Haftaya Dair Hukuki Gelişmeler

 

  1. Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Yayımlanmıştır

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) 2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Yönetmelik kapsamında özetle aşağıdaki düzenlemeler öngörülmüştür:

  • Yönetmelik çalışanlara verilecek iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarının belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır.
  • Yönetmelik 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yer alan işyerleri ile bu işyerlerinde eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşları kapsamaktadır.
  • İşverenlerin; çalışanların işe başlama, temel ve diğer iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almalarını sağlama, eğitim programlarını hazırlama ve uygulama, katılımları kayıt altına alma, eğitimleri güncelleme ve maliyetleri çalışanlara yansıtmama yükümlülükleri ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca eğitim sürelerinin çalışma süresinden sayılacağı ve gerekli hâllerde fazla çalışma olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
  • Çalışanların ise eğitimlere katılma, eğitimleri takip etme, eğitim sürecine aktif katılım sağlama ve edinilen bilgileri iş süreçlerinde uygulama yükümlülükleri düzenlenmiştir.
  • Tüm çalışanlar için işe başlamadan önce en az iki saat süreli, uygulamalı ve yüz yüze işe başlama eğitimi verilmesi zorunlu tutulmuş; bu eğitimlerin belgelendirilerek çalışan özlük dosyasında saklanacağı hükme bağlanmıştır.
  • Temel eğitimlerin, çalışanın işe başlamasından itibaren en geç üç ay içinde tamamlanması gerektiği düzenlenmiş; eğitim içeriklerinin işyerinin faaliyet alanı, riskleri ve çalışanların görevlerine uygun şekilde hazırlanacağı belirtilmiştir.
  • Temel eğitimlerin; iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, üniversiteler, kamu kurumları ve yetkili kuruluşlar tarafından verilebileceği düzenlenmiş; eğitimlerin uzaktan, yüz yüze veya karma yöntemlerle gerçekleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde bazı eğitimlerin yüz yüze verilmesi zorunlu tutulmuştur.
  • Temel eğitim sürelerinin işyerinin tehlike sınıfına göre; az tehlikeli işyerlerinde en az 8 saat, tehlikeli işyerlerinde en az 12 saat ve çok tehlikeli işyerlerinde en az 16 saat olarak uygulanacağı düzenlenmiştir.
  • Eğitimlerin tekrarlanma periyotları; çok tehlikeli işyerleri için yılda en az bir, tehlikeli işyerleri için iki yılda en az bir ve az tehlikeli işyerleri için üç yılda en az bir olacak şekilde belirlenmiştir. Ayrıca iş değişikliği, yeni teknoloji kullanımı veya yeni risklerin ortaya çıkması gibi durumlarda ilave eğitim verilmesi zorunlu tutulmuştur.
  • Eğitimlerin ölçme ve değerlendirme süreçlerine tabi tutulacağı; sınavlarda en az 60 puan alan çalışanların başarılı sayılacağı ve başarısız olanların yeniden eğitime katılmasının gerekeceği düzenlenmiştir.
  • Eğitimlerin belgelendirilmesi, kayıt altına alınması ve çalışanların özlük dosyasında saklanması zorunlu tutulmuş; çalışanların talebi halinde eğitim belgelerinin kendilerine verilmesi öngörülmüştür.
  • Alt işveren ilişkisi bulunan işyerlerinde her işverenin kendi çalışanlarının eğitiminden sorumlu olduğu; geçici iş ilişkisi kapsamında çalışanlar bakımından ise eğitimin geçici işveren tarafından sağlanacağı düzenlenmiştir.
  • Özel politika gerektiren gruplar (genç, yaşlı, engelli, gebe vb.) ile iş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışanlara yönelik ilave eğitim yükümlülükleri öngörülmüştür.
  • Elektronik imza ile eğitim belgelerinin düzenlenebileceği ve eğitim kayıtlarının elektronik ortamda saklanabileceği düzenlenmiştir.
  • 15 Mayıs 2013 tarihli ve 28648 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan önceki Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış; bu Yönetmelik öncesinde verilen eğitimlerin belirli şartlar dahilinde geçerli sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmeliğin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“Tebliğ”) 1 Nisan 2026 tarihli ve 33211 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır:

  • 26 Aralık 2012 tarihli ve 28509 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’nin Ek-1’inde yer alan bazı faaliyet kodları ve bunlara karşılık gelen faaliyet tanımları ile tehlike sınıfları değiştirilmiştir.
  • Bu kapsamda; “08.99.99” kodlu başka yerde sınıflandırılmamış diğer madencilik ve taş ocakçılığı faaliyeti “çok tehlikeli”, “10.41.03” kodlu bezir yağı imalatı faaliyeti “tehlikeli”, “10.41.06” kodlu kakao yağı, badem yağı, kekik yağı, defne yağı, hurma çekirdeği veya babassu yağı, Hint yağı, tung yağı ve benzeri yağların imalatı faaliyeti “tehlikeli” ve “28.99.05” kodlu otomatik bovling salonu ve diğer panayır alanı eğlence donanımlarının imalatı faaliyeti “tehlikeli” olarak belirlenmiştir.
  • Ayrıca, bina veya diğer inşaat projelerinde ısıtma, havalandırma, soğutma ve iklimlendirme sistemlerinin onarım ve bakımı ile kurulumu faaliyetlerini kapsayan “43.22.06” ve “43.22.07” kodlu faaliyetler “çok tehlikeli”; “52.22.90” kodlu su taşımacılığını destekleyici diğer hizmetler “tehlikeli”; “62.10.00” kodlu bilgisayar programlama faaliyetleri, “71.11.01” kodlu mimarlık ve mimari danışmanlık faaliyetleri, “74.13.00” kodlu iç tasarım faaliyetleri ve “86.93.00” kodlu psikologlar, psikoterapistler, psikolojik danışmanlar ve psikoanalistlerin faaliyetleri ise “az tehlikeli” olarak düzenlenmiştir.
  • “81.22.04” kodlu yapıların dış cepheleri için buharlı temizleme, kum püskürtme ve benzeri uzmanlaşmış temizlik faaliyetleri ile “95.22.01” kodlu evde kullanılan elektrikli cihazların onarımı faaliyeti “tehlikeli” sınıfta düzenlenmiştir.
  • Tebliğ ile bazı faaliyet kodlarında teknik kod güncellemeleri yapılmış; bazı faaliyet satırları yürürlükten kaldırılmış ve Ek-1’e yeni faaliyet satırları eklenmiştir.
  • Bu kapsamda, “10.89.07” kodlu gıda takviyeleri imalatı “tehlikeli”, “13.96.13” kodlu branda, tente, stor, yelken, çadır ve kamp malzemeleri imalatı “tehlikeli”, “28.21.11” kodlu merkezi ısıtma kazanları imalatı “tehlikeli”, “43.12.00” kodlu şantiyenin hazırlanması faaliyetleri “çok tehlikeli”, “46.33.04” kodlu dondurma ve diğer yenilebilir buzların toptan ticareti “az tehlikeli”, “60.39.01” kodlu içerik paylaşım sitelerinin dağıtım hizmetleri “az tehlikeli” ve “96.99.15” kodlu söz, isteme ve davet evleri hizmetleri “az tehlikeli” olarak düzenlenmiştir.

Tebliğ Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Tebliğ'in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Anayasa Mahkemesi Tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 27. Maddesinde Yer Alan ve Ad Değişikliği Kararlarının Basın İlan Kurumu Portalında İlanına İlişkin İbarenin İptaline Karar Verilmiştir

 

Anayasa Mahkemesi (“AYM”) tarafından verilen Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesinde iptaline ilişkin 2025/120 E. ve 2025/270 K. sayılı 25.12.2025 tarihli karar (“Karar”), 1 Nisan 2026 tarihli ve 33211 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Karar'da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • Karar, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 27. maddesinin 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan…” ibaresi ile ikinci cümlesine ilişkindir.
  • İptal konusu düzenleme kapsamında, adın değiştirilmesine ilişkin mahkeme kararının nüfus siciline kayıt ve tescil edileceği, ayrıca bu kararın Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunacağı; ilanda hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adını değiştirmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, anne ve baba adı, önceki adı ve soyadı ile mahkeme kararıyla verilen yeni ad ve soyadının yer alacağı belirtilmiştir. 
  • AYM tarafından, söz konusu ilan nedeniyle adın değiştirilmesine karar verilen kişiye ait kişisel verilerin herkes tarafından erişilebilir hâle gelebileceği değerlendirilmiştir.  
  • Karar’da, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında güvence altına alındığı, bu hakka yönelik sınırlamaların kanuni, meşru amaç taşıyan, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerektiği vurgulanmıştır. 
  • AYM, ad değiştirilmesine ilişkin kararların Basın İlan Kurumunun portalında ilan edilmesinin, değişiklikten zarar görebilecek üçüncü kişilerin menfaatlerinin korunması bakımından meşru bir amaç taşıdığını kabul etmekle birlikte; ilanın süresiz şekilde yapılması, ilan süresine ilişkin herhangi bir üst sınır öngörülmemesi ve somut olayın özelliğine göre hâkime ilan edilip edilmeyeceği konusunda takdir yetkisi tanınmaması nedenleriyle bu aracın zorunlu ve ölçülü olmadığı sonucuna varmıştır. 
  • Bu kapsamda, itiraz konusu ibarenin ve fıkranın ikinci cümlesinin tamamının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği ve Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
  • Öte yandan, aynı fıkranın birinci cümlesinin kalan kısmında ad değişikliğinin nüfus kaydına tescil edilmesinin öngörülmesinin kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiş ve bu kısma yönelik başvuru reddedilmiştir.  
  • İptal hükümlerinin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Anayasa Mahkemesi Tarafından 1512 Sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. Maddesinin İkinci Fıkrasına İlişkin İptal Kararı Verilmiştir

 

Anayasa Mahkemesi ("AYM") tarafından verilen 1512 Sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline ilişkin 2025/209 E. ve 2025/276 K. sayılı, 25.12.2025 tarihli karar ("Karar") 1 Nisan 2026 tarihli ve 33211 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Karar'da özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • İptale konu 1512 sayılı Kanun’un 162. maddesi şöyledir:

Noterlerin Hukuki Sorumlulukları

Madde 162 – Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.

(Ek fıkra: 23/6/2022-7413/13 md.) Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.

Noter, birinci ve ikinci fıkralar gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir.”

  • İptal konusu ek fıkranın birinci cümlesinde taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterlerin de sorumlu olduğu; ikinci cümlesinde ise bu zararın devlet tarafından ödenmesi hâlinde devletin sözleşmeyi düzenleyen notere rücu edeceği hüküm altına alınmıştır.
  • AYM'nin yerleşik içtihadı uyarınca noterliğin bir kamu hizmeti, noterlerin ise kamu görevlisi niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.
  • Anayasa'nın 40. maddesinin üçüncü fıkrası ile 129. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ilgililere verdikleri zararlardan dolayı doğrudan bu görevlilere karşı dava açılmasının mümkün olmadığı; tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceği belirtilmiştir.
  • İptal konusu birinci cümlenin söz konusu anayasal güvencelerle bağdaşmadığı sonucuna varılmış ve Anayasa'nın 40. ve 129. maddelerine aykırı olduğu tespit edilmiştir.
  • Birinci cümlenin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan ikinci cümle ile 162. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "...ve ikinci..." ibaresinin de 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptaline karar verilmiştir.
  • İptal konusu kurallara yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin ise koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

Karar'ın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Tarafından Sanayi Sicil Tebliği (SGM 2026/4) Yayımlanmıştır

 

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından hazırlanan Sanayi Sicil Tebliği (SGM 2026/4) (“Tebliğ”) 1 Nisan 2026 tarihli ve 33211 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 

Tebliğ kapsamında özetle aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır:

  • Tebliğ ile 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanunu kapsamındaki işletmelerin sanayi sicili çerçevesindeki başvuru, kayıt, değişiklik, geçerlilik, iptal ve yıllık işletme cetveli hususlarına ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenmiştir.
  • Sanayi sicil belgesi başvurusunda bulunan işletmenin, kayıt için Sanayi Sicil Bilgi Sistemi’nde (“SSBS”) yer alan beyannameyi doğru ve eksiksiz olarak doldurması ve istenilen belgeleri SSBS’ye eksiksiz olarak yüklemesi gerektiği; bir işletmenin birden fazla üretim yerinin bulunması halinde her üretim yeri için ayrı başvuru yapılacağı düzenlenmiştir.
  • Sanayi sicil belgesi başvurusunun, işletmenin üretim yerinin bulunduğu ilin il müdürlüğü tarafından yerinde inceleme yapılarak değerlendirileceği ve uygun bulunması halinde onaylanacağı; faaliyete başlama tarihinin tespitinde işletme tarafından beyan edilen üretime başlama tarihinin esas alınacağı ve sanayi sicil belgesi tarihinin başvurunun tamamlanarak il müdürlüğünün onayına gönderildiği tarih olacağı hükme bağlanmıştır.
  • Aynı adreste faaliyette bulunan birden fazla işletmenin sanayi siciline kaydında fiziki alan bölünmesi, ayrı kapasite raporu ve ortak personel kullanılmaması gibi şartlar aranacağı düzenlenmiştir.
  • Sanayi siciline kayıtlı işletmelerin unvan, fiili üretim yeri adresi ve üretim konusu değişikliği başvurularının onaylanması halinde belge tarihi ve numarası aynı kalacak şekilde sanayi sicil belgesinin yeniden düzenleneceği; devir, birleşme, bölünme ve tür değişikliği başvurularının onaylanması halinde ise yeni tarihli ve numaralı sanayi sicil belgesi düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
  • Sanayi sicil belgesinin geçerliliğinin, işletme tarafından yıllık işletme cetveli verilmesine bağlı olduğu; belgenin sağladığı hak ve muafiyetlerden yalnızca geçerlilik tarihi güncel olan sanayi sicil belgesine sahip işletmelerin faydalanabileceği düzenlenmiştir.
  • İşletmenin üretim yerindeki üretim faaliyetini sonlandırması halinde iptal başvurusu yapılacağı; il müdürlüğü tarafından yapılacak yerinde inceleme neticesinde uygun bulunması halinde sanayi sicil belgesinin iptal edileceği, üretim faaliyetinin sonlandırıldığının il müdürlüğü tarafından tespit edilmesi halinde ise sanayi sicil belgesinin resen iptal edileceği düzenlenmiştir.
  • Sanayi siciline ilişkin tüm işlemlerin e-Devlet girişi yapılarak SSBS üzerinden elektronik ortamda yapılacağı; başvuruların il müdürlüğü tarafından onaylanacağı veya gerekçesi belirtilerek reddedileceği, reddedilen başvuruların ise eksiklikler tamamlanarak yeniden yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
  • Ham madde temin edemediğinden üretim faaliyetine başlayamayan işletmeler bakımından, belirli şartların sağlanması halinde, ilgili yerlere ibraz edilmek üzere işletmenin üretime başladığında sanayi siciline kaydedileceğine dair yazı verilebileceği düzenlenmiştir.
  • 25 Ekim 2014 tarihli ve 29156 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sanayi Sicil Tebliği (SGM 2014/11) yürürlükten kaldırılmış; bu Tebliğe yapılan atıfların yeni Tebliğe yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Tebliğ 15 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Söz konusu Tebliğ’in tam metnine  buradan ulaşabilirsiniz.

 

  1. Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi Rehberi Yayımlanmıştır

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından hazırlanan Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi Rehberi (“Rehber”) 02.04.2026 tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığının resmi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Rehber kapsamında özetle aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:

  • 7524 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/C maddesine eklenen yurt içi asgari kurumlar vergisine ilişkin düzenlemelere dair açıklamalar yapılmıştır.
  • Yurt içi asgari kurumlar vergisi bakımından mükellefiyet esasları ile mükellef türlerine ilişkin detaylı bilgilere yer verilmiştir.
  • Asgari kurumlar vergisine tabi olan ve olmayan mükellefler açıklanmış; uygulama kapsamı netleştirilmiştir.
  • Yurt içi asgari kurumlar vergisinin uygulanmasına ve hesaplanmasına ilişkin esaslar örneklerle birlikte açıklanmıştır.
  • Geçici vergi dönemlerinde asgari kurumlar vergisinin uygulanmasına ilişkin esaslara yer verilmiştir.
  • Enflasyon düzeltmesinin asgari kurumlar vergisine etkileri değerlendirilmiştir.
  • İndirimli oran uygulamaları, mahsup işlemleri ve tasfiye, birleşme, devir gibi özel durumlara ilişkin açıklamalar yapılmıştır.
  • İstisna ve indirimlerin asgari vergi matrahına etkisi detaylandırılmıştır.

Rehber’in tam metnine buradan ulaşabiliriz.

Saygılarımızla,

Zümbül Hukuk ve Danışmanlık

info@zumbul.av.tr

İnternet sitemizde bulunan her türlü bilgi ve belge Avukatlık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile Türkiye Barolar Birliği’nin Avukatlık Meslek Kuralları dikkate alınarak Zümbül Hukuk ve Danışmanlık tarafından yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bu yayınlarda kesinlikle reklam ve/veya ticari amaç güdülmemiştir. İnternet sitemizdeki her türlü bilgi ve belge genel geçer nitelikte olup hiçbir suretle bu yayınların eksiksiz, doğru, güncel ve güvenilir olduğu garanti ve taahhüt edilmemektedir. İnternet sitemizde yer verilen yayınlardaki bilgilerle ilgili olarak bir avukata/uzmana danışmadan söz konusu bilgi ve belgelere dayanılarak hareket edilmemelidir. İnternet sitemizdeki yayınlarda yer verilen linkler kamuya açık kaynaklardan elde edilerek yalnızca ziyaretçilerin diğer bilgi ve belgelere ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla bulunmaktadır. Bu linkler hiçbir şekilde link verilen kişi, kurum ve kuruluşları tavsiye ve/veya onay anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki yayınlar hiçbir şekilde hukuki danışmanlık sunulması veya internet sitemize herhangi bir suretle ulaşan ziyaretçiler ile avukat-müvekkil ilişkisi oluşturulduğu anlamına gelmemektedir. İnternet sitemizdeki tüm içerikler Zümbül Hukuk ve Danışmanlık mülkiyetindedir ve hiçbir içerik yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve atıf yapılmadan kullanılamaz.