusu yapıları kendisinin inşa etmediğini, araziyi kiraladığı tarihte yapıların zaten mevcut olduğunu ve arazinin işletmesinin noter sözleşmesiyle başka bir şirkete devredildiğini belirterek Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz etmiştir.
- Sulh Ceza Hâkimliği, taşınmazın mevcut hâliyle tarım dışı amaçla kullanıldığının tespit edildiği şeklindeki genel bir gerekçeyle itirazı reddetmiştir. Başvurucu, yapıların kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığına yönelik esaslı itirazlarının ve sunduğu delillerin mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
- AYM, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkı gereğince, mahkeme kararlarının davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır.
- İdari yaptırıma konu olayda, tarım dışı kullanılan taşınmaz üzerindeki yapıların hangi tarihte ve kim tarafından inşa edildiğinin tespiti, uyuşmazlığın esasına etki eden önemli bir unsur olarak kabul edilmelidir.
- Başvurucunun iddialarını destekleyebilecek mahiyette deliller sunmasına rağmen derece mahkemesince bu durum gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışılmamış ve başvurucunun esaslı iddialarına yanıt verilmemiştir.
- Bu nedenle AYM tarafından, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması (yeniden yargılama yapılması) için dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Sermaye Piyasası Kurulu Tarafından Yatırımcı Tazmin Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlanmıştır
Sermaye Piyasası Kurulu ("Kurul") tarafından hazırlanan Yatırımcı Tazmin Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ("Yönetmelik") 16 Temmuz 2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Yönetmelik ile özetle aşağıdaki hususlarda değişiklik gerçekleştirilmiştir:
- Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin (“YTM”) işleyişi, zamanaşımına uğrayan varlıkların iadesi ve yatırım kuruluşlarının yükümlülüklerine ilişkin düzenlemeler hayata geçirilmiştir.
- YTM’nin malvarlığına ilişkin koruma kalkanı genişletilmiştir. Buna göre YTM malvarlığı amacı dışında kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek, kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehnedilemeyecek ve iflas masasına dâhil edilemeyecektir.
- YTM'ye emaneten devrolunan tüm varlıklara (kaydileştirilmiş olup olmadığına bakılmaksızın) uygulanacak tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari/adli talebi yerine getirme ve YTM'ye aylık raporlama yetkisi Takasbank'a verilmiştir.
- Yatırım kuruluşlarının, bir önceki yılda zamanaşımına uğramış emanet ve alacaklara ilişkin hak sahiplerinin bilgilerini (faiz, kâr payı ve diğer getirileriyle birlikte ulaştıkları tutarlar dâhil olmak üzere) bildirme süresi netleştirilmiş ve bu listelerin en geç içinde bulunulan yılın Şubat ayı sonuna kadar YTM ve Takasbank’a gönderilmesi zorunlu kılınmıştır.
- Zamanaşımına uğrayıp YTM'ye devredilen varlıkların iadesi usulü detaylandırılmıştır. Hak sahiplerine yapılacak iadelerde; sermaye piyasası araçları Takasbank ve MKK nezdindeki bakiyeler üzerinden, nakit tutarlar ise dağıtılan nema tutarı ile birlikte iade edilecektir.
- Varlık iade başvurularının e-Devlet üzerinden yapılması esas kılınmıştır. Ancak Kurul tarafından uygulamanın usul ve esasları belirlenene kadar, mevcut başvuru yöntemlerinin geçerliliğini koruyacağına ilişkin bir geçiş hükmü ihdas edilmiştir.
- Faaliyetleri sürekli durdurulan ve hesapları devredilmeyen yatırım kuruluşları nezdindeki varlıklar için, Takasbank/MKK'da son işlem tarihi bulunamaması halinde zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak; faaliyet durdurma, tedrici tasfiye, tasfiye veya iflas kararlarından en eski tarihli olanın esas alınacağı düzenlenmiştir.
- Özel Fon kapsamındaki aracı kurumlardaki yatırımcılara ait 31 Aralık 2014 öncesindeki belirli emanet ve alacakların zamanaşımı süresinin 22 Nisan 2021 tarihinden önce dolmuş sayılacağı hüküm altına alınmış ve bu kapsamdakiler için Yönetmelik'te yer alan gecikme zammının uygulanmayacağı belirtilmiştir.
- Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Reklam Kurulu Tarafından Lüks Takı Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır
Reklam Kurulu (“Kurul”) tarafından lüks takı sektöründe faaliyet gösteren şirket hakkında verilen ve mağaza içerisinde yer alan "İNDİRİM" başlıklı afiş tanıtımlarının 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2026/839 dosya numaralı karar (“Karar”) yayımlanmıştır.
Karar ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61’inci maddesi ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin “İndirimli satış reklamları” başlıklı 14’üncü maddesi kapsamında, indirim kampanyalarında tüketicilere sunulması gereken zorunlu bilgilerin eksik bırakılması yanıltıcı ve aldatıcı reklam olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususlara Karar verilmiştir:
- İlgili mağazada yer alan "İNDİRİM" başlıklı afişlerde; indirimden önceki fiyat bilgisine ve indirimli satışa konu ürünlerde ne kadar indirim uygulanacağı hususlarına yer verilmemesinin, indirimli satış reklamlarına ilişkin mevzuata aykırılık oluşturduğu kabul edilmiştir.
- İndirimli satışın başlangıç ve bitiş tarihleri ile söz konusu indirime konu mal veya hizmet bilgisinin açıkça belirtilmemesinin, tüketicilerin eksiksiz ve doğru şekilde bilgilendirilmesini engellediği değerlendirilmiştir.
- Uygulamada bir stok sınırı bulunması halinde, stok miktarına ilişkin bilgilendirmenin yapılmamasının tüketiciler nezdinde aldatıcı nitelik taşıdığı kabul edilmiştir.
- Reklam veren şirket hakkında, 6502 sayılı Kanun'un 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca 108.370 TL idari para cezası ile inceleme konusu reklamların durdurulmasına karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Reklam Kurulu Tarafından Haberleşme Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır
Reklam Kurulu (“Kurul”) tarafından haberleşme sektöründe faaliyet gösteren şirket hakkında verilen ve televizyon ile dijital mecralarda yayınlanan “5G’ye en hazır operatör …..” başlıklı reklam tanıtımlarının 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2025/3379 dosya numaralı karar (“Karar”) yayımlanmıştır.
Karar ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61’inci maddesi ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri kapsamında, objektif verilere ve ispatlayıcı belgelere dayanmayan mutlak üstünlük ile teknik performans iddialarında bulunulması aldatıcı ve yanıltıcı reklam ile haksız ticari uygulama olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususlara Karar verilmiştir;
- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 5G yetkilendirme süreci tamamlanıncaya kadar bu alanda reklam yapılmaması yönündeki bildirimlerine rağmen, "5G'ye en hazır operatör" ifadesiyle doğruluğu ispatlanmamış mutlak üstünlük iddiasında bulunulmasının reklam mevzuatına aykırı olduğu kabul edilmiştir.
- Reklamda geçen "dijital dönüşümün öncüsü", "dünya ortalamalarının aşıldığı" ve "10 kata kadar hızlı" ifadelerinin objektif veri ve ispatlayıcı belgelerle desteklenmediği değerlendirilmiştir.
- "Fiber Mobilite" gibi ifadelere yer verilerek yeni bir teknoloji geliştirildiği izlenimi uyandırıldığı, ancak bu kavramın teknik ve sektörel karşılığının açıklanmayarak tüketiciler nezdinde belirsizlik ve anlam karışıklığı yarattığı tespit edilmiştir.
- Anılan reklam filminde yer verilen iddiaların tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı nitelikte olduğu, gerçeği yansıtmadığı ve rakip işletmeciler aleyhine olumsuz algı oluşturarak dürüst rekabet ilkelerine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilerek, ilgili şirket hakkında 3.180.853-TL idari para cezası ile anılan reklamları durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.
Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Reklam Kurulu Tarafından Çevrim İçi Alışveriş Platformu Hizmetleri Sunan Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır
Reklam Kurulu (“Kurul”) tarafından çevrim içi elektronik ticaret platformu hizmetleri sunan bir şirketin tüketicilere yönelik indirim kuponu kampanyası tanıtımlarının 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2026/1817 dosya numaralı karar (“Karar”) yayımlanmıştır.
İnceleme kapsamında; söz konusu şirket tarafından tüketicilerin mobil hatlarına gönderilen kısa mesajlarda yer alan “Tebrikler! Tüm kategorilerde geçerli sana özel %50 indirim kuponu kazandın. Hemen tıkla, fırsatı kaçırma” şeklindeki ifadeler incelenmiştir.
Yapılan değerlendirmelerde, kısa mesajda yer alan bağlantı aracılığıyla uygulamaya giriş yapılarak alışveriş sepetine ürün eklendiğinde, sağlanabilecek indirimin azami 100 TL ile sınırlandırıldığı tespit edilmiştir. Kampanyanın esaslı unsurlarından ve reklamın ana vaadini sınırlandıran koşullardan biri olan bu üst sınır bilgisine kısa mesaj metninde yer verilmemesinin, tüketiciler nezdinde yanıltıcı bir izlenim oluşturduğu değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususlara karar verilmiştir:
- Şirket tarafından gerçekleştirilen kısa mesaj tanıtımlarının, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin dürüstlük, doğruluk ve ifadelerin sunuluşuna ilişkin hükümleri ile 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesine aykırı olduğu kabul edilmiştir.
- Kısa mesaj gibi niteliği gereği alt yazı veya dipnota yer verilmesi mümkün olmayan mecralarda, tüketicilerin ayrıntılı bilgi alabilecekleri bir internet sitesine veya uygulamaya yönlendirilmesinden önce reklamın ana vaadinin eksiksiz ve açık bir biçimde sunulması gerektiği; indirim tutarına ilişkin üst sınırın kısa mesaj metninde belirtilmemesinin, tüketicilerin reklamın ana vaadini tam ve doğru şekilde anlamasını engellediği belirtilmiştir.
- Reklam veren şirket hakkında, 6502 sayılı Kanun’un 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca 403.004 TL idari para cezası ve inceleme konusu reklamları durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Reklam Kurulu Tarafından Bankacılık ve Finansal Hizmetler Alanında Faaliyet Gösteren Bir Şirket Hakkında Yürütülen İnceleme Sonuçlandırılmıştır
Reklam Kurulu (“Kurul”) tarafından bankacılık ve finansal hizmetler alanında faaliyet gösteren bir şirketin televizyon, radyo ve sosyal medya mecralarında yayımlanan reklam kampanyasında yer verilen üstünlük iddialarının 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesi kapsamında mevzuata uygunluğunu değerlendiren 2026/1743 dosya numaralı karar (“Karar”) yayımlanmıştır.
İnceleme kapsamında; söz konusu reklam kampanyasında, reklam mevzuatı gereğince şirketin “Türkiye’nin en masrafsız, en şeffaf, en kolay ve en sevilen bankası” olduğu yönünde üstünlük iddialarına yer verildiği, ayrıca şirketin "Türkiye'nin en çok tavsiye edilen bankası" ve "en'lerin bankası" olduğu ifadelerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Reklamlarda yer verilen “Türkiye’nin en çok tavsiye edilen bankası” iddiasının bağımsız bir araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen çalışmaya dayandırıldığı görülmüştür. Yapılan değerlendirmelerde, söz konusu araştırma sonucunun reklamlarda kullanılan diğer mutlak üstünlük iddialarını karşılamadığı ve reklam kurgusunun reklam mevzuatının içeriği hakkında tüketiciler nezdinde yanlış ve yanıltıcı bir izlenim oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda Kurul tarafından aşağıdaki hususlara Karar verilmiştir:
- Nesnel, ölçülebilir ve sayısal verilere dayanan üstünlük iddialarının, bilimsel test, rapor veya belgelerle ispatlanması koşuluyla karşılaştırmalı reklamlarda kullanılabileceği belirtilmiştir.
- Tanıtımlarda yer verilen kurgu ve ifadelerin, mevcut reklam mevzuatı hükümleri hakkında tüketiciler nezdinde yanlış ve yanıltıcı bir izlenim oluşturduğu kabul edilmiştir.
- “Türkiye’nin en çok tavsiye edilen bankası” iddiasına dayanak olarak gösterilen araştırmanın, reklamlarda yer verilen “Türkiye’nin en masrafsız, en şeffaf, en kolay ve en sevilen bankası” şeklindeki diğer üstünlük iddialarını karşıladığının ispatlanamadığı kabul edilmiştir.
- Reklam veren şirket hakkında, 6502 sayılı Kanun’un 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca 3.991.652 TL idari para cezası ve inceleme konusu reklamları durdurma cezası verilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu Karar’ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Tarafından Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmıştır
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 21 Temmuz 2026 tarihli ve 33316 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler gerçekleştirilmiştir:
- Ana havalandırma fanı, tali havalandırma fanı, yedek güç sistemi ve yedek havalandırma fanı kavramları tanımlanmıştır.
- Yeraltı maden işyerlerinde kullanılan ana havalandırma fanının, ana enerji sisteminin yanı sıra bağımsız bir yedek güç sistemine de bağlı olması zorunlu tutulmuştur.
- Tali havalandırma yapılan bölgelerde fanın devre dışı kalması hâlinde çalışanların derhâl tahliye edilmesi ve uygun hava koşulları ile havalandırma yeniden sağlanıncaya kadar çalışanların ilgili bölgelere alınmaması düzenlenmiştir.
- Tali havalandırma fanının yedeğinin, vantüp bağlantı elemanları ve kurulum için gerekli diğer teçhizatla birlikte kuruluma hazır şekilde tali havalandırma fanının yanında bulundurulması öngörülmüştür.
- Grizulu maden ocaklarında, ana havalandırma fanlarıyla eşdeğer yedek havalandırma fanlarının bulundurulması; yedek fanların havalandırma sürekliliğini sağlayacak şekilde derhâl devreye girmesi ve bu sisteme ilişkin testlerin en geç ayda bir gerçekleştirilerek kayıt altına alınması zorunlu kılınmıştır.
Yönetmelik, yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu Tarafından Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu Yayınlanmıştır
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından, üçüncü kişilerden elde edilen iletişim bilgilerinin reklam ve pazarlama amacıyla kullanılmasına ilişkin 21.07.2026 tarihli kamuoyu duyurusu yayınlanmıştır.
Duyuruda; telefon numarası, elektronik posta adresi ve benzeri iletişim bilgilerinin referans, tavsiye, marka elçiliği veya müşteri yönlendirmesi gibi yöntemlerle üçüncü kişilerden temin edilerek ilgili kişilere aydınlatma yapılmaksızın ve gerekli hâllerde açık rızaları alınmaksızın pazarlama faaliyetlerinde kullanıldığı belirtilmiştir.
21.07.2026 tarihli kamuoyu duyurusunda özetle;
- Kişisel verilerin üçüncü kişilerden elde edilmesinin, reklam ve pazarlama amacıyla işlenmesi bakımından tek başına hukuki dayanak oluşturmadığı,
- Reklam ve pazarlama faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetlerinin, her somut olay özelinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (“Kanun”) düzenlenen kişisel veri işleme şartlarından birine dayanması gerektiği,
- İlgili kişilerin, kişisel verilerin elde edilmesinden itibaren makul süre içerisinde veya verilerin iletişim amacıyla kullanılması hâlinde ilk iletişim sırasında aydınlatılması gerektiği,
- Tanıtımlar hakkında bilgi alınmaya devam edilmesi, görüşmenin sonlandırılmaması, SMS’e ret cevabı verilmemesi, bilgi talep edilmesi veya ret bildiriminde bulunulmaması gibi davranışların geçerli bir açık rıza olarak değerlendirilemeyeceği,
- Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ile açık rıza alınmasının birbirinden ayrı süreçler olduğu ve bu kapsamda söz konusu süreçlerin birbirinden bağımsız olarak yürütülmesi gerektiği,
- Kanun’da düzenlenen yükümlülüklere aykırılık halinde idari yaptırım riskinin söz konusu olabileceği
belirtilmiştir.
Söz konusu kamuoyu duyurusunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Zümbül Hukuk ve Danışmanlık
İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.
Türkçe
English